|
Dostlarıma...
İki
yıl önce,sömestre tatilinde Karabaş,Anne,Beyaz ve diğerleri
ayrıldılar bu Dünya'dan..
Islak
burunlu sevecen anne,oyuncu kızı Karabaş ve tam bir hanımefendi
olan Beyaz..
Vefalı
dostlarım benim.. Bugün sizi anmak için yazıyorum. Ne zaman
yalnız kalsam, büyük bir hassasiyetle yaklaştınız bana. İnsanoğluna
kendinizi emanet ettiniz. Kolumun altına girdiniz. Islak burunlarınız,pembe
dillerinizle beni öptünüz.
O
kadar derdiniz olduğu halde,keneler vücudunuzu kaplamışken
bile yanımdayken hiç şikayet etmediniz. Üzgün olduğumda beni
anladınız. Ne zaman bir yere gidecek olsam,ıslak burunlarınızla
arkadan sesizce yaklaşıp, bir süpriz yapacakmış gibi elime
dokundunuz. Beni sevindirdiniz.
Az
mı mutlu ettiniz beni sevgili dostlarım...
Apartmanımızın
hayvansever insanları da size sahip çıktılar. Hepiniz kuduza,uyuza,pireye,keneye
karşı aşılatıldınız. Kiminizin boynuna tasma takıldı.
Ne
varki,mahalle sakinleri bunu size çok gördüler. Çocuklarına
bir kedi,köpek sevgisini ve bununla beraber insan sevgisini
de aşılamak yerine,çocuklarını sizi taşlamakla görevlendirdiler.Isırır,saldırır
dediler..
Oysa
bu zihniyeti kırmanın bize ne kazandıracaklarını zerre kadar
bilmiyorlardı.Ben söyleyeyim; "Huzuru" kazandıracak
sevgisiz komşularım.. "Dostluğu" tattıracak... "Yaşamı
sevmeyi,yaşanılacak bir Dünya olması için önce sevgiyi öğrenmenin
şart olduğunu".. İşte bunları kazandıracak sevgisiz komşularım..
Ve daha sayamayacağım onlarca güzel duyguyu..
Güzel
köpeklerim...kedilerim..."gerçek dostlarım"...
Sömestre
tatilini fırsat bilip,sabahın ilk ışıklarında mahalle mahalle
dolaşıp, o ' lanetli eti ' atan belediye arabalarından niye
saklan madınız? Saklansanız ne gezer. İnsanoğlu sizi her yerde
bulur.
Sabah
olduğunda, insanlar sokağa döküldüklerinde korkunç bir manzarayla
karşılaştılar.. Sağda solda , çocukların gözü önünde kasılıp
titreyen, ağızlarından ince ince köpük sızan köpekler...
Dostlarım,
size bu acıyı çektiren yüreksizlere ben destek olur muyum?
Onlardan nefret etmez miyim?
Oysa nefret çok kötü bir duygudur. Biz nefret yüzünden bu
haldeyiz.
Anne,
sen en son can veren olmuşsun.. Karabaş'ın annesi olmandı
sana bu adı vermemizin sebebi. Ve yine Dünya'nın en yüce ünvanına
sahip olmandı. Ne yazık ben yoktum senin yanında.. Her zaman
yaptığın gibi, yürümekte olan babamın arkasına sessiz adımlarla
yaklaşıp ,ıslak burnun ile dokunmuşsun parmaklarına.. İnsanların
yaşayan bir köpek daha olduğu için sevinmesine fırsat vermeden,
yıkılmışsın yere... Sonra o korkunç ızdırap, bedenini yakıp
tutuşturan ve nerden geldiğini belki anlayamadığın bir acı,
son kasılmalarla ruhunu bedeninden ayırmış... Sen daha iyi
bilirsin.
Gerçek
dostlarım... Artık tek bir köpek dost bile yok buralarda...
Sizinle beraber hepsi ayrıldılar bu yaşamdan.
Sizin
zehirlendiğiniz gece, umarım sizi belediyeye şikayet eden
"sevgisiz komşular"da pişmanlık duygusunu tatmışlardır-
hırsızlar sizin yokluğunuzdan istifade edip tam dokuz arabanın
camlarını kırıp,soydular.
Bilgisizlik
çok kötü birşey dostlarım... İşte bu cahillik insanlığı köleleştiriyor...
Bu cahillik sizlerin canına neden oluyor...
Sevgisiz
komşularım, köpeklerin iyiyi ve kötüyü ayırettiklerini bilmiyorlardı.
Haberleri bile yoktu belki geceleri bazen sizin neden havladığınızdan?
Bunu da ben söyleyeyim sevgisiz komşularım; benim dostlarım
sizin arabalarınıza,evlerinize yaklaşan hırsızları korkutuyordu
havlayarak.. İşte bu yüzden onları belediyeye zehirlettiğiniz
gece arabalarınız soyuldu.. İşte bu yüzden..
Bir
ulusun, yaşamını paylaştığı tüm canlılara sahip çıkması o
ulusun gelişmişliğini gösterir. Bir ulus, canlara kıyıp, dostları
olan kedileri, köpekleri öldürüp, yaşam kaynağı olan ormanlarını,
göllerini, akarsularını yok ederse nasıl yaşar?
Yeşilin
mavinin yerine grinin siyahın, karanlığına bürünmüş bu umutsuz,
topraklar nasıl sevilir?
Sevgili
dostlarım... Sizleri çok özledim... Zaten sizin hakettiğiniz
yaşam bu değildi. Umarım şimdi çok sevdiğiniz dostlarınızla,
büyük bir mutlulukla gittiğiniz yeni yerde "sevgi"yi
doya doya yaşıyorsunuzdur.
Sayfa başı
|