|
|
Sosyetik
Kedi
Bizim sitede herkes ondan bahsediyor.
"Ben onun kadar güzelini görmedim!". Bir diğeri;
"Ya o gözlere ne demeli?"
Bir
benim haberim yok bu hatundan. Sahipleri üzerine titriyormuş.
Hadi bende göreyim dedim. Zaten akşam 7 gezmesine çıkmışlar.
Etrafta meşhur kediyi öve söve bitiremeyen komşular.. Bende
dayanamayıp, omuzların arkasından zıplayıp bu hatunu görmeye
çalışıyorum. Neyse insanlar çekilince biraz, o mükemmel kediyi
nihayet görebildim. Hafif alacalı, tekirli, yumoş uzun tüylü,
badem gözlü, oyuncak ayıları andıran bir fıstık! Tam üzerine
atılmak üzereydim ki, sahibi; "Ankara Migros'ta pet marketten
tam 350 dolara aldık.. Çok cinsmiş. Uzakdoğudan gelme Himalaya
Kedisi"
-Hımm çok ilginç, epey cinsmiş..
-Tabi tabiii, çok hassas. Dün en pahalı İtalyan tasmasını
aldık. Bugün de gezdirmek için uzatmalı "flexi"
marka tasmasını. Ama en pahalılarını aldık.
Zavallı kediciğin bu muhabbetlerden bıktığı bariz ortadaydı.
Aslında kaçması çok kolaydı. Kafasını eğse ayarı yapılmamış,
son derece gevşek duran boyun tasmasından ve sahiplerinden
saniyede kurtulacak..
- Adı ne?
Sahiplerinin yüzünde öyle bir tebessüm belirdi ki, görseniz
şaşarsınız. Sanki dakikalardan beri bu sorunun sorulmasını
bekliyor gibiydiler.
En havalı gülümsemesiyle "Afrodit!" diyebildi sahibi.
Afrodit? Kırk yıl düşünsem bu kadar uygun bir isim aklıma
gelmezdi. Sosyetik kedi Afrodit. Orsen sitesinin en havalı
kedisi..
Afrodit dedim, ne uygun isim bulmuşlar sana! Sonra o yumoş
tüylerini okşamaya başlamıştım ki, o da ne? Bakıcısı Afrodit'i
kucağımdan hışımla aldı, bir yerlerden "pahalı"
tüy tarağını çıkarttı ve tüylerini taramaya başladı. Gözlerinden
"aman be kızım, Arfoşçuğumun tüylerini
karıştırıyorsun" dediği açıkça anlaşılıyordu. Neyse ben
kendimi Afroş Hanımın güzelliğine kaptırmışken, hayvanlarla
ilgili her türlü maceramızda beraber olduğum arkadaşım Can,
en sonunda "Esi'nin de çok güzel bir kedisi var"
dedi. Afroş'un sahibinin gözleri ilgiyle parıldadı, ya ne
cins? He hee daha "tekir"in ne olabildiğini bilemeyeceklerini
bildiğimden büyük bir ciddiyetle "tekir kendisi"
dedim. Ağızlarını açıp, şaşkınlıkla -yaaa diyebildiler.
Afrodit
yerde yürümeye çalışırken, taa uzaklarda kendi kendine gezinen
bir köpeciği farkeden sahibeler, Afrodit'i hızla yakalayıp,
en tepelere çıkardılar. Yüz metre ilerde çöpleri karıştıran
köpeciğin ruhu bile duymadı bu olayı.
Afroşçuk, hayranlarından en sonunda kurtulabildi. O sırada
bahçeler arasında salına salına gelen kendi kaplanıma takıldı
gözlerim. İşte kedi budur! dedim. Badem onaylar bir biçimde
"mırrkk!" diyebildi. Ne yalan söyleyeyim, İran,
Siyam, Himalaya... Herkesin kedisi kendine!
9
Ağustos 2002
Sayfa başı
|