|
|
Ünlü
Kediseverlerle Söyleşiler
>Türkiye'nin
ilk ve tek vahşi doğa fotoğraf sanatçısı Süha
Derbent
>Kedilerin ressamı Selin Işın
>Karikatürist-yazar Necdet Şen
>Yazar Gökhan Akçura
>Ressam Oya Kınıklı
Kedici
Ressam "Selin Işın"
ile Söyleşi
Selin
Işın Kedilerin Ressamı. Çok genç olmasına rağmen birçok karma
sergilere katıldı ve kişisel sergiler açtı. Tek konu: Kediler...
Bazı
insanlarda hayvan sevgisi aileden
gelir, aynı yetenek gibi. Sizde
de hayvan sevgisi ve yetenek ailenizden mi geliyordu?
Kedinin
kendimi ifade etmek için en uygun sembol olduğuna karar
verdim. Her bir kedi bir yaşanmış, bir insan.
|
Sanırım
genlerimde var. Annemin teyzeleri Sanayi Nefise Mezunları. Hatta
içlerinden biri Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nde resimle
rehabilitasyon programını başlatan kişiymiş. Ben de tesadüfen
yeni öğrendim. Kendimi bildim bileli renkler hep hayatımdadır.
Duvarlar, katlar çocukluğumun en güzel oyuncakları arasındaydı.
Hayvan sevgisine gelince; çocukluğum oldukça büyük bahçeli bir
evde geçti. Dolayısıyla doğa ve hayvan sevgim otomatik olarak
gelişti. Ama özellikle kediler...
Klasik
bir soru olacak ama neden kedi? Güzel hatları, ilginç çizgilerinden
mi, yoksa duygusal bir hayranlıktan dolayı mı?
Her
ikisi de. Kedi ilginç bir yaratık; birbirine bütünüyle karşıt
iki yaşam şeklini birlikte sürdürüyor. Evde sahibinin yüzüne
çocuk gözüyle bakan kedi, kapı açılır açılmaz kendi kendine
yeten bir yaratığa dönüşerek derhal fırlıyor. Evcil hayvandan
vahşi hayvana geçiş hayranlık verici. Öylesine yoğun bir duygu
ki; tutkunun da ötesinde benim bir parçam olmuş artık kediler.
Kediler kendine özgü yaratıklar. İşte bu kendine özgülük kedinin
beni büyüleyen özelliklerinden sadece biri. Kedinin dinamizmi
ve vücut yapısının mükemmel estetiği, yapıtı, her harekette
vücut kıvrımlarında oluşan en ufak değişim öylesine etkileyici
ki...
Küçük
yaşlardan beri resim yapıyorsunuz. Sevdiginiz iki şeyi, kediyi
ve sanatı birleştirdiniz. Sadece kedi ressamı mı olmak istediniz?
Anaokulda yaptığım resimleri saklamış annem... Onlarda da
kediler var... Ama profesyonel sanat hayatımdaki kediler tabi
ki biraz daha farklı :) Kedinin kendimi ifade etmek için en
uygun sembol olduğuna karar verdim. Her bir kedi bir yaşanmış,
bir insan. Fakülte döneminde kedisiz birtakım isler yapmak
inanın benim için kabustu. Karşımızda model duruyor, ben bir
süre sonra modele kulak, kuyruk vb. eklemişim... Olmuyor,
her ne yaparsam, bir noktadan sonra kediye dönüşüyor... Resim
benim gündüz düşlerimdir. Bakışları daima uzaklara; bilinmeyene
odaklanmış kedilerim kendimce kurguladığım bir masalın zaman
aralıklarıdır. Kedilerden başka birşeye yer yok sanırım resimlerimde.
Evet ben bir kedi ressamıyım.
Kedilerle
ilgilenenler, bazen kendilerini bir kedi olarak kabul ederler.
Kedilere olan sevginizden dolayı kendinizi hiç "kedi" olarak
hissettiğiniz oluyor mu?
Üzüm üzüme baka baka kararırmış derler ya... Sanırım bazı
zamanlar bu hisler ağır basıyor. Bakışlar, mimikler vb. benziyor.
Onlarda kendimi buluyorum. Arkadaşlarım da sağolsunlar kedi
diye diye adımı unutturdular .Sokakta "pisi pisi" seslenmelerine
kulak kabartır oldum. Şaka bir yana kedilerle aramdaki bağa
ad koyamıyorum.
Muhakkak
bir kediyle yaşayanların bir, birden çok kediyle yaşayanların
birden çok anıları vardır. Sizin de unutamadığınız bir kedi
anınız var mı?
Hangi birini anlatsam ki... Çocukken bir kedim vardı Mestan.
(Çok klasik bir kedi adı ama o zaman 6 yaşındaydım ) Eve misafir
gelmişti. Kadıncağız kedilerden resmen korkuyordu. Mestan'ı
görür görmez bağırdığını hatırlıyorum. Salona geçtiler, bizimki
geçti tam kadının karşısına oturdu. Kadın huzursuz bir haldeydi.
Mestan kadına doğru bir hamle yapacakti ki karnına tekmeyi yedi.
Ben avazım çıktığınca bağırmaya başladım. Kadın da aynen. Annem
Mestan'ı kapamamı söyledi. Bizimki ortalıktan kaybolmuştu. Bir
süre sonra buldum, birlikte içeri geçtik. Misafirler ayrılmak
üzereydi. Salona döndüm. Kapıda vedalaşma anında kadından bir
çığlık yükseldi.Mestan kadının ayakkabısınin içine pislemiş.
Sayfa başı
|