|
|
Böcekçil
Bir Yazı
Bu
yazı böceklerle ilgili olacak. Baştan uyarayım; müstakbel
anneler ve kalp hastası olanlar okumasın!
Size hayvanları çok sevmemin yanısıra içimdeki bastırılamamış
korkularımdan bahsetmek istiyorum. Bastırılamamış korkularım
böcekler aleminin tamamı değil. Tamam itiraf ediyorum: Kalorifer
böceklerine tahammül edemiyorum!
Tabi
bu tahammül derecesi, birçok insana tahammül edemememin yanında
hiç kalır. Fakat konumuz; kalorifer böcekleri.
Dün
gece, çıplak ayak, yarı açık gözler, darmadağın saçlar ile
tuvalete adımımı atmamla birlikte ışığı yaktığımda, fayansların
üzerinde hızla yürüyen hatta devekuşu gibi uçar adımlara sıçrayan
bir yaratıkla karşılaştım.. Evet oydu! Fakat, fakat nasıl
yedinci kata kadar tırmanıp bizim banyoya girebilmişti? Atomun
yok edemeyeceği tek şey, hatta birsürü şeyden biri olan "şey"
bizim banyomuzun, en işlek karolarında cirit atmaktaydı..
Ve küfür yemiş vahşi bir siyasetçi gibi, üzerime üzerime geliyordu.
Korkunç gözüküyordu. Ayaklarıma tırmanmak istiyordu. Biliyorum,
bal gibi biliyorum. Simsiyah, ayakkabı cilasıyla boyanmış
izlenimini veren parlak sırtı, banyonun ışıklarını yansıtıyordu.
Hatta o kadar parlaktı ki, o sert kavkısında kendimi görebiliyordum.
Kıllı ayakları, heran üzerime tırmanabileceğini hissettiriyordu.
Antenleri, insana; senin antenlerin niye o kadar uzun? dedirttirecek
cinstendi. Kavkısı o kadar kalın gözüküyordu ki; onu ayağımla
ezmeye kalksam, çatırtısından tüm apartman halkının uyanacağını
biliyordum. Ve ben bu mahlukati böcek, kalorifer hamam-i böceği
ile karşı karşıyaydım.. Beni her ne kadar korkutsa da onun
canını yakmamakta kararlıydım. O sırada kahraman kedim Badem,
bir böcek ilaçlama görevlisi edasıyla gerine gerine banyoya
girdi. Yakışıklı kahramanım benim.. Ama sadece yakışıklı.
Kalorifer hamam-i böceğini görünce ne yaptı beğenirsiniz?
Kıhlamaya ve banyodan çıkmak üzere, geri geri adımlar atarak,
açık kapıdan hızla fırladı. Yani kaçtı, beni yarı yolda bıraktı.
En sonunda cesaretimi toplayaraktan, önce saf arayışlar ve
karodan karoya sıçrayışlarla tuvalet kağıdına ulaşmayı başardım.
Onu tuvalet kağıdına sarıp, bahçeye bırakacaktım. Ama kalorifer
hamam-i böceği buna fırsat vermeyerekten, deli gibi dört nala
koşuyordu.. Ama başardım. Tabi bu iş için yaklaşık bir rulo
tuvalet kağıdını (mübalağa sanatı yapılmıştır) harcamak zorunda
kaldım. Onu yakaladım ve balkona koştum. Tuvalet kağıtları
arasından nasıl çıksa beğenirsiniz? Zıplayarak mı, sekerek
mi, yürüyerek mi? Uçtu uçtu! Vallahi uçtu!
Büyük
bir iş başarmamın ardından Badem'i banyo kapısının dışında
meraklı bekleyişlerle de bulsam, bu iş bitmişti. Üstelik ne
hamam böceği ne de ben ölmüştüm.. Bu arada, sevgili okuyucular;
sakın sanmayın ben böceklerden korkuyorum diye.. Mesela ben
karafatmalara bayılırım.. Şeker şeyler! Nasıl tam bir hanım
edasıyla yürürler. Sakın onları kalorifer böcekleri ile karıştırmayın.
Kavkıları cilasız ve kurudur. Elde durmayı da pek sever keratalar.
Hele karınca ve çekirgelere tam anlamıyla bayılırım.. Bir
tek hamam böceklerine alışamadım gitti.. Valla onlar da olmasa
"ontolomog" olmayı ciddi ciddi düşünürdüm.
Neyse
ki, gece böcek operasyonunun ardından henüz sona ermemişti.
Badem'i koynuma alıp, ( gördüğüm yüzlerce hamam böceklerinden
oluşan kabusu saymassak) uykuma kaldığım yerden devam ettim.
16
Mayıs 2002
Sayfa başı
|