|
Bir
kedi gördüm sanki!
Ahh...
Bir kedi gördüm sanki... Yok o da naylon torbaymış. Sahi benimki,
nam-ı değer çapkın Badem
Panta Karadamak kayıp! Hem de on iki günden beri kayıp!
Ah dostlarım ne zormuş kedisizlik! Şimdi ben hepten mutsuzum.
Uyku ve stres ilacımı, dostumu kaybettim. Bizim zampara son
günlerde iyice kilo almıştı, dişi kedilerin arkasından aç
kurtlar gibi bakıyordu. Ahh kısırlaştırtsa mıydım ne?
Şimdi
"Bu kedi geri gelmez bir daha" mı diyorsunuz? Bakın
size kısa kısa hikayeler anlatayım da ön yargılarınızdan vazgeçireyim.
Geçtiğimiz mayıs ayında Kediler.Gezegeni'nden bir üye arkadaş,
kedisi Keamo'yu kaybetmişti. Daha doğrusu yanlış anlaşılmasın
Keamo kaybolmuştu evin önünden. Bana yazılı olan epostada,
Keamo'nun tam on sekiz gündür kayıp olduğu yazılıydı. Ne yalan
söyleyeyim kendim de pek inanmadan, sağda solda duyduğum şu
meşhur "taa uzaklardan geri dönüp, evini bulan kedilerin
hikayeleri" etkisiyle bir eposta yazmıştım; "Gelir,
üzülmeyin. Böyle bir sürü hikaye var" gibilerinden. Bir
de içimden, "Ben bu olayı bir yakınımın ağzından dinlemedim
ki! Nasıl gelir ki Keamo. Tam on sekiz koca gün!" demeye
kalmadan (üç gün kadar sonra) Keamo'nun annesinden bir eposta
daha geldi; "Keamo geri döndü, biraz zayıflamış ama çok
mutluyum"
Bu
işe o kadar sevinmiştim ki... Üstelik kanlı canlı yakınımda
yaşanan bu olay. Kedinin evine geri dönme efsanesi... Keamo'nun
annesinin yapacağı ilk iş Keamo'yu kısırlaştırmaktı o zamanlar.
Birkaç
gün önce kedice eposta grubundan Hülya Hanım'ın epostasıyla
karşılaştım. Sıkı durun! Hülya Hanım'ın kedisi birgün çekmiş
gitmiş veee tam bir buçuk sene (yanlış okumadınız diye aynen
benim gibi parantez de açmış) sonra geri dönmüş...
Gazetede
çıkan haberleri de ben yazmayayım artık. Dedim ya, ben şahsen
bu olayı yaşamış kedicilerden kanıt olarak bekliyorum bu haberi.
Malum asparagas haberler işgali seneleri...
Eee...
Bakın gördünüz mü? Siz yoksa benim kediciğimin kayboluşunun
umutsuz vaka olduğunu zannetmiştiniz? Hem yazılarımı okuyanlar
az çok tanırlar bizim sosyal, pek meşhur kedi Badem'i... O
öyledir, onun için aşk mevsimi Mayıs ayıyla sınırlı değildir.
Dostlar ben ne diye hemencicik böyle savunma mekanizmamı devreye
soktum sanki? Belki siz kesin geri döner bu serseri demişsinizdir
yazının başında?
Bizim
etraftaki tüm caddeler arandı tarandı. Hani... Söylemeye dilim
varmıyor- trafik canavarı onu da yemişse diye. Yoktu cadde
kenarında. Yani cansız bir beden. Yani yoktu, ona bir şey
olmamıştır değil mi?
Eh
onu aramam saplantıya dönüşmedi değil. Şimdi uzaktan gördüğüm
her nesneyi Badem'e benzetiyorum. Naylon torbaları, kayaları,
diğer tekir kedileri. Ve yol ortasında arkadaşlarla sürdürdüğüm
sohbeti, umutlu bir sesle bölüyorum; "Durun, durun! Bir
kedi gördüm sanki! Badem'i gördüm sanki... Badeeem sen misin
oğlum geh pisi pisiii!"
Badem
geri döndü!
Sayfa başı
|