Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları



Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Böcekçil Bir Yazı

Bu yazı böceklerle ilgili olacak. Baştan uyarayım; müstakbel anneler ve kalp hastası olanlar okumasın!

Size hayvanları çok sevmemin yanısıra içimdeki bastırılamamış korkularımdan bahsetmek istiyorum. Bastırılamamış korkularım böcekler aleminin tamamı değil. Tamam itiraf ediyorum: Kalorifer böceklerine tahammül edemiyorum!

Tabi bu tahammül derecesi, birçok insana tahammül edemememin yanında hiç kalır. Fakat konumuz; kalorifer böcekleri.

Dün gece, çıplak ayak, yarı açık gözler, darmadağın saçlar ile tuvalete adımımı atmamla birlikte ışığı yaktığımda, fayansların üzerinde hızla yürüyen hatta devekuşu gibi uçar adımlara sıçrayan bir yaratıkla karşılaştım.. Evet oydu! Fakat, fakat nasıl yedinci kata kadar tırmanıp bizim banyoya girebilmişti? Atomun yok edemeyeceği tek şey, hatta birsürü şeyden biri olan "şey" bizim banyomuzun, en işlek karolarında cirit atmaktaydı.. Ve küfür yemiş vahşi bir siyasetçi gibi, üzerime üzerime geliyordu. Korkunç gözüküyordu. Ayaklarıma tırmanmak istiyordu. Biliyorum, bal gibi biliyorum. Simsiyah, ayakkabı cilasıyla boyanmış izlenimini veren parlak sırtı, banyonun ışıklarını yansıtıyordu. Hatta o kadar parlaktı ki, o sert kavkısında kendimi görebiliyordum. Kıllı ayakları, heran üzerime tırmanabileceğini hissettiriyordu. Antenleri, insana; senin antenlerin niye o kadar uzun? dedirttirecek cinstendi. Kavkısı o kadar kalın gözüküyordu ki; onu ayağımla ezmeye kalksam, çatırtısından tüm apartman halkının uyanacağını biliyordum. Ve ben bu mahlukati böcek, kalorifer hamam-i böceği ile karşı karşıyaydım.. Beni her ne kadar korkutsa da onun canını yakmamakta kararlıydım. O sırada kahraman kedim Badem, bir böcek ilaçlama görevlisi edasıyla gerine gerine banyoya girdi. Yakışıklı kahramanım benim.. Ama sadece yakışıklı. Kalorifer hamam-i böceğini görünce ne yaptı beğenirsiniz? Kıhlamaya ve banyodan çıkmak üzere, geri geri adımlar atarak, açık kapıdan hızla fırladı. Yani kaçtı, beni yarı yolda bıraktı. En sonunda cesaretimi toplayaraktan, önce saf arayışlar ve karodan karoya sıçrayışlarla tuvalet kağıdına ulaşmayı başardım. Onu tuvalet kağıdına sarıp, bahçeye bırakacaktım. Ama kalorifer hamam-i böceği buna fırsat vermeyerekten, deli gibi dört nala koşuyordu.. Ama başardım. Tabi bu iş için yaklaşık bir rulo tuvalet kağıdını (mübalağa sanatı yapılmıştır) harcamak zorunda kaldım. Onu yakaladım ve balkona koştum. Tuvalet kağıtları arasından nasıl çıksa beğenirsiniz? Zıplayarak mı, sekerek mi, yürüyerek mi? Uçtu uçtu! Vallahi uçtu!

Büyük bir iş başarmamın ardından Badem'i banyo kapısının dışında meraklı bekleyişlerle de bulsam, bu iş bitmişti. Üstelik ne hamam böceği ne de ben ölmüştüm.. Bu arada, sevgili okuyucular; sakın sanmayın ben böceklerden korkuyorum diye.. Mesela ben karafatmalara bayılırım.. Şeker şeyler! Nasıl tam bir hanım edasıyla yürürler. Sakın onları kalorifer böcekleri ile karıştırmayın. Kavkıları cilasız ve kurudur. Elde durmayı da pek sever keratalar. Hele karınca ve çekirgelere tam anlamıyla bayılırım.. Bir tek hamam böceklerine alışamadım gitti.. Valla onlar da olmasa "ontolomog" olmayı ciddi ciddi düşünürdüm.

Neyse ki, gece böcek operasyonunun ardından henüz sona ermemişti. Badem'i koynuma alıp, ( gördüğüm yüzlerce hamam böceklerinden oluşan kabusu saymassak) uykuma kaldığım yerden devam ettim.

16 Mayıs 2002

Sayfa başı