Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları




Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Bayram Konuğu

Bu bayram evdeyiz. Kedilerimiz evde, kuşlarımız evde... Bir de misafirimiz var; Havuç- Cingöz. Kendisi çok genç olmasına rağmen hayli kilolu (o kiloları neresine saklıyor anlayamadım) , hayli komik, ince uzun, sosis gibi turuncu (sarman) bir kedi işte. Her kedi gibi miyavlar, her kedi gibi koltukları yolar ve bizim eve gelen her kedi gibi kolladığı ilk fırsatta kuşların kafesinin tepesine çıkar; fakat şimdilik bir farkı var evimizin kedilerinden... Cingöz'ü azarlamak yok! Malum, Cingöz bizim bayram konuğumuz. Kendisinin esirleri; yani insanları geziye gittiler. Birkaç gün bizimle kalacak; ama daha ilk günden sormayın başımıza gelenleri.

Cingöz'ün insanlarına söyledim; "Aaa hiç merak etmeyin. Cingöz valla bizim eve bayılacak. Badem ve Afet'le de çok iyi anlaşacağından adım gibi eminim..."
Sen misin bu sözleri söyleyen. Cingöz'ün insanlarının, Cingöz'ü uğurlamasıyla beraber evde yüksek gerilim hattı oluştu; Kim kime tıslayacağını, kıhlayacağını şaşırdı. Cingöz'in daha Afet'i (küçük kızımız) görmesiyle kendi boyunun iki katına çıkması bir oldu. O ne kuyruktur öyle; en-boy rakun efendilerinin kuyruğunu bile geçti kabarmaktan. Sonra bebek ağlaması sesleri... Ani bir hareketle en az benim kadar şaşkın ev halkı üyelerine dönüp; "Kim çıkardı o sesi?" diye soruşum vardı, görülmeye değer. Bizim Badem'le karşılaşan Cingöz'ün tepkileriymiş meğer o ağlama seslerini andıran içten "moğğov mveeğğev" sesleri. Kedileri ayıracağımıza aldı bizi bir kahkaha...

Evde bir kargaşa... Barış krallığı oluşturmak imkansız. Cingöz nasıl sıçradıysa yüksekte duran kuşumuzun kafesinin tepesine tünemiş. Bir yandan kuşumuz neşeyle ötüyor, diğer yandan Badem tıslıyor, Afet zıplayarak Badem'in ucu oynayan kuyruğunu yakalamaya çalışıyor. Ne beter şeymiş şu kedilerin sahiplenme duygusu! Badem'in "Burası benim ev. Haddini bil!" şeklindeki uyarıları, Cingöz'ün "Hadi be sen de! Bir pençe vurursam görürsün kimin eviymiş" şeklindeki uyarılarına karışıyor. Bizim şarkımız; "Dostumuzdan kedi gelmiş, evde bir bayram havası, Badem evini ne çook severmiiş", onların feryatlarını bastıramıyor. Cingöz'ü bir odaya, Badem'i bir odaya ve mantar olan kızımız Afet'i bir odaya yerleştiriyoruz. Artık oda yetmiyor iki kafeste iki kuşa... Kafesleri de kemerlerle yükseklere asıyoruz. Ardından sırasıyla beş yıldızlı otellerin hizmetlerini aratmayacak yemek servislerine başlıyoruz. "Ah pardon Badem Bey... Sizinki havuçlu tavuk olacaktı değil mi?" "Siz de sade süt istemiştiniz Afet Hanım" "Çok özür dileriz Cingöz Bey, kendi mama kabınızdan başka kapta yemek yemediğinizi unutmuşum..."

Tuvalet kapları tüm balkonumuzu kapladı. Hepsi tek tek kontrol ediliyor. Arasıra tenefüsleri var kedilerimizin. Badem odadayken, Cingöz çıkıyor salona, Cingöz odadayken Badem, Badem'le Cingöz odadayken Afet...

Olsun... Bu bayram yalnız değiliz. Biricik dostlarımız, biricik misafirimiz yanlarımızda... Şimdi salon gezintisi sırası Badem'e geldi. Cingöz'ü odaya kapatmam ve Afet'in mantar olmuş pembe göbişine merhem sürmem gerek. Ardından biraz tatlının biraz bayram şekerinin beni sakinleştireceğini umuyorum. Herkese şeker gibi bayram dilerim!

Sayfa başı