|
|
Bayram
Konuğu
Bu
bayram evdeyiz. Kedilerimiz evde, kuşlarımız evde... Bir de
misafirimiz var; Havuç- Cingöz. Kendisi çok genç olmasına
rağmen hayli kilolu (o kiloları neresine saklıyor anlayamadım)
, hayli komik, ince uzun, sosis gibi turuncu (sarman) bir
kedi işte. Her kedi gibi miyavlar, her kedi gibi koltukları
yolar ve bizim eve gelen her kedi gibi kolladığı ilk fırsatta
kuşların kafesinin tepesine çıkar; fakat şimdilik bir farkı
var evimizin kedilerinden... Cingöz'ü azarlamak yok! Malum,
Cingöz bizim bayram konuğumuz. Kendisinin esirleri; yani insanları
geziye gittiler. Birkaç gün bizimle kalacak; ama daha ilk
günden sormayın başımıza gelenleri.
Cingöz'ün insanlarına söyledim; "Aaa hiç merak etmeyin.
Cingöz valla bizim eve bayılacak. Badem ve Afet'le de çok
iyi anlaşacağından adım gibi eminim..."
Sen misin bu sözleri söyleyen. Cingöz'ün insanlarının, Cingöz'ü
uğurlamasıyla beraber evde yüksek gerilim hattı oluştu; Kim
kime tıslayacağını, kıhlayacağını şaşırdı. Cingöz'in daha
Afet'i (küçük kızımız) görmesiyle kendi boyunun iki katına
çıkması bir oldu. O ne kuyruktur öyle; en-boy rakun efendilerinin
kuyruğunu bile geçti kabarmaktan. Sonra bebek ağlaması sesleri...
Ani bir hareketle en az benim kadar şaşkın ev halkı üyelerine
dönüp; "Kim çıkardı o sesi?" diye soruşum vardı,
görülmeye değer. Bizim Badem'le karşılaşan Cingöz'ün tepkileriymiş
meğer o ağlama seslerini andıran içten "moğğov mveeğğev"
sesleri. Kedileri ayıracağımıza aldı bizi bir kahkaha...
Evde
bir kargaşa... Barış krallığı oluşturmak imkansız. Cingöz
nasıl sıçradıysa yüksekte duran kuşumuzun kafesinin tepesine
tünemiş. Bir yandan kuşumuz neşeyle ötüyor, diğer yandan Badem
tıslıyor, Afet zıplayarak Badem'in ucu oynayan kuyruğunu yakalamaya
çalışıyor. Ne beter şeymiş şu kedilerin sahiplenme duygusu!
Badem'in "Burası benim ev. Haddini bil!" şeklindeki
uyarıları, Cingöz'ün "Hadi be sen de! Bir pençe vurursam
görürsün kimin eviymiş" şeklindeki uyarılarına karışıyor.
Bizim şarkımız; "Dostumuzdan kedi gelmiş, evde bir bayram
havası, Badem evini ne çook severmiiş", onların feryatlarını
bastıramıyor. Cingöz'ü bir odaya, Badem'i bir odaya ve mantar
olan kızımız Afet'i bir odaya yerleştiriyoruz. Artık oda yetmiyor
iki kafeste iki kuşa... Kafesleri de kemerlerle yükseklere
asıyoruz. Ardından sırasıyla beş yıldızlı otellerin hizmetlerini
aratmayacak yemek servislerine başlıyoruz. "Ah pardon
Badem Bey... Sizinki havuçlu tavuk olacaktı değil mi?"
"Siz de sade süt istemiştiniz Afet Hanım" "Çok
özür dileriz Cingöz Bey, kendi mama kabınızdan başka kapta
yemek yemediğinizi unutmuşum..."
Tuvalet
kapları tüm balkonumuzu kapladı. Hepsi tek tek kontrol ediliyor.
Arasıra tenefüsleri var kedilerimizin. Badem odadayken, Cingöz
çıkıyor salona, Cingöz odadayken Badem, Badem'le Cingöz odadayken
Afet...
Olsun...
Bu bayram yalnız değiliz. Biricik dostlarımız, biricik misafirimiz
yanlarımızda... Şimdi salon gezintisi sırası Badem'e geldi.
Cingöz'ü odaya kapatmam ve Afet'in mantar olmuş pembe göbişine
merhem sürmem gerek. Ardından biraz tatlının biraz bayram
şekerinin beni sakinleştireceğini umuyorum. Herkese şeker
gibi bayram dilerim!
Sayfa başı
|