|
Haberler
>Kedilerde
Diyabet
>Kedi
mırıltısının tedavi edici özelliği var mı?
>Öğrencilere
Mecburi Gönüllülük Dersi Geliyor
>İşte
Dostluk!
>Van
kedisi besleyenlere 50'şer milyon lira
>Hayvanseverler
Devlete Kızgın
>'Vitrindeki kedi'
Şeker neden öldü?
>Ev hayvanlarına doğurmak serbest
Kedilerde
Diyabet
Tekir'in Yeri / Esi Taviloğlu
"Merhaba ben Tarçın.
Hikayem, 26 Ekim 1991
yılında Ordu'nun Perşembe ilçesinde başladı. Annem Sarıkız'ın
4 yavrusundan biriyim. Eğer Fatoş annem bizi orada bıraksaydı,
Perşembe'nin bir köyünde özgür ama yarı aç, güvensiz, kısa
bir yaşamımız olacaktı Hangisi daha iyi olurdu, bilemiyorum.Doğduğumdan
itibaren damak tadı iyi olan bir kediydim. Sarıkız annemin
sütünü içer, doymadığımı belli edince de Fatoş annem beni
damlalıktaki sütle besler, sonra da havaya kaldırıp: "kocaman
ol" derdi, oldum (9.5 kiloyum) işte. Kabahat bende değil
yani."
Bu satırların sahibi Tarçın, 2.5 yıldır
(tespit edilebildiği tarih) Tip-2 diyabetli. 1 yıla yakın
insülin tedavisi görmüş. Annesi Dr. H. Fatoş (GÜR) AKINOĞLU,
diyabetli bir kediyle yaşamı, deneyimlerini diğer kedi sahipleriyle
de paylaşmak, kediseverlere bu konuda rehber olmak amacıyla
bir web sayfası hazırlamış: "Tarçın'ın hastalığı, şimdilerde
regüle olmuş görünüyor ama zaman zaman iniş çıkışlar yaşıyoruz.
Buna rağmen, ikimizde diyabetle başetmeyi, onunla yaşamayı
öğrendik. Beslenmeden, insülin miktarına, insülin kalemlerinden,
glukometer cihazlarının türleri, avantaj-dezavantajlarından
kullanımına, kulaktan kan alma yöntemlerine, neuropathy'e
kadar pek çok konuda deneyimimiz oldu. Üstelik elimizde 2.5
yıllık kan şekeri kayıtları var (pek çok insanın bile yok).
Tüm bu deneyimleri, başka hayvanlar da yararlanabilsin diye
Tarçın'ın web sayfasına koydum. Sayfamızın amacı, Diabet'in
sadece insanların hayatını değiştiren bir hastalık olmadığını;
bizlerin de bu sıkıntıları yaşadığımızı duyurmak. Elimizdeki
bilgiler, gerçekten de çok değerli. Gereksinim duyanlarla
paylaşmak, bizim için keyif olacak."
Tarçın'ın hikayesini ve hastalığıyla
ilgili detayları merak ediyorsanız, sayfasına gözatmanızda
yarar var: http://www.geocities.com/f_akinoglu/tarcin
Sayfa
Başı
Öğrencilere
Mecburi Gönüllülük Dersi Geliyor
Öğrencilere 'toplum hizmeti' dersi.
Belirli saat hayır işi yapmayana sınıf geçmek yok. İlköğretim
okullarında "gönüllü çalışma" projesi bu yıl 6 ildeki
100 pilot okulda başlıyor. Öğrenciler "zorunlu olarak"
belirli süre hayır kurumlarında çalışacak.
En az 15 saat
Birinci sınıf öğrencileri yılda en az 15 saati, son sınıf
öğrencileri de 60 saati buna ayıracak. Bu süreyi dolduramayan
karne alamayacak ve okuldan mezun olamayacak.
Sosyal öğrenci
Öğrencileri küçük yaştan itibaren sosyalleştirmeyi amaçlayan
bu uygulama gelecek yıl bütün ilköğretim okullarını kapsayacak.
İşte yeni ders programı
* Kimsesizler yurdunu ziyaret
* Gönüllü çevre kuruluşlarında çalışmak
* Hayvan derneklerinde faaliyet
* Engellilere yardım
* Huzurevi ziyaretleri
Öğrencilere 'zorunlu duyarlılık'
dersi geliyor
İlköğretim öğrencileri huzurevleri,
çocuk yuvaları ve hayvan derneklerinde "zorunlu gönüllü"
olarak çalışacaklar. Gerekli "hizmet saatini" doldurmayan
öğrenci karnesini alamayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı bir ilke imza
atarak, zorunlu da olsa ilköğretim öğrencileri için 'gönüllü
çalışma' projesini uygulamaya koyuyor. İlköğretim birinci
sınıftan itibaren öğrenciler 'zorunlu olarak' yılda belli
saat huzurevi, çocuk esirgeme, çevre kuruluşu ya da hayvan
haklarını savunan derneklerde gönüllü çalışacak. 'Zorunlu
gönüllü çalışma süresini' dolduramayan öğrenci bu çalışmayı
yapana kadar karnesine ulaşamayacak. Milli Eğitim Bakanlığı'nın
Ankara'nın dışında pilot il olarak seçtiği Bolu, İstanbul,
İzmir, Van, Hatay ve Trabzon'daki 100 ilköğretim okulunda
başlatacağı müfredat değişikliği ile artık 'gönüllü toplum
hizmeti'ni yerine getirmek şart olacak. İlköğretim birinci
sınıftan itibaren öğrenciler yaş gruplarına göre belli yılın
belli saatlerini sosyal hizmet veren kurumlarda çalışarak
geçirecekler. Örneğin ilköğretim birinci sınıf öğrencisi en
az 15, sekizinci sınıf öğrencisi en az 60 saatini 'toplum
hizmetine' verecek. Aksi halde karne almaları hayal olacak.
Toplum hizmetini yerine getirmeyen öğrenci, sorumlu olduğu
'hizmet saatini' doldurduğunu kanıtladıktan sonra karnesine
kavuşabilecek. Her yıl karneyi almaları ve dolayısıyla mezun
olabilmeleri için öğrencilerin bu zorunluğu tamamlamaları
gerekiyor. MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ziya
Selçuk 2004-2005 öğretim yılında pilot illerdeki 100 okulda
hayata geçirilecek uygulama ile ilgili bilgi verdi. Bu okullarda
yapılan müfredat değişikliği kapsamında da 'öğretmen odaklı'
yerine 'öğrenci odaklı' bir modelin uygulanacağını anlatan
Selçuk, "Ancak iddia edildiği gibi öğretmen dışlanmayacak.
Öğretmenin olmadığı bir sistem başarılı olmaz. Sadece bu sistemde
öğrencinin aktif olduğu zaman daha fazla olacak" diye
konuştu.
SOSYAL YAN ARTACAK
Türkiye'de eğitim sisteminin 'öğretim ağırlıklı' olduğu eğitim
ve davranış değiştirmenin ikinci planda yer aldığını vurgulayan
Selçuk, eğitimin sosyal yanını güçlendirmek için de 'Toplum
hizmeti' uygulamasına geçileceğini belirtti. Bu programda
öğrencilerin birinci sınıftan itibaren yılın belli saatlerini
gönüllü kuruluşlarda çalışarak geçireceklerini ifade eden
Selçuk, şöyle konuştu: "Çocuklar kimsesizler yurdu, gönüllü
çevre kuruluşları, hayvan dernekleri, engelliler, huzurevleri
gibi konularda gönüllü toplum faaliyetlerinde bulunacaklar
ve gönüllü çalıştıklarını belgeleyecekler. İlk olarak bu öğretim
yılında 100 okulda başlayacak bu uygulama ve müfredat değişikliği
2005-2006'da tüm okullarda başlayacak.
Sabah Gazetesi
12.08.2004
Sayfa
Başı
İşte
Dostluk!
Tekir'in Yeri
Ziyaretçilerimizden Emrah Topal, yazlıktaki dostlarının fotoğraflarını
göndermiş bize. Bu görüntüleri sizin de görmenizi istediğimizden
yayınlıyoruz. Fazla söze ne gerek?
Sayfa
Başı
Van
kedisi besleyenlere 50’şer milyon lira
Hürriyet
Gazetesi 09.06.2004
Van Valiliği’nin, ‘Van Kedisini
Koruma ve Neslini Yaşatma Projesi’ kapsamında, evlerinde kedi
besleyenlere ayda 50 milyon lira ödeme yapılmaya başlandı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi
ve Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr.
Zahit Ağaoğlu, ilk etapta beş milyar lira harcanarak mikroçip
ve optik okuyucular aldıklarını belirtti.
Ağaoğlu, ‘Teşvikten yararlanmak
için getirilen kedinin önce Van kedisi özelliklerini taşıyıp-taşımadığını
tespit edeceğiz. Daha sonra da pirinç büyüklüğündeki mikroçipler
kedinin kulağına yerleştirilecek. Optik okuyucular sayesinde
de kedinin tüm takip ve tanımlamaları yapılabilecek’ diye
konuştu. Van’da bugüne kadar aylık 50 milyon liradan faydalanmak
isteyen 150 kişi valiliğe başvurdu. Sayfa
Başı
Hayvanseverler
devlete kızgın
Birgün Gazetesi 24.05.2004
AB uyum yasaları çerçevesinde bir
Hayvan Hakları Yasası hazırlayan AKP Hükümeti, hayvanseverlerin
işini zorlaştırdı. Hayvanseverlere ve ilgili hiçbir tecrübeli
kuruma danışılmadan hazırlanan yasa apar topar meclisten geçti.
AKP Hükümeti tarafından çıkartılan
yeni Hayvan Hakları Yasası, hem hayvanların hayatını hem de
hayvan bakmak isteyenlerin işini zorlaştırıyor. Yeni kanunun
amacı, ''hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve
uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap
ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını,
her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır'' şeklinde
ifade edilse de hayvanseverler, sekiz yıldır çıkmasını bekledikleri
kanunun bir iki ufak madde dışında hayvanların korunmasına
yönelik olmadığını düşünüyor.
Hayvanseverler yasadan endişeli
Yasanın AB'ye uyum yasaları çerçevesinde
apar topar çıkarılmaya çalışılan bir yasa olduğunu vurgulayan
Hayvanlari Koruma Derneği 2. Başkanı Gamze Erkök, öncelikle
bu yasanın, hayvanlarla ilgili herhangi bir tecrübeli kuruluşa
danışılmadan hazırlandığını öne sürerek, "AB'ye uyum
yasaları çerçevesinde apar topar (!) çıkarılmaya çalışılıyor.
Bu hali ile hayvanların şu anki durumunu iyiye götürmesi mümkün
değildir. Birkaç önemli noktayı vurgulayarak neden apar topar
çıkarıldığını açıklayalım.
* Evimizde hayvan beslememiz yasal
olmadıktan sonra böyle bir yasanın ne anlamı var?
* Şu an Yargıtay kararına göre evlerde
hayvan beslemek yasak, bu yasanın öncelik olarak bu hakkı
sağlaması gerekiyor,.."
Ayrıca, yasanın çıkması halinde hayvan
itlafının resmen yasallaşacağını savunan Erkök, şöyle devam
etti:
''Çünkü bu tasarıda bahsi geçen 3285
Adli Zabıta Yasası'na göre kuduz şüphesi durumunda ispatsız
belgesiz itlaf yapılabiliyor. Sadece 'şüphe' il sınırları
içindeki tüm hayvanların itlaf edilmesine yetiyor. Zabıta
kanunun bu yasada hiçbir şekilde yeri olmamalıdır. Bir diğer
ilginç nokta, bu yasanın apar topar çıkarılmaya çalışılması.
Yasanın üzerinde düşündük ve bulabildiğimiz en iyi açıklama
şu oldu:
Tasarının önceki metninde mali gelir
kaynakları olarak, hayvanlar üzerinden para kazanan bazı kuruluşlardan
ayrılacak pay gösterilmişti. At yarışlarında oynayan biletlerden
en az yüzde 4, Petshop gibi hayvan ve hayvan malzemesi satış
yerlerinden perakende satış tutarının yüzde 2, Türk Hava Kurumu
tarafından toplanan kurban derisi gelirlerinden yüzde 20,
Hayvanat bahçesi ve sirk giriş gelrilerinden yüzde 3, Hayvan
ve hayvan malzemesi ithalatı/ihracatı yapanlardan ithalat/ihracat
bedelinin yüzde 2 oranındaki paylarının istenmesi talep ediliyordu.
Bu son derece mantıklı bir öneriydi, özellikle Jokey Klübü'nden
de pay alınması gerekir.
Çünkü, at yarışları bir kumardır, çok
büyük paralar dönmektedir ve tamamen hayvanlar sırtından,
hayvanlara eziyet yapılarak kazanılan bir paradır. Madem hayvanlar
üzerinden para kazanılıyor, bu paranın belirli bir yüzdesinin
etik olarak hayvanlarla ilgili faaliyetler için harcanması
gereklidir."
Hayvanlar üzerinden para kazananların
dayatması
Jokey Klübü ile birlikte diğer payların
da yüzdelerinin yasanın yeni versiyonundan çıkarıldığını vurgulayan
Gamze Erkök, ''Bu durum kafamızda çok büyük bir soru işareti
uyandırdı. Acaba bu yukarda saydığım kuruluşlar kendilerinden
tahsis edilecek yüzdelere karşı çıktıkları için mi bu tasarı
yangından mal kaçırır gibi çıkarılmaya çalışılmaktadır? Şu
hali ile tüm mali yük Çevre Bakanlığı'nın kısıtlı bütçesi
üzerindedir, önerilen bu kadar çok faaliyet kısıtlı bir gelirle
nasıl gerçekleştirilebilir? Bunları sormak lazım.'' diye konuştu.
Para cezası yerine hapis olmalı
Bu arada, yasanın bu hali ile bir yaptırımı
olmadığını da ileri süren Erkök, para cezalarının zengin kişiler
için bir yaptırım olmadığını savundu. Erkök, ''Hapis cezası
konmadığı takdirde köpek dövüşlerinden 50 milyarlar kazanan
bir kişinin bu parayı ödeyip faaliyetlerine devam etmesi işten
bile değildir. Yaptırımı az olduğundan ve maddeler sadece
bir öneri niteliği taşıdığından bu yasa mevcut versiyonlari
gibi bir 'Aferim oğlum' yasası olmaktan öte gidemeyecektir"
dedi.
Hayvanları Koruma Derneği 2. Başkanı
Gamze Erkök, kanunun yıllardır bekletilme gerekçesinin, Jokey
Klübü'nün kendisinden alınması öngörülen paya itiraz etmesi
olduğunu söyledi. Klübün itiraz ettiği pay ve diğer tüm paylar
ortadan kaldırılır kaldırılmaz hayvanseverlerin ve tecrübeli
hayvan kuruluşlarının değerlendirmeleri alınmadan apar topar
yasanın çıkarıldığını ifade eden Erkök, ''WSPA gibi kuruluşların
görüşleri dahi gözönüne alınmadan apar topar yasa çıkarılıyor.
Demek ki bu yasa aslında hayvanları umursamıyor ve kişisel
çıkarlar ön planda tutuluyor'' dedi.
İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Orhan Kural: Yasa hayvanların aleyhine Bu arada, çevreci
ve hayvansever kimliğiyle tanınan İTÜ Maden Fakültesi Öğretim
Üyesi Prof. Kural, yeni çıkarılan yasada bir kaç koruyucu
madde dışında yasanın hayvanların aleyhine olduğnu savunarak,
''Bu yasa hayvanların öldürülmesinden yana. İtlaf maddesiyle
birlikte hayvanların öldürülmesine izin veriyor. Kuduz vakkasında
öldürme hakkı tanıyor. Ben bu yasanın çıkmasından yana değilim.
Yasa çok fazla değişikliğe uğradı. Evde hayvan besleyenlerin
eğitimden geçmesi gerekecek. Zorlaştırıcı bir yasa.Sokakta
yaşam zordu artık evdede zor olacak'' dedi.
İşte hayvanseverleri tedirgin eden
diğer maddeler:
- Yeni yasa hayvanlara kötü davrananlara
para cezası öngörürken; hayvan edinmeyi de zorlaştırıyor.
Bundan sonra köpek sahibi olmak isteyenler eğitimden geçecek.
AKP hükümetinin sadece bu madde de dahil AB'ye girmek adına
bazı maddeleri dayatmasından endişe eden hayvan severler endişeli.
- Bu arada, yasada tedirginlik yaratan
diğer bir madde de yasanın 5. maddesi. Bu maddede, ''Bir hayvanı,
bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak
sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın
türüne ve üreme yöntemine uygun olan çeşitli ihtiyaçlarını
temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre
sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür''
deniliyor.
Bu madde kapsamında hayvan edinmek,
artık eğitime bağlanıyor. Hayvan bulundurma ve sahiplenme
şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili
usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye
verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler de
Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Öte yandan, yasanın hayvan severler
arasında en çok tartışılan maddelerinden birisi de 14. madde.
Sabıkalı hayvanlar olarak tanımlanan ''Pitbull Terrier, Japanese
Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini,
ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek,
sergilemek ve hediye etmek'' yasaklıyor bu maddeye muhalefetin
hayvansevere getirdiği ceza faturası ise hayvan başına 2 milyar
500 milyon lira... Yasanın yürürlüğe sokulmasından önce ülkeye
sokulan bu tür hayvanların ise kayıda alınarak 6 ay içerisinde
kısırlaştırılması zorunlu hale getiriliyor. Ancak hayvanseverler
bu madde konusunda ikiye bölünüyor. Bir kısmı, bu maddenin
de maddi geliri yüksek olan hayvan bakıcılarını etkilemeyeceğini
düşünürken; bir kısmı ise hayvanlarından ayrılmak istemiyor.
- Yasanın diğer bir maddesi de ''Bir
hayvan neslinin soyunu yok decek müdahalede bulunanlara da
hayvan başına 7 buçuk milyar lira para cezası verilecek''.
Bu yasa da hayvanseverleri ikiye bölen yasalardan biri. Ancak,
Yasayı çıkartan AKP Hükümeti'nden bir milletvekili'nin, ''Ne
yani ben şimdi evimde sinek öldürsem 7.5 milyar lira mı ödeyeceğim''
dediği ileri sürülüyor.
- Başka bir madde de çocukları ilgilendiriyor.
Hayvan sevgisinin çocuk yaşlarda geliştiğini ve hayvanlara
en bağlı yaş grubunun çocuklar olduğunu unutan devlet, çıkarttığı
bu yeni yasa ile birlikte 16 yaşından küçüklere hayvan satanlara
da 250 milyon lira para cezası verilmesini öngörüyor.Sayfa
Başı

'Vitrindeki kedi' Şeker neden
öldü?
Milliyet Gazetesi 15.04.2004
Nişantaşı sakinleri tarafından
'vitrindeki kedi' olarak bilinen 'Şeker'in ölümü, sahibiyle
veterinerini birbirine düşürdü
İstanbul Nişantaşı'nda bir mağaza vitrininde
yaşayan 'Şeker' adlı kedi, 6 Nisan günü yapılan kısırlaştırma
ameliyatından iki gün sonra ölünce, sahibiyle veteriner birbirine
girdi.
Kedinin sahibi Uğur Özügenç, "Vitrindeki kedimiz Güzelbahçe
Veteriner Kliniği tarafından katledildi. Dr. Ali Erkal (Katleden)
telefonu...." notunu vitrinine astı. Erkal'dan şikâyetçi
olan Özügenç, "Ameliyat sonrası arka iki bacağı felçti.
Araştırdım, kan tahlili yapılmadan narkoz verilince olurmuş.
Ölüm nedenini veteriner açıklayamıyor. Şeker ölmedi, öldürüldü"
dedi.
Erkal: Risk aldılar
Veteriner Erkal da, bu yazı ve rahatsız edildiği gerekçesiyle
savcılığa suç duyurusunda bulundu ve şöyle konuştu: "Ameliyattan
10 saat sonra kedide karaciğer ve böbrek yetmezliği belirledik.
Hasta sahibi onaylarsa, kan tahlili yapıyoruz. İstemediler,
riski kabul ettiler." Sayfa
Başı

Ev hayvanlarına doğurmak serbest
Hürriyet Gazetesi 10.04.2004
TBMM’de görüşülen Hayvanları Koruma
Tasarısı’nda, kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan
yerlerde beslenen ev ve süs hayvanlarının sahiplerince kısırlaştırılmasını
mecbur kılan hüküm tasarıdan çıkarıldı.
TBMM Çevre Komisyonu’nun alt komisyona
havale ettiği Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı üzerindeki
ilk değişiklik dün yapıldı. ‘Hayvanların korunmasına ilişkin
temel ilkeler’ başlıklı bölümde yer alan ‘Kontrolsüz üremeyi
önlemek amacıyla toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan
ev ve süs havyanlarının sahiplerince kısırlaştırılmalarının
temini esastır’ hükmü CHP’nin tepkisini çekti.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman,
bu hükmün özel yaşam alanlarında beslenen hayvanlara sahiplerince
kısırlaştırma zorunluluğu getirdiğini belirtti. Ev hayvanlarının
zamanla aile bireylerinden biri olduğuna dikkat çeken Arıtman,
‘Herkes torun mürüvveti görmek ister. Evde beslenen hayvan
da ailenin bireyi ise onun da çocuğunu görmek sahibinin hakkıdır.
Bu hüküm yanlıştır’ dedi.
Bu sözler AKP’li üyeleri ikna etmeye
yetti. AKP’li Fuat Geçen, bu sözlere, ‘Arıtman’ın bu lüksünü
kabul edelim’ diyerek destek çıktı.
Sayfa
Başı
|