Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları




Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Bir kedi gördüm sanki!

Ahh... Bir kedi gördüm sanki... Yok o da naylon torbaymış. Sahi benimki, nam-ı değer çapkın Badem Panta Karadamak kayıp! Hem de on iki günden beri kayıp! Ah dostlarım ne zormuş kedisizlik! Şimdi ben hepten mutsuzum. Uyku ve stres ilacımı, dostumu kaybettim. Bizim zampara son günlerde iyice kilo almıştı, dişi kedilerin arkasından aç kurtlar gibi bakıyordu. Ahh kısırlaştırtsa mıydım ne?

Şimdi "Bu kedi geri gelmez bir daha" mı diyorsunuz? Bakın size kısa kısa hikayeler anlatayım da ön yargılarınızdan vazgeçireyim. Geçtiğimiz mayıs ayında Kediler.Gezegeni'nden bir üye arkadaş, kedisi Keamo'yu kaybetmişti. Daha doğrusu yanlış anlaşılmasın Keamo kaybolmuştu evin önünden. Bana yazılı olan epostada, Keamo'nun tam on sekiz gündür kayıp olduğu yazılıydı. Ne yalan söyleyeyim kendim de pek inanmadan, sağda solda duyduğum şu meşhur "taa uzaklardan geri dönüp, evini bulan kedilerin hikayeleri" etkisiyle bir eposta yazmıştım; "Gelir, üzülmeyin. Böyle bir sürü hikaye var" gibilerinden. Bir de içimden, "Ben bu olayı bir yakınımın ağzından dinlemedim ki! Nasıl gelir ki Keamo. Tam on sekiz koca gün!" demeye kalmadan (üç gün kadar sonra) Keamo'nun annesinden bir eposta daha geldi; "Keamo geri döndü, biraz zayıflamış ama çok mutluyum"

Bu işe o kadar sevinmiştim ki... Üstelik kanlı canlı yakınımda yaşanan bu olay. Kedinin evine geri dönme efsanesi... Keamo'nun annesinin yapacağı ilk iş Keamo'yu kısırlaştırmaktı o zamanlar.

Birkaç gün önce kedice eposta grubundan Hülya Hanım'ın epostasıyla karşılaştım. Sıkı durun! Hülya Hanım'ın kedisi birgün çekmiş gitmiş veee tam bir buçuk sene (yanlış okumadınız diye aynen benim gibi parantez de açmış) sonra geri dönmüş...

Gazetede çıkan haberleri de ben yazmayayım artık. Dedim ya, ben şahsen bu olayı yaşamış kedicilerden kanıt olarak bekliyorum bu haberi. Malum asparagas haberler işgali seneleri...

Eee... Bakın gördünüz mü? Siz yoksa benim kediciğimin kayboluşunun umutsuz vaka olduğunu zannetmiştiniz? Hem yazılarımı okuyanlar az çok tanırlar bizim sosyal, pek meşhur kedi Badem'i... O öyledir, onun için aşk mevsimi Mayıs ayıyla sınırlı değildir. Dostlar ben ne diye hemencicik böyle savunma mekanizmamı devreye soktum sanki? Belki siz kesin geri döner bu serseri demişsinizdir yazının başında?

Bizim etraftaki tüm caddeler arandı tarandı. Hani... Söylemeye dilim varmıyor- trafik canavarı onu da yemişse diye. Yoktu cadde kenarında. Yani cansız bir beden. Yani yoktu, ona bir şey olmamıştır değil mi?

Eh onu aramam saplantıya dönüşmedi değil. Şimdi uzaktan gördüğüm her nesneyi Badem'e benzetiyorum. Naylon torbaları, kayaları, diğer tekir kedileri. Ve yol ortasında arkadaşlarla sürdürdüğüm sohbeti, umutlu bir sesle bölüyorum; "Durun, durun! Bir kedi gördüm sanki! Badem'i gördüm sanki... Badeeem sen misin oğlum geh pisi pisiii!"

Badem geri döndü!

Sayfa başı