|
|
Mucizelere
İnananlardan mısınız?
Feci durumda olabilir. Belki tek
gözü yoktur; aynı zamanda arka bacakları tutmuyordur veya
onu ezen araba, iç organlarının dışarıya taşmasına neden olmuştur.
Veteriner hekiminiz, onun bu halde asla yaşayamayacağını,
onu uyutmanın- onu bu acılardan kurtarmanın en iyi yolu olduğunu
söylemiş olabilir; ama o hala, bir damla su içmek için mücadele
ediyorsa; durun!
Tek kanadı kırık, yerde şaşkınlık
ve korku içinde duran o kumruyu hiç unutmam. Onu, annemle
yakalayıp, üzerine hava delikleri açtığımız karton ayakkabı
kutusuna koyup veterinere götürdüğümüz zaman altı-yedi yaşlarındaydım.
Veterinerden çıktığımızda kutudaki hava deliklerinin hiçbir
anlamı yoktu artık. Siyah gözlü, duman tüylü kumru, bir iğneyle
ebedi uykuya yatmıştı. Ne demişti veteriner hekim? Kanadı
kırık bir kuşun yaşama şansı hiç mi yoktur? Bilimsel gerçekler
tam bir kesinlik sunar mı ki bizlere? Biz, o zamanlar, trafik
kazası geçirmiş veya bir şekilde sakatlanmış, durumu ciddi
olan her hayvanı "çekmesin bu acıyı" diyerek uyuttururduk.
Uyuttuğumuz hayvana kendimce mezar yapardım; sanki onların
canı yokmuş gibi çiçekleri koparır süslerdim üzerini. Okuma
yazmayı öğrenince de, mektuplar yazardım onlara. Gözyaşlarım
ıslatırdı topraklarını.
Zamanla birlikte kendi inançlarımın
ve kendi düşüncelerimin eylemlerimi şekillendirmesi gerektiğini
anladım. Soluk alan bir canlıyı öldürmek ne kadar uyuyordu
benim doğrularıma? Veteriner demiş olabilir; ama önüme kötü
bir durumda çıkmış bir canlı var. Neden hep, muhtaç hayvanların
hayvanseverlerin karşısına çıktığını düşünmez misiniz? Yardıma
muhtaç olan, yardım edebileceklerin karşısına çıkıyor er geç.
"İnanmak, yolun yarısıdır" derler. Bir canlının
yaşaması için elimden geleni yapmamın gerektiğine karar verdim.
Sonra; "Yaşama şansı az" veya "yarına çıkmaz"
denilen kaç kedi-köpeğin hayata nasıl yeniden bağlandığını
gördüm. İnsanlar için de geçerlidir bence bu. Bilimin ve deneylerin
söyleyeceği çok şey olabilir; ama içsel güç bir çok şeyi yenebilmede
en büyük yardımcımızdır. Veteriner hekim Serdar Badem'i bu
yüzden seviyorum. O, sevdiği için bu mesleği seçen ve inandığı
şeyler için mücadele eden biri. "Mucize"yi ona götürdüğümde,
Mucize'nin kalçası kırık, gözleri hastaydı, arka ayakları
tutmuyordu (ayakları tamamen ezilmiş, paramparça bir haldeydi)
ve üstüne üstlük bu kazayı geçirdiği tahminen bir haftayı
geçmişti. Ön iki ayağıyla tüm vücudunun yükünü çekiyordu;
öyle ki bu haldeyken bile onu yakalamak için verdiğim mücadele
anlatılamaz... Ne olacaktı şimdi? Bu kapkara kedi, yaşayabilse
bile bir daha ayağa kalkamayacaktı. Tutmayan ve hissetmeyen
arka ayaklarla çöplere nasıl zıplayacaktı? Serdar Badem, sepetteki-
onu yakalamak için kandırdığım kuru mamayı yiyen kara kediye
bakarken, "uyutmam" dedi. Zehir yerine, vitamin
enjekte etti kedinin damarlarına. Yaşarsa iki günde bir getirmem
gerektiğini söyledi, beş kuruş para almadı yine.
Bugün,
hayatına sokakta devam eden, insanlarla seviyeli (!) bir ilişkisi
olan Mucize'nin; yani kara kedinin ilk ve son veteriner ziyareti
üzerinden iki ay gibi bir süre geçti. Mucize, şimdi, dört
ayağının üzerinde yürüyebilen; hatta koşabilen bir kedi. Öğle
saatlerinde güneş bir yere yatarak ön patilerini itinayla
yalayan, sonra kıvrılma pozisyonunu seçerek güzel bir öğle
uykusu çeken siyah bir kedi. Ona, onu gördükçe yemek veren
beni ve Mediha Teyze'yi gördüğünde kuyruğunu kaldırarak selam
veren vefakar bir kedi. İki ay önce ona su verdiğimde anladım
onun yaşayacağını. Yaşamak istiyordu ve ben bu isteğini yerine
getirmede bir yardımcı oldum onun için. İnançlarınıza göre,
"uyutulsaydı, daha güzel bir hayata merhaba diyebilirdi"
diyebilirsiniz; ama o, yolunu kendisi seçti ve bir sokak kedisi
(bir tekir) olmanın tadını çıkarıyor şimdi.
Yazıma, başladığım ilk paragrafla
son veriyorum: Feci durumda olabilir. Belki tek gözü yoktur;
aynı zamanda arka bacakları tutmuyordur veya onu ezen araba,
iç organlarının dışarıya taşmasına neden olmuştur. Veteriner
hekiminiz, onun bu halde asla yaşayamayacağını, onu uyutmanın-
onu bu acılardan kurtarmanın en iyi yolu olduğunu söylemiş
olabilir. Ama o hala, bir damla su içmek için mücadele ediyorsa;
durun! Hayat, mucizelerle doludur.
Not: Fotoğraf, arşivimizdendir; fotoğrafı, Mucize'ye benzediği
için kullandım :)
8 Haziran 2004
Sayfa başı
|