|
Kedilerde
Üreme
Kısırlaştırılmayan
dişi yavrular, daha bir yaşını tamamlamadan cinsel olgunluğa
ulaşır ve ilk kızgınlığa gelirler.
Bu
durumdaki bir kedi durmadan bağırır, dışarı sıvışarak kendisine
bir oynaş bulabilmek için yeri göğü paralar. Huzursuz bir
halde yuvarlanır durur.
Çiftleşen
hayvanın huysuzluğu geçer. Çiftleşmeyen dişi kedi, birkaç
gün sonra sükunete erer, fakat aradan kısabir zaman geçince
yeniden aynı duruma gelir ve bu hal bütün yıl devam eder.
Dişilerin
kızgınlık devrelerinde, onun bağırmasını duyan bütün çevre
kedileri; damlarda, duvar üstlerinde, ağaç tepelerinde aşk
uğruna hayli çetin kavgalara, kahramanlık gösterilerine girişirler.
Eğer cins bir kedimiz varsa ve onun olur olmaz sokak kedileriyle
çiftleşmesini istemiyorsak, ona layık bir eş buluncaya kadar
iyi bir göz hapsinde tutmamız gerekir. Birkaç çiftleşme, dişinin
döllenmesini sağlar.
Kedinin
gebeliği de köpeklerdeki gibi dokuz hafta sürer. İlk 4 hafta
içinde hayvanın bakımında herhangi bir değişikliğe lüzum yoktur.
Bundan sonraki günlerde ona bir miktar süt ve bolca su vermek,
yiyeceğine biraz balık yağı ve pek az da kemik unu katmak
faydalıdır.
Gebeliğin
son haftasında süt bezleri genişler ve memeler sişer. Bundan
sonra da onun rahatça yavrulaması için uygun ve sakin bir
kösede 60x60 cm. Genişliğinde bir yuva hazırlanır.
-Dişinin
iştahı yerinde ve genel durumu normal görünüşte ise doğumun
birkaç gün gecikmesinden telaş edilmemelidir. Fakat hasta
görünüşlü bir hayvanın doğurmasındaki gecikme, bir veterinerin
yardımını gerektirecek önemli bir sebepten ileri gelebilir.
Hayvanda doğum ağrıları görüldükten bir buçuk saat sonraya
kadar yavrular gelmezse bir veterinere başvurulması lazımdır.
Yavrulardan birinin yarısı çıktığı halde kurtulup çıkamıyorsa
onu tutup çekmek faydalıdır. Eğer böyle de çıkarılamıyorsa,
işi derhal bir veterinere bırakmak gerekir.
Anne,
doğan yavrularını birer birer yalayıp kurutur; fakat hepsi
doğmadan onları emzirmek istemez. Bu sırada onun yanında taze
içme suyu bulundurulmalıdır. Bütün yavruların doğumu tamamlandıktan
ve yavrulardan sonra gelen 'son'u da yiyerek temizledikten
sonra biraz dinlenir. Ona bu zamanda bir fincan tabağı içinde
süt verilmesi iyi olur.
Eğer
doğum sırasında veya yavrular birkaç günlükken anne ölürse,
öksüz yavruların bir veya ikisini, yeni doğurmuş başka bir
kediye vermek mümkün olabilir. Bunun için süt anneden biraz
süt sağılarak öksüz yavruların üzerine sürülürse, hayvan bunları
kendi yavruları sanarak emmelerine fırsat verir. Fakat ona
bu hileyi kabul ettirmek mümkün olmazsa, ısrar edilmemelidir.
Aksi halde süt anne, kendi yavrularıyla birlikte onları da
öldürebilir. Öksüz yavrular iki haftalık olduktan sonra azar
azar verilmek şartıyla inek sütü ile beslenebilirler.
Yavrular
doğar doğmaz sürünerek hareket edebilirler. Fakat onuncu günden
önce gözleri açılmaz. Üç haftalık oluncaya kadar analarını
emer, ondan sonra da ona verilen yiyeceklerden azar azar çöplenmeye
başlarlar. Bu zamanda yavrulara günde iki veya üç defa inek
sütü verilmeye başlanır. Bütün yavrular sütü yalamayı öğrendikten
sonra buna biraz yulaf unu, birkaç gün geçince de çok ince
et parçacıkları katılır.
Bir
hafta daha geçince yavrulara günde iki öğün süt, iki öğün
de et veya balık olmak üzere dört öğün yiyecek verilir.Yavrular
yedi sekiz haftalık olup ana sütünden kesilmeden analarının
yanından alınmamalıdır.
Yavrularda
Cinsiyet
Erkek ve dişi yavruları ayırt
etmek oldukça kolaydır: Yavru bir elle tutulup öteki elle
kuyruğu kaldırılarak gerisi incelenirse, burada birbirinin
altına yerleşmis iki delik görülür. Bunlardan üstte olanı,
sindirim artıklarının dışarı atıldığı anüstür. Alttaki delik,
erkek yavrularda küçük ve yuvarlak olup, anüsle arasındaki
açıklık 12 mm. kadardır. Dişi yavrularda ise alt delik, dikey
bir çizgi halindedir ve anüsün ancak 5-6 mm..altında bulunur.
Sayfa
başı
|