|
|
 |
|
|
Eyvah!
Kedim büyüyor
Onun kedi olduğuna dair şüphelerim var.
Bilemiyorum. Onu ilk gördüğümde daha çok hamstera benziyordu
ya da tavşana; fakat miyavlamasını da biliyordu. Fevkalede
güzel parlak gri, beyaz tüylerine, zümrüt yeşili gözlerine
vurulmuştum. Zaten ilk korkum da ilk defa beni uzun süreli
sahiplenecek olan bu kedinin (hadi kedi diyeyim artık: çünkü
kardeşlerinin kedi olduğundan eminim) tekir olmamasıydı.
O zamanki güzelliğine aldanıp, ona Afet adını verdik. Evimizin
dişi fırtınası... Bir süre sonra isminin eşanlamlılığına yakışacak
davranışlar göstermeye başladı. Koltukları yıkan, halıları
tırmıklayan, etrafta bulduğu içi suyla dolu her nesneden su
içmeye başlayan bir doğal afete dönüştü. Bebekliğinin güzelliği,
afetliği zamanla isminin bu diğer anlamını kazandı. Afet bugün,
yaklaşık 5,5 aylık bir genç bayan... "Blue Çağı"nı yaşıyor.
Blue Çağı'nı yaşayan her canlı gibi de (ister insan olsun,
ister hayvan) en çirkin olduğu dönemde. Tüyleri uzun mu, kısa
mı belli değil. Vücudu kafasına göre çok daha büyük ve sosisimsi
bir yapıda. Bunu "Blue Çağı"na yeni yeni girmekte olan genç
kızların yeni yeni beliren göğüslerinin elbise üzerinden yaptığı
belirsiz çıkıntıya veya "Blue Çağı" na girmekte olan bir erkeğin
içi sütümsü beyazlıkta gittikçe büyümekte olan sivilcelerine
benzetebilirsiniz.
Ergenlik
çağına yeni girmekte olan, daha dün minicik olan, biberonlarla
süt içirdiğim kızım Afet, evimizin olgun erkeği babası yaşındaki
Badem'e kur yapmakta... Aslında hormonlarındaki değişikliklerden
bihaber daha. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemiyor,
içindeki sese somut bir 'miyav'la karşılık veremiyor. Tıpkı
insanlardaki gibi, bazen masum çocuksu güzelliğini koruyor,
yerde duran bir nesneye hafifçe pati atıyor, nazikçe esniyor...
Sonra ne olduğunu anlamanıza fırsat kalmadan 'dişi' bir kimliğe
bürünüyor. Duvarlara, kapı kenarlarına sürtünüyor, Badem'e
bakıp miyavlıyor. Zavallı erkek rolündeki Badem, bir Afet'e
bir de bana bakıyor. Afet'in ensesine dişlerini geçireceği
anda, kendi ensesinde benim ellerimi hissediyor...
Kedilerdeki "Blue Çağı"nın, insanlardaki "Blue Çağı"ndan tek
farkı kedilerde sivilcesiz geçmesi... Haa bir fark daha var...
Kediler bu dönemlerinde, varoluşları üzerine kafa yormuyor.
İnsan gençler ise fiziksel değişim ve gelişimlerindeki farklılıklara
mı üzülsünler (veya sevinsinler?), felsefe yapmak için mi
ıkınsınlar, aşk hayatları için mi oflasınlar? Off off... Hem
insan olup hem ergenlik dönemi geçirmek zor iş be... Zor işti
be... Kedileri yine kıskanmanın tam zamanıdır.
Sayfa başı
|