|
Yazılar
Kedi... (Bekir Coşkun)>>
Bugün Sevgi Adına Ne Yaptın? (Necdet Şen) >>
Müzik Bize Kedilerin Hediyesi (Ayşe Arman) >>
Benim İlacım Kedim>>
Kadınların Kedi Tutkusu>>
Kediniz Söylediklerinizi Anlıyor mu? (Bülent Ovacık)
>>
Kedi, Sinek ve Komiser (Zafer Doruk) >>
Kedi...
Bekir
Coşkun
HER
yaz geldiğimizde, kapıdan önce o içeri girer.
Koca
kışı nerede, nasıl geçirir bilemeyiz. Sonbaharda ıssızlaşan
ve terk edilen bir yerde yapayalnız kaldığında ne yer, ne
içer, nasıl yaşar?..
Sevdiği insanlar bir bir arabalarına binip gittiğinde, o bahçe
duvarlarından birisinin üzerine çıkıp siner ve her zaman keyifle
salladığı kuyruğunu sanki yüreğine bastırır gibi bedenine
dolar, öyle bakar.
Bizler,
oralardan her ayrılışımızda, onu bir daha göremeyeceğimizi
düşünüp, ona diller dökeriz. Ama yaz gelip de biz daha anahtarı
kapıya takarken, en önde o duruyordur.
Ve
muhtemelen arka inşaatlarda yavrulamıştır.
Önceleri,
önüne konulan yemekleri parça parça sakladığı yavrularına
taşır.
Bu,
anneliğin nasıl bir duygu olduğunu anlatmak için, belki de
yeryüzünün en çarpıcı olayıdır:
Çok
aç olduğunu biliriz. Ama önüne konulan yiyeceği yemez, ağzına
alıp yavrularına doğru ilk bahçe duvarını atlar.
İkinci
bahçe duvarında yiyeceği önüne koyar, koklar, dayanamaz ucundan
biraz ısırır.
Kalanını
tekrar ağzına alıp, bir duvarı daha geçer.
Bir
başka duvarda oturup düşünür, öbür ucunu ısırır.
Tekrar
durup, yiyeceği yalar, ucundan azıcık götürür.
Sonunda
yavrularına ulaştırır.
Yok
eğer koşarak ve söylenerek geri geldiyse, demek ki yolda bitirdi.
Zaten
çok geçmez, bir sabah kalktığımızda, otların arasında iki
büyük, sekiz küçük kulak gözüküyordur. Ürkek kulaklar inip
kalkar. Yemek taşımaktansa yavrularını alıp getirir, üç-beş
gün sonra yavrular eve iyice yerleştiğinde, o artık gezmelere
gider.
*
Bu
sene bizim ev, onun bir sene önceki yavruları ve torunları
ile dolu olduğundan, yeni doğurduklarını komşumuz, yüreği
sevgi dolu ressam-gazeteci çift Özen ve Orhan Tokatlı'lara
götürdü.
Dün
uğradığımda Orhan Tokatlı koltukta kıpırdamadan oturuyordu.
Sarı Kedi'nin yavruları, arada bir Tokatlı'nın kafasının üzerinden
uçarak, televizyonun, kitaplığın, perdelerin üzerinde oynuyorlardı.
Sarı
Kedi ise terasta kuyruğunu mutlu mutlu sallamakta.
Ama
yine sohbahar geldiğinde...
İnsanlar
bir bir arabalarına binip gittiğinde, o ıssızlaşan bahçelerin
birisinin duvarına yine oturacak, yine kuyruğunu yüreğine
bastırıp, hüzün içinde sinecek.
Bizler
onu bir daha göremeyeceğimizi düşünüp vedalaşacağız.
Onun
iyi bir anne olduğunu hiç unutmadan...
Sayfa
Başı
|