Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları



Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Kısırlaştırttım; çünkü...

Badem'le Afet, koyun koyuna uyuyorlar... Eskiden Afet'e bir cariye gözüyle bakan Badem, şimdi onu kardeşi gibi seviyor. Tabii cümbürlöp diye olmadı bu olay... Kısırlaştırıldıkları bir ay kadar oluyor.

Kısırlaştırma karşıtlarının şimdiden sinirlendiklerini, sanki sırf kendi keyfimiz için bu işlemi yaptırdığımıza söylendiklerini duyar gibiyim. Bu konuda- kısırlaştırma konusunda anlatmak istediklerim var. Önce bir okuyun, ondan sonra eleştirilerinizi yapın.

Özellikle 1999 yılında binlerce sokak hayvanı zehirli etlerle öldürüldü. Sabaha karşı sokaklara atılan bu zehirli etleri yiyen hayvanlar, gün ağarınca küçücük çocukların gözleri önünde titreme ve kasılmalarla hayatlarını kaybetti. Etteki zehir, vücuttaki tüm organların şişmesine ve en sonunda patlamasına neden oldu. Bizim görebildiğimiz ve bilimin kanıtladığı kadarıyla son derece acı verici bir ölümdü. Apartman olarak sahiplendiğimiz, belediyeden tasma çıkarttırdığımız, aşılattığımız ana-kız: Anne ve Karabaş, kendini bilmez birkaç kişinin belediyeye şikayet götürmesi üzerine bir sabah, çocukların yanıbaşında can verdiler. Henüz ölmemiş hayvanlar, belediye ekiplerinin o uğursuz kamyonetine atılıp, şehir dışında açılan toplu mezarlara canlı canlı gömüldüler (Bekir Coşkun'un, Pako'ya Mektuplar adlı kitabında bu konuyu detaylı okuyabilirsiniz).

Her yıl, sokaktan annesiz, kör, sakat hayvanlar buluyoruz. Onları yaşatabilmek için elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapıyoruz; seve seve de yaparız- lakin barınakların yeterli olmadığı, sokak hayvanlarının halen belediye ekiplerince zehirlendiği, insanların cins hayvan peşinde koştukları yetmezmiş gibi onları alıp, bakamayıp tekrar sokaklara attıkları bir ülkede, bu fedakarlık "nereye kadar" sorusunu getiriyor akıllarımıza... Sokaklarda üremesine izin verdiğimiz hayvanların, sonunu kendimiz hazırlıyoruz. Canlarını yakarak öldürüyoruz, yakıyoruz.

Canlılar için belki de en güzel duygu cinsellik... Bu özgürlüğün; ancak huzur, sağlık dolu bir ortamda gerçekleşebileceğini unutmamalıyız bizler. Sokaktaki hayvanların çoğalmasına göz yumup, sayıları arttıkça onları katletmek bir çözüm olmamalı. Belki bir gün... yeşiliğin gerçekten yeşil, mavinin gerçekten mavi olduğu bir gün... İnsanların bilinçlendiği, paylaşmayı öğrendiği bir gün, herşey dilendiğince yaşanır. Bu şartlarda ise; dileklerimize ulaşmak yolunda ilerlemek yerine, dileklerimizin kötüye gitmemesi için savunma durumuna geçme zamanıdır.

Ne diyordum? Badem ve Afet... İki kardeş gibiler. Beslenmelerine dikkat ediyoruz. Evin içinde, sokakta koşturup, zıplayıp duruyorlar! Hatta kuduruyorlar.

Acaba hayvanların kısırlaştırılması için bilimin dediği gerçekten doğru mu? Hayvanlarda cinsellik isteği salt hormonlardan kaynaklanan bir şey mi? Ve kısırlaştırma operasyonu sonucunda bu güdü gerçekten unutuluyor mu? Galiba kendimi yine de teselli etmeye çalışıyorum biraz. Ama yazdıklarımı da unutmuyorum. Mazeretimiz var. Onlar için...

Sayfa başı