|
|
Ünlü
Kediseverlerle Söyleşiler
>Türkiye'nin
ilk ve tek vahşi doğa fotoğraf sanatçısı Süha
Derbent
>Kedilerin ressamı Selin Işın
>Karikatürist-yazar Necdet Şen
>Yazar Gökhan Akçura
>Ressam Oya Kınıklı
Yazar
Gökhan Akçura
ile Söyleşi
Gökhan
Akçura Ocak 2003'de bizlere harika bir kitap kazandırdı: "Kedi
Kitabı". Kedi Kitabı, şuan ikinci baskısıyla kitapçılarda.
Kedisever olsun veya olmasın (kedisever olmayanlara belki
kedileri sevdirttirebilir!) bu kitabı okumanızı öneririz.
Kedi
Kitabı'nı derleyen Gökhan Akçura'yla kedili bir e-söyleşi...
Kedi
Kitabı'nı çıkarmak nereden aklınıza geldi?
Kedi Kitabı'nın tohumları ilk kez Mesut Cemil hakkında yazdığım
biyografik yazı ile atıldı. Bu yazı "Sadece kedi öyküleri
yazan adam: Mesut Cemil Tel" adını taşıyordu ve Kedi Dergisi
için yazılmıştı. Yazıyı kaleme alırken, elbette Mesut Cemil'in
kedi öykülerini de gözden geçirmiştim. Yirmiyi aşkın öykü
yazmıştı. Sonra, Alper Ceker'in derlediği Çağdaş Türk Edebiyatında
Kedi Hikayeleri yayınlandı. Bu derleme başta Mesut Cemil olmak
üzere, bir çok önemli öykücüyü dışarda bırakmıştı. Bununla
ilgili bir eleştiri yazısını da Express dergisinde yayınladım.
Kedilerle ilgili edebiyata olan merakım devam ediyordu. Populer
Tarih dergisinde de bizdeki kedi kültürü ve edebiyatımızda
kedi konulu bir makalem yayınlandı (bu yazının genişletilmiş
hali, Kedi Kitabı'nın giriş yazısı olarak kullanıldı). Dosya
giderek kalınlaşıyordu. Yayınevimle "Ivır Zıvır Tarihi Arşiv"
dizisini yapmaya karar verince ilk aklıma gelen kitap da Kedi
Kitabı oldu. Yılbaşının gündemde olması nedeniyle birinci
kitap Yılbaşı Kitabı olsa da, benim dizi için ele aldığım
ilk çalışma Kedi Kitabı'dır.
Sizdeki kedi tutkusu kediniz Pati'yle karşılaştığınız anda
mı başladı; yoksa bu tutkunun temeli cocukluğunuza mı dayanıyor?
Açıkçası bundan sekiz yıl kadar önce köpekçiydim. Daha
doğrusu bir köpeğim vardı, adı da Koko'ydu. Onunla da sekiz
yıl birlikte yaşadık. Sonra bir Bodrum seyahati sırasında
Bafa gölünün kıyısında ya akrep, ya da yılan tarafından ısırılarak
zehirlendi ve hemen öldü. Bu beni çok etkiledi. Eşimle seyahati
yarıda bırakıp İstanbul'a döndük. O yaz zehir oldu. Yaz sonunda
hayatıma adeta zorla girdi Pati ve onunla kedileri tanımaya,
anlamaya ve sevmeye başladım.
Pati
nasıl bir kedi?
Pati bir otoparkta yaşıyordu. Genç bir kediydi bulduğumda
(yani onun beni bulduğunda). Tahminen sekiz dokuz aylık… İri
kafalı , biraz güdük gövdeli bir tekirdi. Otomobilimize bindi
ve eve bizimle geldi. O zaman bir iki gün sonra geri götürürüm
diye düşünüyordum. Koko'nun ölümünün acısı, bana artık başka
bir hayvanla birlikte yaşayamayacağımı düşündürüyordu. Pati
eve girince iki ay kadar hiç dışarı çıkmadı. Sonra onu artık
geri götürmeyeceğime ikna olunca, yavaş yavaş dış ziyaretler
yapmaya başladı. Bir süre sonra; daha çok sokakta, canı yemek
ve minder isteyince de evde yaşamaya başladı. Kendileri erkektir
ve altı yaşına kadar ameliyatsız yaşamıştır. O kadar bağımsız
yaşıyordu ki, yazları tatile giderken onu sokağa bırakır,
bir ay kadar ayrı kalırdım. Dönünce beni bulurdu. Arada başka
sahipler de edindiğini oğrenirdim. Ama ben hep esas oğlandım.
Sonra bu sefahat merakı kötu sonuçlar doğurmaya başladı. Bir
gün yanağında koca bir yara ile geldi, ameliyat edildi ve
dört ay kadar hiç sokağa çıkmaması gerekti. Buna çok tepki
gosterdi. Sonra veterinerim beni onun ameliyat edilmesine
ikna etti (buna karşıydım çünkü). Ama kırılan dişleri, bozulan
sağlığı ve artan yaralarının ikna edici etkisiyle razı oldum.
Ameliyattan sonra çok daha yakın bir ilişkimiz oldu. Daha
evcil, daha yumuşak bir kedi haline geldi. Ayrıca (belki de
yaşı ilerlediği için) ameliyat olumsuz bir etki de yaratmadı
psikolojisinde ( biraz daha şişmanladığını itiraf etmeliyim
ama). Şu an kendileri tahminen sekiz yaşın üzerinde, sürekli
diyet mama ile beslenen, mutlu bir kedidir.
Kedi
Kitabı, içeriğindeki birbirinden güzel yazılar dışında, görsel
açıdan da oldukça renkli. Tan Oral'dan Behiç Ak'a, bircok
ünlü çizerin siyah-beyaz kedi resimleri süslüyor sayfaları.
Bu fikir nerden aklınıza geldi?
Benim bütün kitaplarımda görsel malzemenin onemle ele alındığını
görebilirsiniz. Ivır Zıvır Tarihi'nin esas kitaplarında renkli
malzeme de kullanabiliyorum. Ama bu arşiv dizisinde ( benim
isteğimle, satış fiyatı daha ucuz olsun diye) görsel malzemenin
siyah beyaz olmasına karar verdik. Kedi teması etrafında bileceğiniz
gibi çok fazla çalışılmış. Ama siyah beyaz baskıda renkli
malzemenin iyi basılamayacağını düşünerek, resim hüviyeti
taşıyan çalışmaları dışarda bıraktım. Bu nedenle kitapta karikatür,
desen ve grafik çalısmalar öne çıkıyor…
Gülriz Sururi'nin kedilerle ilgili bir yazısını veya Peyami
Safa'nin kedi tutkunu olduğunu ve bunun gibi niceleri ilk
kez Kedi Kitabi'nda okudum. Türk Edebiyati'nın ünlü isimlerinin
kedilerle ilgili yazılarından oluşan bu kitabı derlemek oldukça
köklü bir araştırmaya dayanıyor olsa gerek...
Bu türden antoloji yapmak aslında çok da kolay değil.
Daha önce dizinsel, ya da tematik araştırmalar yapılmamış.
Her şeyi kendi başınıza halletmek zorundasınız. Kitaplığımı
ayrıntılı olarak taramak dışında, bu konuda bilgisi olabileceğini
düşündüğüm arkadaşlarımı da aradım. Onlardan da yardım aldım.
Kedi Dergisi gibi daha önce çıkmış, içinde bu çalışmaya alabileceğim
metinler olabileceğini düşündüğüm yayınları da taradım. Gülriz
Sururi, Selma Emiroğlu, Cahit Kayra gibi isimler de daha önce
hiç bir yerde yayınlanmamış öykülerini verdiler bana. Sonunda
çok büyük bir yekun oldu. Epeyce elemek zorunda kaldım. İşin
toplama dışında oldukça zahmetli bir diğer yanı da izinlerdi.
Tüm yazar ve çizerlerden (ulaşamadığım bir ikisi hariç) tek
tek izin istedim. Çalışmalarının bu antolojide yer alması
için. Bunun mutlaka yapılması gerekiyordu bence. Yazar ya
da çizerin ürünlerinin bir başka yerde yayınlandığını tesadüfen
öğrenmelerinin doğru bir şey olmadığını düşünüyorum.
Yazarların kedi tutkusunu biliyoruz; ama bazı yazarların
da tekir kedilere karşı tutkuları başka oluyor. Sizde de var
mı ?
Evet, tekirleri daha çok seviyorum belki. Pati tekir olduğundan,
onun akrabaları olarak mi görüyorum onları acaba? Yoksa "tiger-
tekir" cağrışımı (ya da türetmesinin) etkisinde mi kalıyorum?
Şaka bir yana, çok çirkin ve huysuzlar dışında bütün kedileri
severim. Mahallemde de bir çok kedi arkadaşım var.
Köpek Kitabı da geliyor...
Asırlardır
bir köpeğin değil de, hep bir kedinin edebiyata malzeme olmasını
ya da her yazarın bir kedisi olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kedilerle ilgili yazılar evet çoktur. Ama abartılacak kadar
değil. Bir Köpek Kitabı hazırladığımın müjdesini ( ya da fanatik
kedicisiyseniz 'sükut-u hayali'ni mi diyelim) vereyim burada.
Ama benim beğendiğim yazarların çoğu kedi seviyor. Özellikle
erkekler açısından kedi sahibi olmak, bence kişiliğinin kalitesi
açısından olumlu bir puan. Bu konuda daha fazla konuşturmayın
beni!
Peyami Safa: "Ben kedimden daha aptalım, işte masanın üstünde
bir sürü kitap. Okuyorum, okuyorum da gene kedim kadar oğrenemiyorum."
Kediler aslında harika öğretmenler, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle doğru. Ben köpeğim Koko'dan bir şey öğrenmedim.
Evet onu çok seviyordum ama gerçek bu…Ama Pati beni adeta
değiştirdi. Öncelikle daha yumuşak, anlayışlı, dikkatli olmayı
öğrendim (kedi sahibi olup da bunu öğrenmemek mümkün mü).
İstediğim zaman değil, beyefendi istediği zaman sevmeyi ve
onun istediği gibi sevmeyi öğrendim ( sıkıysa öğrenmeseydim).
Şaka bir yana bu bağımlı ilişkimden hoşlanıyorum. Tamam biraz
mazohist bir ilişki ama, bazı şeylerin bedelleri vardır. Küçük
bir kaplanla birlikte yaşamak, öyle kolay kolay ele geçecek
bir ayrıcalık değil elbette…
Kadınların kedi, erkeklerin köpek
tutkusu
Edebiyatçılar kediyi kadına benzetiyorlar. Yine kedileri
daha çok kadınların sevdiğini, erkeklerin ise daha çok köpek
sevdiklerini vurguluyorlar. Tevfik Fikret, 'Zerrişte' adlı
şiirinde sevdiklerini kediye benzetiyor. Daha çok sanatçı
ruhlu erkeklerin kedi sevdiği gözlemleniyor. Nedir bu kadınların
kedi, erkeklerin köpek tutkusu?
"Harbi
erkekler köpekleri sever daha çok. Çağırdıklarında hemen
gelecek, emirlerine uyacak, ona hiç bir zaman başkaldırmayacak
köpekleri"
|
Erkeklerin
bence bu konuya nasıl baktığını, Hürriyette Ayşe Arman'a şöyle
anlatmıştım (gazetede biraz kısaltılmış olarak çıkmıştı):
"Erkek dediğimiz tür, ama harbi erkek, doğadan en uzaklaşmış
hayvan türüdür. İnsan olmanın tüm giysilerini üstlenmiştir,
ayrıca bunları abartır ve koruması altına alır. Yani tüm acizliğiyle
bir 'efendi'dir. Kedi ise insanlarla yaşamasını öğrenmiş ama
sonuna kadar vahşiliğini koruyan bir diğer tür. Doğanın yanıbaşımızdaki
temsilcisi. İnsanlarla ilişkilerini de ancak kendi kuralları
içinde yürütür. Bir 'efendi'nin bu denli bağımsız bir arkadaşlığa
tahammülü yoktur. Erkek olmaya buradan bakan biri kedi düşmanı
da olabilir. Sokak aralarında kedilerin kuyruklarına teneke
bağlayan, etrafına bakıp kimsenin görmediğine emin olunca
tekme atan çocuklar vardır. Erkek çocuklar. Daha sonra önce
arkadaşlık, sonra askerlik ve nihayet futbol tutkusu sayesinde
sıkı erkek olacak bir neslin tohumlarıdır bunlar. Harbi erkekler
köpekleri sever daha çok. Çağırdıklarında hemen gelecek, emirlerine
uyacak, ona hiç bir zaman başkaldırmayacak köpekleri"
Yine
aynı röportajda kedilerle kadınların ilişkileri üzerine de
şunları söylemiştim: "Kedi öncelikle kadınların hayvanı olmuş.
Tarih boyunca bu böyle. Hem dünyada, hem Türkiye'de…Avrupa'da
cadı kazanlarının kaynadığı dönemde, kedilerin de darağaçlarında
sallandırıldığiını biliyoruz. Kadınların en özgür kesimi cadı
oluyorsa, hayvanların en özgürü de malum kediler…Osmanlıda
ve apartmanlaşma dönemimize kadar Cumhuriyette de, bahçede,
konakta, sayfiyede kedileri koruyan, besleyen hep kadınlar
olmuş….Benzetmelere gelirsek. Erkekler, kadın özgür, hırçın,
vefasız olunca kediyle kadın arasında benzerlik kuruyorlar.
Egemen erkek ideolojisinin kediye bakışı ile kadına bakışı
aynı. Kadın kendine tabii olursa mesele yok, ama tırnaklarını
çıkarırsa, arkasını dönüp giderse, şimdi beni okşama derse,
yani kedileşirse durum değişiyor tabii.. O zaman kadın eşittir
kedi yani…"
Kedi Kitabı, yeni eklemelerle yeni bir baskıyla karşımıza
çıkabilir mi?
Kısa sürede içinde hayır. Şu anda ikinci baskı piyasada. Aradan
uzun süre geçip, önemli bir ara verirsek belki ilerki yıllarda
"genişletilmiş yeni baskısı" olabilir. Kısa sürede bunu yapmayı,
kitabı almış olanlara karşı biraz saygısızlık olarak görüyorum.
Hani gidin bir daha alın der gibi… O yüzden… Sayfa
başı
|