Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları



Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Eyvah! Kedim büyüyor

Onun kedi olduğuna dair şüphelerim var. Bilemiyorum. Onu ilk gördüğümde daha çok hamstera benziyordu ya da tavşana; fakat miyavlamasını da biliyordu. Fevkalede güzel parlak gri, beyaz tüylerine, zümrüt yeşili gözlerine vurulmuştum. Zaten ilk korkum da ilk defa beni uzun süreli sahiplenecek olan bu kedinin (hadi kedi diyeyim artık: çünkü kardeşlerinin kedi olduğundan eminim) tekir olmamasıydı.

O zamanki güzelliğine aldanıp, ona Afet adını verdik. Evimizin dişi fırtınası... Bir süre sonra isminin eşanlamlılığına yakışacak davranışlar göstermeye başladı. Koltukları yıkan, halıları tırmıklayan, etrafta bulduğu içi suyla dolu her nesneden su içmeye başlayan bir doğal afete dönüştü. Bebekliğinin güzelliği, afetliği zamanla isminin bu diğer anlamını kazandı. Afet bugün, yaklaşık 5,5 aylık bir genç bayan... "Blue Çağı"nı yaşıyor. Blue Çağı'nı yaşayan her canlı gibi de (ister insan olsun, ister hayvan) en çirkin olduğu dönemde. Tüyleri uzun mu, kısa mı belli değil. Vücudu kafasına göre çok daha büyük ve sosisimsi bir yapıda. Bunu "Blue Çağı"na yeni yeni girmekte olan genç kızların yeni yeni beliren göğüslerinin elbise üzerinden yaptığı belirsiz çıkıntıya veya "Blue Çağı" na girmekte olan bir erkeğin içi sütümsü beyazlıkta gittikçe büyümekte olan sivilcelerine benzetebilirsiniz.

Ergenlik çağına yeni girmekte olan, daha dün minicik olan, biberonlarla süt içirdiğim kızım Afet, evimizin olgun erkeği babası yaşındaki Badem'e kur yapmakta... Aslında hormonlarındaki değişikliklerden bihaber daha. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemiyor, içindeki sese somut bir 'miyav'la karşılık veremiyor. Tıpkı insanlardaki gibi, bazen masum çocuksu güzelliğini koruyor, yerde duran bir nesneye hafifçe pati atıyor, nazikçe esniyor... Sonra ne olduğunu anlamanıza fırsat kalmadan 'dişi' bir kimliğe bürünüyor. Duvarlara, kapı kenarlarına sürtünüyor, Badem'e bakıp miyavlıyor. Zavallı erkek rolündeki Badem, bir Afet'e bir de bana bakıyor. Afet'in ensesine dişlerini geçireceği anda, kendi ensesinde benim ellerimi hissediyor...

Kedilerdeki "Blue Çağı"nın, insanlardaki "Blue Çağı"ndan tek farkı kedilerde sivilcesiz geçmesi... Haa bir fark daha var... Kediler bu dönemlerinde, varoluşları üzerine kafa yormuyor. İnsan gençler ise fiziksel değişim ve gelişimlerindeki farklılıklara mı üzülsünler (veya sevinsinler?), felsefe yapmak için mi ıkınsınlar, aşk hayatları için mi oflasınlar? Off off... Hem insan olup hem ergenlik dönemi geçirmek zor iş be... Zor işti be... Kedileri yine kıskanmanın tam zamanıdır.

Sayfa başı