Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları













Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Barok'un hikayesi

Bu yazı ilk kez www.sokakkedisi.org 'da yayınlanmıştır. Barok'un anısına...

Bir köpek vardı... Bana gerçek sevgisini armağan eden...
Barok iki yıl önce ayrıldı bu dünyadan... Kuyruğunu, bari bir kere olsun sallamasına izin veren bu dünyadan...
Yazları Kuşadası daha güzel olur. Yazlıklar renklenir. Ben her yıl bir iki komşumuzla, zarar vermek istedikleri veya çuvallara doldurup uzak diyarlara atmak istedikleri zavallı birkaç kedicik yüzünden tartışırım. Onlar da sağolsun her yıl sitede bulup bulup getirdikleri kedi- köpekleri 'yallahh' bizim eve taşır, küstahça "madem seviyosunuz, alın bunlara da bakın" derler. Bu insanlar öyle saldırgan tavırlı öyle bencil olurlar ki, kendinizi durduk yerde suçlu hissedersiniz. Heran sizde bir kusur bulmaya çalışır gibidirler, kedi- köpek beslemenizden başka... O zamanlar ben bu sitenin tek anlı şanlı "Hayvan Hakları Savunucusu"ydum. Neyse ki bu "teklik" fazla uzun sürmedi. Yanımızdaki boş eve, tam "benlik" insanlar taşındılar; "Hayvansever komşular"...
Sitede benim hayvanlarla ilgili olan tartışmalarımı hayli hayli unutturacak tipte sevgi dolu insanlar...

Evleri, on bir köpek, on kedili ve sürekli bu kanyona yeni kedi- köpeklerin eklendiği bir evdi. Ne var ki evdeki hayvanların değişmesine karşın, sayıları hiç değişmiyordu. Kendini toparlayan köpek haydee barınağa! Evin ve bahçenin her köşesinde çuvallar dolusu "hazır mamalar"... Hayvanlarla bu kadar iç içe olmama karşın, bahçeye ilk girdiğimde etrafımı saran boylu poslu, höstten ve çüşten anlamayan on bir köpek sayesinde neredeyse düşüp bayılacaktım. Hadi bu koca köpekler tamam da, ev kapısının tam önünde duran o süslü teyzelerin köpeklerinden olan fifi köpeğe ne demeliydi!
Pınar Hanım'ın, bütün gün barınak- veteriner ve ev arasında gidip gelirken, eve her dönüşünde kolunun altında getirdiği küçük hasta köpekler beni mahvederdi. Ne zaman biz samimi olduk Pınar Hanım'la işte o zaman yardım- dayanışma misali günlük kedi- köpek bakımlarından bizim aile de nasibini aldı.
Birgün Pınar Hanım, bize seslendiğinde yine yavru fakat çok hasta bir köpeğin varlığından sözetti. Kolunun altında eziş büzüş, naylon torba gibi duran, krem rengi, boncuk gözlü bir yavru köpek, duygularımı mıncıklayan, kalbimi attıran öyle bir bakış attı ki; hemen aile fertlerinden izin alarak bu yavruyu iyileşinceye kadar bakmak için evimize aldım.

Barok... Barınakta görülmemiş, yiyeceklerini diğer büyük köpeklere kaptırmış, haftalarca aç kalıp, ölmek üzereyken farkedilip şimdi kurtarılmaya çalışılan Barok... Ağzını açmıyordu, kımıldamadan yatıyor, birşey yemiyor, için için ağlıyordu. Belki kaybettiği annesini, anlam veremediği yaşamını düşünüyordu. Sokaklarda başlamış bir hayat, bir köpeğin yüzünü ne kadar güldürebilirdi ki! Barok'u ilk gecesinde hiç yalnız bırakmadık. Yabancılık çekmesin, korkmasın, üşümesin, kendini yalnız hissetmesin diye ne ter döktük! Barok, zorla yediği yiyecekleri tekrar geri çıkarıyordu. Patilerini kafasının altında toplayıp, koyu bakışlarıyla, burnunu çeke çeke ağlıyordu. İki gün sonra Pınar Hanım yine kısa bir süre için bize minik, annesiz bir kedi emanet etti. Yuvasında yatan Barok'a, minik adımlarla yaklaştı bu kedicik. Konuşmadılar, koklaşmadılar. Barok ona gülümsedi, minik kedi de ona. Koynuna sokuldu Barok'un. Barok sevgiyle öptü kulaklarından kedinin... Kedi de, şefkatle minik pembe diliyle öptü Barok'un burnunu... Belki kaybettikleri anneleriydi acılarının, bir o kadar gözyaşlarının, kardeşliklerinin nedeni... Belki de korku... Yeryüzünde emsali olmayan yüce bir dostluk, kardeşlik, insanoğlunun başaramayacağı dayanışma... Barok hergün veterinere gitti, serumlar aldı. Gelişme göstermiyordu. Küsmüştü hayata, için için ağlıyordu geceleri... Böyle zamanlarda bir acı çöker insanın yüreğine... Ciğerlerin parçalanır, ellerin titrer, miden ağrır, böğüreceğin gelir. İçini fareler kemiriyor sanırsın. Yavaş yavaş ve içten sarar bu acı her yanını... Biz Barok'a ağlıyorduk böyle. Barok ise hayata... Barok'un, minik kedi için boynunun altında hep sıcak bir yeri vardı. Minik kedi Barok'a olan sevgisini hep belli etti, onu yalnız bırakmadı. Birgün Barok, titrek ve zayıf bacaklarıyla ayağa kalktı. İlk defa gülümsüyordu. Bana doğru bir iki adım attı, sendeledi, toparlandı ve teşekkür etti. Yeni doğmuş bir ceylana benziyordu. Kuyruğunu yavaşça salladığını gördüm. İçim eridi, ağladım. Teşekkür ettim. Kuyruk salladı. Hayatımda aldığım en anlamlı teşekkürdü bu. Barok'a sarılıyordum. Bu koşuşturma ve kargaşa içinde Barok, sevgi ve iyiliğin unutulmaya yüz tuttuğu dünyada, bana iyi şeyleri hatırlatan ilk canlı oldu. Barok, bu "canlanması" nı sadece bize teşekkür etmek, bizi kısa sürede olsa mutlu etmek için yapmış meğer. Hani derler ya ölmeden önce bir hareket gelirmiş... İki gün sonra Barok'u yuvasında titreyip, kasılırken gördük. Nefes alamıyordu. Kafasını okşayayım dedim, zor nefes alıyor diye elimi titreyerek geri çektim. Bir koşu veterinere gittik. Barok acısını belli etmemek için, gülümsedi bize. Bu Barok'un son gülümsemesi oldu. Her şeyi biliyordu Barok. Dünyayı tanıyordu... Çekti gitti, dayanamadı. Ardında bizleri bıraktı, aklımızda soru işaretleriyle...

Teşekkürler Barok... İnsan olmasan bile bizlere "sevgiyi" hatırlattığın, "teşekkür" ünü bu kadar içten dile getirdiğin ve unutulmaya yüz tutmuş onlarca güzelliğin varlığını hatırlattığın için...

Bir köpek vardı, insanlığa çok şey öğretebilecek, maalesef yarışı kaybetti.



Barok ve minik kedi

Sayfa başı