Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları





Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Her güzel şey gibi tatil de bitecek

Her tatilin bir bitişi olmalı muhakkak... Ama bu bitişler, bizde öyle bir yaşanır ki; hiç sormayın. Bavulları toplamak, evi temiz bırakmak, buzdolabında kalan yiyeceklere acıyıp bir çanta da onlara yer açmak... En sonunda hüzünle iç çekip, ardımızda bıraktığımız evimize bir daha ki yaza kadar görüşmemek gerekçesiyle hoşçakal demek!

Hadi bunlar tamam da, yoksa asıl sorundan siz de mi dertlisiniz? Yoksa sizinde yanınızda götüreceğiniz bir kediniz, bir köpeğiniz ya da kuşunuz, balığınız, hamsterınız mı var? Yoksa bunların hepsinden mi var?

Yaza girişimizde benim ıvır- zıvırlarım da dahil ayrıca tacizci kedim Badem ve bir türlü ayrılamadığım japon balıklarım vardı. Arabada sallana sallana bir hal geldiler. Ardından gözüm gibi baktığım Japon balıklarım, Kuşadası'nın kireçli suyunu sevmediler ve birer gün arayla hepsi öldüler. Kireçli suları kaynattım, içme suyu koydum ama nafile... Ön bahçemiz daha önceden gömdüğüm hamster ve kuşumla birlikte, bir de balıklarım eklenince "hayvan mezarlığı"na döndü. Derken derken kuş sevdam başladı, bir de kuş aldım. Yalnız bakar mısınız, ya kediyle balık!, ya da kediyle kuş!, ya da kediyle hamster! Bu yüzden şu ana kadar evde şu konuşmaları yapmak günlük aktivitelerimizden oldu; "Anneee, kaç defa söyledim sana odamın kapısını açık bırakma diye. Bak yine Badem gelmiş kuşun dibine, ham yapsa gidecek kuşum!" Annem arka odalardan bağırır; "Bende kaç defa söyledim şu kuşunu yükseklere as diye"

Gelgelelim tüm bu hareketliliğe karşın Badem, son dakika ataklarımla hiçbir hayvanıma zarar verememiştir. Arabamıza bilgisayarımı, resim malzemelerimi, ıvır zıvırlarımı doldurduktan sonra, en son Badem'le, kuşumu attık. Sıkış tepişiz, üst üste alt alta. Badem uysal olduğu için "kedi taşıma sepeti" nde seyahat etmiyor. Kuşumun kafesi ayaklarımın arasında, Badem arka koltukta kart kart miyavlıyor; mooow mooow! Biraz gayret etse mööö'leyecek. Görüntümüz Amerikan yapımı komik çizgi filmlerdeki görüntülere benziyor; Sonuna kadar dolmuş zavallı bir araba, içinde birbirine bağırıp, çağırıp, her iki dakika da bir; "hiiii, eyvah şunumu, bunumu unuttum, geri dönelim çabuuk!" diyen tipler veya başı tutmuş, pencereden kafasını sarkıtmış "naylon torba verin!" diye ağlayan tipler, etrafta tüyleri uçuşan ve kalın bir sesle inleyen kedi, çırpınan bir kuş... Bir karasinekleri, bir de gıt gıt gıdaklayıp, uçuşan tavukları eksik...


2 saatin sonunda (neyse ki evimiz Van'da değil, o zaman felaket olurdu), "İzmir'e hoşgeldiniz" "Nüfus; 1...., Rakım; ... v.s." olan mavi zemin üzerine beyaz yazılı tabelayla karşılaştık. Böyle zamanlarda arabadan inip o tabelayı öpesim gelir. Hani küçükken hep yapardık. Evimizden uzak kalınca, uykumuz da gelince, "Eve gideyim de yatağımı yorganımı öpücem" derdik. İşte öyle oldu bana da. İzmir'e gelelim de mavi üzerine beyaz yazılı tabelasını öpücem dedim :)

Arabadan indiğimizde dört aydan beri İzmir'in ve İzmir'deki evinin yüzünü görmeyen Badem, her şeyi bıraktığı gibi bulmuş olmalı ki, şımarık şımarık koşturup asansöre atladı, evde sıkılınca aşağa inmek için kapının önünde miyavladı. İşte kedilerin hafızası olduğunun en büyük kanıtı...

Ben ise... Zavallı ben. Her tatil bitiminde bunalıma giren ben. Hint bülbüllerimi bütün kış Badem'den ve annemden (anne kısmı şaka:)) saklayacak olan ben... Şimdiden gelecek tatilleri allayıp, pullayıp, süsleyip hayallerimde yaşayacak olan ben... Bu yazıyı yazan ben, okuyan sen...

Eylül 2002

Sayfa başı