|
|
Anne
Kedi
Bahar
her ne kadar kendini hissettirmese de geldi.Kedilerin aşk
mevsimi mart ayı sona erdi.Sokaklar gebe kedilerle doldu.Birçoğu
yavruladı.Şimdi anne kediler için sefalet başlıyor.Şimdi onlar
binbir zorluklarla çöp kutularında,lokantaların kapısında,evlerimizin
balkonlarının önünde yavruları için bir lokma yiyecek arıyor..
Can pazarı bu.O bir lokmayı da hızla kapıp,iradelerine hakim
olup,yavrularına götürecekler...Yavruları küçük "mır"larla
mutluluklarını bildirecek ve yiyeceği paylaşacaklar.. Can
pazarı bu..
İşte
bir "can pazarı"nın öyküsü...
Bu
hikayedeki herşey hayal ürünüdür.Fakat günümüz gerçeklerine
bakarsak,bir çoğumuzun birçok kez rastladığı olaylardır.
Bahar'ın
ılık havasıyla birlikte,git gide dağılan bulutlar,küçük hediyelerini
veren ağaçlar bu semti neşelendiriyordu.Yamanlar Dağı'nın
karları çoktan erimiş,çoluk çocuk,sülale dağa, piknik yapmaya
gitmişlerdi.. O ise yavrularını doğuracağı yeri arıyordu.Karnındaki
kıpraşımları,ağrıları şimdi çok daha şiddetli hissediyordu.Yavrularının
minik burunlarıyla havayı koklamasına,patileriyle yere basmasına
çok az bir zaman kalmıştı.Ve bu dişi kedi hala yavrularını
doğuracağı yeri bulamamıştı.Kendini son gücüyle bir evin balkonun
altına attı.Burası oldukça dar,pis kokulu,karanlık ve nemli
bir yerdi,fakat yavruları için daha güvenli bir yer olamazdı
bu semtte.Doğum ağrılarının artmasıyla birlikte,dişi kedinin
ağzından kalın ve boğuk sesler çıkmaya başladı.Kedi,altındaki
yumuşak ve soğuk toprağa sarılır gibi yatıyor,bir yandan da
bebek ağlamasını andıran korkunç sesler çıkarıyordu.Biliyordu.Karnı
çok gerilmişti,en az dört yavru doğuracaktı.Büyük bir acıyla,gayret
ve korkuyla,altından minik bir bedenin çıktığını hissetti.Bu
duyguyu ilk kez hissediyordu.Doğanın mucizesiyle birlikte,içgüdüsel
olarak kendisi gibi tekirli-beyazlı olan bu yavrunun üzerindeki
maddeyi büyük bir titizlikle temizledi.Ve yine içgüdüsel olarak,bu
maddeyi yedi.Bu tekirli-beyazlı yavru henüz görmeyen gözleri
ile sabırla anne kedinin memelerini arıyordu.Ama anne kedi,yavrularının
hepsini doğurduktan sonra emzirmeye niyetliydi.Derken yine
tekir-beyaz desenlerde ikinci yavru,tekir desenlerde üçüncü
yavru,bembeyaz sadece tek kulağı siyah dördüncü yavru ve son
olarak bembeyaz olan beşinci yavru da kendini toprağın üstünde
buldu.Anne,hepsinin üzerindeki maddeyi yine titizlikle vücutlarından
ayırdı,maddeyi yedi ve kalan son kuvvetiyle yavrularını biraraya
getirip,kendini soğuk toprağa bıraktı.
Günün
ışıklarının balkonun altına süzülmesiyle birlikte,uzun ve
zor bir gece geçiren anne,yavrularını ,karnının acıktığını
hissedene kadar teker teker büyük bir özenle,minik diliyle
temizledi.Balkonun altından çıktığında,semt sanki daha da
büyümüş,ağaçlar daha çok yeşermiş,güneş daha çok parlamıştı
gözüne.. Sabahın ilk ışıkları,henüz tam kaybolmamış olan ay,ona
zor geçirdiği bir günü çoktan unutturmuştu.
Yaklaşık
bir ayın ardından yavruların gözleri açılmıştı.Kimi zaman
tehlikeli oyunlara bulaşıyorlar,kimi zaman henüz onlar için
güvenli olmayan dış dünyayı tanımaya çalışıyorlardı.Bu zaman
diliminde oldukça zayıf ve en son doğan kar beyazı yavru ölmüştü.Anne
ilk zamanlar yavrusunun öldüğünü kabullenmeyip,onu da diğer
yavrularını topladığı gibi emzirmeye çalışmış,ama bunlar sonuç
vermemişti...
Anne
kedinin kemikleri,incecik derisinden fırlayacak,ince patileri
ise kırılacakmış gibi duruyordu.Yiyecek bulmak pek zahmetliydi
bu vücut için.Fakat ortalarda bulduğu güzel ve parlak görünen
et parçası bu zorlukları biranda ortadan kaldırdı.Minik burnuyla
kokladığı bu eti,önce hemen yemek istedi.Fakat artık herşey
değişmişti.Yavrularının artık sütten çok yiyeceklerle beslenmesi
gerekiyordu.Kendine hakim olarak,tuhaf duygular içersinde
eti dikkatlice dişlerinin arasına sıkıştırdı.Bundan sonra
zor bir dönüş başlıyordu kedi için.Her seferinde etin kokusunu
hissediyor,dayanamayacak gibi oluyor,ama yavrularını hatırlayıp
etin bir lokmasını yeme fikrinden vazgeçiyordu.
Balkonun
altına girdiğinde,yavruların hepsi anne kedinin ayaklarına
dolandılar.En zarif sesleriyle annelerine teşekkür ettiler.Anne,eti
yavrularının önüne bıraktı.Bir köşeye çekilip,kuyruğunu bedenine
dolayıp bu manzarayı seyretmeye başladı.Yavru kediler eti
parçalamaya başladılar.Bir lokma alan bir köşeye çekiliyor
ve etini hızlı bir şekilde yarı çiğneyerek,yarı kıhlayarak
yemeye çalışıyordu.Üç yavru da bir lokma et alabilmişti.Tekir
yavru seyretmekle yetindi.Her ne kadar o da,kardeşlerinden
bir lokma almaya çalışsa da başarılı olamadı.
Aile,balkon
altında öğlen uykusuna yattı.Bir süre sonra boğuk sesler,balkonın
altında yankılanmaya başladı.Üç yavru tuhaf hareketler yapıyordu.Hepsinin
vücudu titriyor,ağızlarından ince bir köpük sızıyor,arka ayakları
son kuvvet geriliyordu.Anne kedi korku ve telaşla karışık,tuhaf
sesler çıkararak yavrularını yalamaya başladı.Tekir yavru
ise bir köşede olan biteni şaşkınlık ve korkuyla seyrediyordu.Kısa
bir süre önce mutluluk ve sevgiyle annelerine teşekkür eden
bu dört küçük yavrunun üçünün bedenleri gittikçe şişiyordu.Balkonun
altı hüzünlü bir dünyaya dönüşmüştü.Anne kedi hisleriyle,balkon
altında çıkıp deli gibi bağırmaya başlamıştı.Balkona çıkan
insanlardan bazıları annenin üzerine sussun diye su döküyor,bazıları
küfür savuruyordu.Anne kedi,bir kedi olmanın getirdiği başına
buyrukluğu bir yana bırakmış,onu ezen horlayan insanoğluna
sığınmıştı.
Bir
adam ve çocuk,anne kediye evinden süt getirdi.Fakat anne kedi,inatla
birşeyleri anlatmak istercesine bağırıyordu.Bir yandan da
teşekkür duygularıyla bu adam ve küçük çocuğun bacaklarına
sürtünüyordu kuyruğunu kaldırarak..
Anne,büyük
bir hızla balkon altına yöneldi.Adam ve çocuk,kedinin birşey
anlatmak istediğini anlamıştı.Anne kedi, yavrularını boğazlarından
tutup tek tek balkon altından dışarıya sürükledi.Ama dışarıya
çıkardığı üç yavrusunun da gözleri açık olmasına rağmen,bedenleri
cansızdı.Adam ve çocuk hüzünle,cansız bedenlere bakmaya başladı.
Adam,"Belediyenin
işi" dedi,çocuğa dönerek."Belediye köpek bırakmadı
zaten,şimdide kedilere geldi sıra.Gün ortası katliam!"
diyerek,dilinin altından sessizce küfürler savurdu.
Bahçedeki
adam-çocuk,bir yavru tekir kedi,üç ölü yavru kedi ve iyi yürekli
bir annenin etrafına insanlar toplanmaya başladı.Sesler yoğunlaşıyor,herkes
bir ağızdan konuşuyordu.Ve anne kedinin üç cansız minik bedeni,kibarca
yalamasıyla etrafa keskin bir sessizlik hakim oldu.Bazı kadınlar,çocuklar
hıçkırıyordu.Anne kedi,bebeklerini emzirmeye çalıştı.Ama fayda
etmedi.Küçük tekir kediyi çocuk kucağına almıştı.
Bu
kalabalık,adamın yavruları bir kutuya koyup,anne ve tekir
yavruyu da bir çantaya koyup alandan ayrılmasıyla dağılmaya
başladı.
Adam
ve çocuk,evlerine gittiklerinde,adamın karısı neler olup bittiğini
sormadan cansız bedenleri görünce büyük bir şokla ağlamaya
başladı.Çantadan çıkan bir anne ve tekir yavruyla hafifçe
gülümsedi.Adam,karısına olan biteni bir solukta anlattı.Ardından
ikisi de,üzgün gözleriyle bu anne ve yavruya baktı.Adamın
"Ne dersin?" sorusuna,karısı "Ne diyebilirim
ki!" diye yanıt verdi.
Çocuk,mutfaktan
aldığı boş yoğurt kaplarını yiyecekle doldurdu.Anne ve yavrusu
açlığın getirdiği,yokluk duygusuyla yiyeceleri hızla yemeye
koyuldu.Çocuk;"Bizim olsunlar lütfen " dedi.Annesi
evet anlamında başını salladı."Biz çoktan karar verdik!"
dedi.
Anne
kedi ve yavrusu,evi ay ışığı doldurduğunda,güvenle,sıcaklıkla
yan yana,birbirlerine sokulmuş bir şekilde uyuyorlardı.
26 Nisan 2002
Sayfa başı
|