Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları







Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Badem'e Kardeş Geldi

İki gece önce (perşembe) -biiiiiyk biiykk sesleri taaa evimize yani yedinci kata ulaşaraktan ailecek hepimizin kafasını ütülüyordu.. Bu sesleri çıkaran canlının yavru bir kedi olabileceği ihtimali hayli yüksekti. Akşam akşam puhu kuşu ötecek değil ya! Her neyse. Biiiyk biiik sesleri tahammülümün son noktasına gelince, derler ya don gömlek, neredeyse o vaziyette, elimde fener attım kendimi sokağa..

Attığım her adımda sesler daha da yaklaşıyordu. En sonunda sesler daha da koyulaştı. Fenerimi otlara doğrulttuğumda kıl kuyruk, cılız mı cılız, çirkin mi çirkin, ama sevimli mi sevimli bir pisiyle karşılaştım! En fazla iki haftalık.. Annesini kaybettiği apaçık ortadaydı. Feneri civarda gezdirip, annesi olmadığını anlayınca kucakladım veledi.. Dayanamayıp, öpücüklere boğdum birde...

Gözleri iltihap içinde kapalıydı.. Göz merhemi ile ilk müdaheleler başladı. Ardından "işetme", ardından "besleme" ve en son "uyku faslı" işlemleri itinayla yapıldı. Ev halkı bu tatlı yaratığı sevgiyle karşıladılar. Bir tek kişi dışında... "Badem". Badem evde kendinden başka ilgi gösterilen bir canlının olduğunu hissedince adeta küplere bindi.. Resmen somurttu. Kediler somurtmaz demeyin vallahi somurtuyorlar. Ne yaptı beğenirsiniz, gitti benim odama, masama çıkıp oraya kuruldu. Sinir sinir bakmaya başladı... Oysa hiç yapmadığı şey. Badem akşam vakitleri, insanların oturduğu yerde bulunmaya bayılır.

Bu sefer Badem'in gönlünü almaya çalışıyoruz. -Küsel oğlum benim. Canıııım. Sen bizim tek kedimizsin. Evimizin efesi, gönüllerimizin direği, sofralarımızın biricik tacizcisisin... Senin pabucun asla dama atılmaz, çünkü pabucun yok...

Badem tüm uğraşlarımıza rağmen adeta; o küçük kız varken bu evde ben duramam dercesine bakışlar atıyordu bize... Ve işin komik yanı, bu küçük kızla Bedem'i burun buruna getirdiğimizde bizim oğlan korkup, deli gibi kaçmaya başladı!

Olsun.. Size küçük kızdan bahsedeyim. O kadar minik ki, sütünü dahi biberonla içiyor. Tuvaletini bile bizim sayemizde yapıyor. Renkleri Sevi'nin (ablam) sevdiği gibi... Ben onlara "çingene" derim- siyah- tekir- turuncu- muruncu- sarman, deneme tahtası gibi, ne renk ararsanız var. Bıdık birşey. Doğru dürüst yürüyemiyor. Sürüne sürüne gidiyor, ama kıl kadar kuyruğu hep havada! Ve dünyada gördüğüm en küçük yaşta en yüksek sesle mııııırlama rekoruna sahip kedi... Patileri vücuduna oranla biraz büyük gibi.. Kulakları ise yakında evin neresine saklansa kendini belli ettirecek cinsten..

Biberonundan sütünü bir içişi var görseniz.. Arasıra boğulacak gibi oluyor, duruyor soluk alıyor, kaldığı yerden devam ediyor. Aman sütünü içerken emziği almaya çalışmayın, hemen koca kediler gibi kızmaya başlıyor.

Beslenme bittikten sonra, gaz çıkarmalar başlıyor. - Guurk booork, hıçk! Bende poposuna nazik nazik dokunmaya başlıyorum. Gaz çıkarmalar genellikle ağızdan oluyor, ama alttan da olmuyor değil... O zaman bir kokutuyor ortalığı. Amman sormayın. Kaçışıyoruz valla evin içinde...

Ama üzücü bir olay varki, büyüyünce ondan ayrılacak olmamız. Neden ayrılacaksın üzülüyorsan? derseniz, açıklayacağım bir sürü şey var..

Yuva bulmak çok zor. Ama sokağa da atacak değiliz hani. Yine de bu miniğe evini açmak isteyen olursa ne mutlu bize ve ona!

Neyse, zaten daha çok küçük. Bakalım Badem'le araları nasıl olacak?

Minik kediyi Prof. Ressam Oya Kınıklı sahiplendi!

16 Mayıs 2002

Sayfa başı