Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları





















Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Kedimle Aynı Evde

Tamam kişilik sahibi yaratıklardan sözediyoruz. Kişiliğin en önemli özelliği nedir; sahip olduğu her canlıda farklı olması. Karşımızda birbirinden kişilikli kedilerimiz, kedilerimizin karşısında kişilik sahibi olmak isteyen bizler veya kedilerimizin insanları...

Her kedi de farklı bu kişilik dedik. Ama bir husus var, kedilerin belli başlı öyle huyları var ki, zaten bu huyları olmasaydı kediye kedi denmezdi; kedi denilince aklımıza gelen (her kedinin ortak özellikleri olan) nankörlük, bağımsızlık, egzotiklik v.b. konularına da girmek istemiyorum. Ben bugün kedilerin ev hayatı içinde ortak yönlerinden bahsetmek istiyorum. Ya da şöyle mi desem; Sosyal yaşamda kediler...

Kedilerimizin korkulu rüyası: Elektrik süpürgesi
Sizin kediniz de elektrikli ev aletlerinden korkuyor değil mi? Ne zaman elektrikli süpürgeyi veya blendarı çalıştırsam bizim kediler nereye kaçacaklarını şaşırıyor. Hadi Badem yaşça biraz daha büyük Afet'ten, elektrik süpürgesinin uğultusunu duyunca deli gibi koşturuyor, koridordan sapıp benim odama gideyim derken her seferinde patinaj yapıyor- sağ kalçası yere değdi değecek, halı bir tarafa kayıyor; ama Badem eninde sonunda elektrikli süpürgeden uzaklaşıp bir yatağın altına saklanmayı becerebiliyor. Afet ise bir nevi küçük çapta şok yaşıyor. Sağa mı gitsee yoksa sola mı gitsee... Şaşkın şaşkın duruyor, sonra kabarıyor makineye yaklaşıp tıslamaya, hatta biraz daha ileri gidip pati atmaya (ama sinirli bir şekilde; kulaklar arkaya yatmış), ağzından tükürme sesine benzer bir ses çıkarmaya başlıyor; "tü tü". Lakin, o uğultuyla başa çıkamayacağını her seferinde geç de olsa anlayıp ilk başta yapması gerekeni yani Badem'i takip edip (koşarken patinaj yapmayı ihmal etmemek şartıyla) saklanabileceği bir yatak altı arıyor. Sen git koskoca köpeklere kafa tut; bu elektrikli süpürgeden kuyruğunu poponun arasına tısıp kaç!

Temizlik kabus mu yoksa eğlence mi?
Evde kediniz varken temizlik yapmayı unutun! Sağa sola sıçrattığı mamaları süpürge faraşla temizlemeye kalkmak tam bir komediye dönüşüyor. Elektirikli süpürgeden deli gibi korkan kedilerimiz, saman süpürgeyi görünce cıvıyor. Oyunlar oynamaya, nazik nazik pati atmaya ve faraşta birikmiş çöpleri tekrar etrafa sıçratmaya başlıyorlar. Aynı şekilde viledalama işlemlerinin de bundan hiçbir farkı yok. Vileda sağa kaysın, sizinki de sağa, vileda sola kaysın sizinki de solaa...

Gazete keyfimiz yok!

Keyifle gazete okumak da yasak bizlere. Kedilerimizin yaş guruplarına göre zavallı gazetelerimize davranışları çok farklı. Yavruyken, yere açtığınız gazetenin altından geçme oyunu oynamaya, büyüyünce ise gözlerinizi takip ederek tam okuduğunuz kısma oturmaya bayılırlar. Hatta daha da ileri gidip, arka sayfadaki güzel kadın mankenin göğüslerine işeyip, gazeteyi pırtık pırtık edebiliyorlar.

Kedilerin torba aşkı
Alışverişten geldiğinizde tüm torbalar kedimizin denetiminden geçer. Yiyecekleri buzdolabına yerleştireceğiniz sırada yarısı yenmiş bir sucuk veya peynirle (hem de o peyniri beğenene kadar kaç peynir tatmıştınız!) karşılaşmanız muhtemeldir. Torbaların arasında yiyecek bir şey yoksa, kediciğimiz bu sefer torbaların içine girme oyunu oynamaya başlar. En büyük boydan en küçük boy torbaya kadar bu oyunu sürdürür. Minik torbalara girmek için de ayrı bir özen sarfeder. O küçücük torbalara bile girmeyi başarır, lakin torbaya girmeyi başardığında yüzünde, bir insanın kendi bedeninden çok daha küçük bir giysiyi giyebildiğinde verdiği zaferi andıran tuhaf tebessümü vardır. İşte kediler torbadan kutuya, kutudan çöp kutusuna, çöp kutusundan vazolara(!) hatta tencerelere kadar birçok yere girmeye bayılırlar!

Suyu vazodan mı yoksa lavabodan mı içiyor?
Lavabonun başında incecik akan suya pati atmayı da pek severler! Suyun şeffaflığından olsa gerek, suyu görmeyip koklamaya çalışırlar, burunlarına su kaçtığında küçük bir hapşırıktan sonra ise suyun kokusu olmadığını anca anlarlar. En son tad denemesine gelmiştir sıra. Yok eğer susamamışlarsa, şımarmaya başlayıp suyu patileriyle sağa sola sıçratmaya başlarlar. Konu sudan açılmışken, kendileri mama kaplarından çok ender su içerler. Mama kabından su içmek yerine viledadaki kirli suyu, vazodaki çiçeklerin değiştirilmeyi unutulmuş suyunu yahut beklemek üzere bir kapta suya konulmuş nohutların suyunu içmeye bayılırlar. Zannedersem bir de plastiği pek sevmiyor kediler. Bundan sonra kedilerimize cam kaplarda su verme modası başlatsak mı ne?

Kedimle aynı yatakta...
Kedi (mle) / (rimle) birlikte yatmayı severim (anlatacağım bunca şeye rağmen). Ancaaak... İlk yattığımızda yatak paylaşımımızda bir eşitlik vardır. Fakat çok kısa bir süre sonra kedimin yatağın dörtte üçüne yayıldığını, benimse bir köşede büzüşmüş olduğumu farkederim. Nasıl olur bu anlayamam. Üstelik yorganın da dörtte üçü onun tarafındadır. Bu andan itibaren uykunuz kaçar, kediniz ise horlamaya başlar! Hiç duydunuz mu? Mırlamak demiyorum dikkaaat! Hor-la-mak!; "Tıp- pıs- hırk- pihuuu- hııorr" Bu da yetmiyormuş gibi sabahları keyfi pek yerindedir keratanın. Yorganınızın altında esnerken kazara ayak parmaklarınızı oynatsanız dişlerini feci halde geçiriverir ayakçıklarınıza. Kötü bir niyeti yoktur, oyun oynamak istiyordur; gece uykusunu iyi aldı ya biraz sert oldu darbe!

Kedim yine coştu!
Bazen hiç anlayamazsınız, kediniz durup dururken havayı koklamaya ardından kendi kendine efelenip deli gibi evi boylu boyunca koşmaya başlar. Öyle anlar olur ki, alt komşunuz seslerden, sizin bir at beslediğinizi bile düşünebilir. Derken ne olduğunu anlamadan tek kişilik koltuklarınız kedileriniz tarafından bir bir devrilmeye başlar. Cinnet anı mıdır nedir bilemeyeceğim, tek bildiğim o zaman zarfında benim onları izleyerek inanılmaz eğlendiğim!

Çiğ etle oyun
Aç değillerse verdiğiniz bir çiğ et parçasıyla saatlerce oynayabilirler. Bu oyun uğruna gerekirse iki ayak üzerinde dururlar, tek patileriyle eti havaya fırlatırlar kısacası her türlü şaklabanlığı yaparlar.

Kuş seyrederken...
Onu hiç kuş seyrederken gördünüz mü? Nasıl sesler çıkarıyor değil mi; "Me me me-ee ma-a ooo" Hele o bıyıklar nasıl! Bir ileri bir geri, bir sağ bir sol. Step yapıyor gibi!

Koltuklara dikkat!
Annenizin, sevgilinizin veya kocanızın evinizi kediyle paylaşmanızı istemedikleri için söyledikleri en doğru bahane; "Koltuklarımız mahvolur" dur. Hakikaten de mahvolabilir. Ama herşeyin bir çözümü vardır! Ya kedinizin çok uzamış tırnaklarını kesersiniz, ya kedinize bir tırmalama kütüğü hazırlarsınız ya da misafir gelince kaldırmak şartıyla koltuklarınızın üstünü bir güzel örtüyle örtersiniz.

Sadomazoşist
Ayak altında durmayı neden bu kadar çok sevdiklerini bilemiyorum. Koşturduğum, acele ettiğim zamanlarda ayağımın altında önce bir kuyruk hissederim, sonra yere kapaklandığımda dizlerimdeki ve kollarımdaki acıyı... Bilerek yapıyorlar eminim! Bazen acı çekmek ve çektirmekten hoşlanıyorlar, sadomazoşist desem yanlış olmaz herhalde...

Damak tadı...
İlk kedim Panta... Çokanat'a bayılırdı, katur kutur yerdi. Derken dondurmaya da ilgisi olduğunu keşfettim. Sonra Badem... Siyah zeytine ve kestaneye bayılıyor! Ve minik kızım Afet az önce cevizli lokumu götürdü! Eee damak tadı bu. Ağızlarının tadını biliyorlar!

İnatçı!
Kediniz uğraştığı işi asla unutmuyor değil mi? Ne yaparsanız yapın, ilgilendiği şeyden ilgisini bir anlık kesin, ama yine de uğraştığı işe eninde sonunda devam ediyor değil mi? İnatçı yani... Onun dediği olacak.

İyi bir dinleyici
O, sizi ne olursa olsun, neyle ilgileniyor olursa olsun hep dinler. Anlatmaya devam edin. Sizi dinleyen bir dostunuz var!

Yine de...
Ay bittiği, biteceği yok bu yazının. Hele Afet yanımda farklı davranışlarda bulunmaya devam edeceği müddetçe dünyada bitmez bir kedinin ev hayatı. Hep ama hep övdüm ben şu kediyi... Övülmeyi hakediyor. Şu son yazdıklarımı ise asla olarak adlandırmanızı istemem. Bir kediyle aynı evi paylaşmıyorsanız belki böyle bir kanıya varabilirsiniz; ama bir kediyle yaşayanlar yukarıda saydığım herşeyin bir renk olduğunu bilirler... Kedilerimizin komikliklerinin bizi gündelik hayatın dertlerinden, sıkıntılarından biran olsun uzaklaştıran renkleri. Al işte yine övmeye başladım! Olsun... Dört patili tüy torbaları hakediyor bunları.

Sayfa başı