|
|
Tekir'in Yeri
Bitti. Başladı. Günlerdir süren çalışmalarım, eski tasarım
ve eski adımızla geçirdiğimiz günler bitti. Dünün Kediler
Gezegeni, bugün yeni adı ve yeni tasarımıyla; ama aynı içeriğiyle
yayına girdi. Peki, ne oldu da birçok insanın belleğinde yer
etmiş bu ad ve bu görsel görüntü değiştirildi?
Kediler Gezegeni macerası bundan 2,5
yıl önce başladı. Amatör bir anlayışla tek başıma başladığım
bu çalışma, gazeteci ve hukukçu A.Anıl Oğuz'un- tabiri caizse
elimden tutup, siteyi profosyonel bir tasarıma kavuşturmasıyla
devam etti, büyüdü. Bu süre zarfınca yaptığımız çalışmalar
amatör ruhundan hiçbir şey kaybetmedi. Kediler Gezegeni; içerik
sitesi, mama sitesi, zart zurt sitesi olmadı anlayacağınız.
Basın da, bir hobi adına yapılan bu siteye ilgisiz kalmadı
ve Kediler Gezegeni'ni duyurdukça; gezegenin keşifçileri çoğaldı.
Aramıza Epirden Beach Volley'in maskotu sevgili Tıkır yazar
olarak katıldı. Hayvanseverlerden gelen e-postalar bizi bu
yolda daha da teşvik etti; ama ne olduysa oldu, Kediler Gezegeni
Kasım 2003'den bu yana "ölü" bir dönem geçirdi.
Baharla birlikte, kış uykusundan uyanan bazı soğukkanlı hayvanlar
misali (Bu esnada 'ayı' demek istemedim; yazının başından
beri- eskiden yazılarımı okuyanların bileceği üzere her zamankinden
farklı olan şu ciddi gidişatı bozmak istemedim :)) uyandım,
silkelendim bir de ne göreyim: Kediler Gezegeni'nin barındıran
firmayla anlaşmamız çoktan bitmiş, Kediler Gezegeni kapanmış,
e-posta kutularımız kediseverler ve meraklıgillerden oluşan
gezginlerimizin gönderdiği e-postalarla dolup taşmış! Kasım'dan
Nisan'a kadar süren Fetret Devri, teknolojinin bağrından kopup
gelen e-postalarla, tahtında uyuklamakta olan keditöre "uyan!"
demekte... "Uyan!" diyor: "Gezegeni'ninin kedileri
yenilik istiyor!" Bu çağrıları duymazdan gelirsem tahttan
indirilip, unutulacaktım. Daha da kötüsü yaptığım tüm işler,
çalışmalarım; çiçek aşısı, Avrupalar'a gönderttiğim elçiler
v.s... unutulacaktı. Sanki bunlar hiç olmamış gibi olacaktı.
Korkum, salt unutulma ve yok olma kaygısı değildi. Keditör,
elden ayaktan düşmemişti ki! Neden uyukluyordu? Velhasıl,
baharla ve e-posta kutuma doluşmuş birbirinden güzel, duygu
mıncıklayıcı e-postalarla, beynim mesajı algıladı ve bir karar
aldı: Kediler Gezegeni'nin de yeni dönem başlıyor... Lütfen
bekleyiniz!
Yeni bir tasarım istiyordum: (Çabuk
siteyi eski haline getir, bu ne hal! :)) Yeni site daha az
patili; daha çok edebi olsun, daha az pembeli; daha çok morlu
olsun :) Nacizane bilgilerimle, Anıl Oğuz'dan kaptığım kadarıyla
kendim yapmayı denesem? Bu sefer, ikide bir Anıl'a telefon
açıp: "Anıl şu çerçeveli tablolar nasıl oluşturuluyordu?"
türünden, açıklaması zaten programda olan sorulardan sormasam...
Hayalimdekini gerçekleştirebilsem... Sonuç. Sonucu umarım
beğenirsiniz (söyleceklerim bitince, sizi şöyle bir kokteyle
alacağım; ardından gezi turumuza bendeniz rehberliğinde başlayabiliriz:)
), eskisinden güzel olmasın benim çok hoşuma gitti; kendim
yaptım diye söylemiyorum :) Sarıp sarmaladı, yumuşak- ılık
bir hava içine aldı beni; birazdan "mor sümbüllü bağ"
verecek dört bir köşeden.
Yeni bir ismi olsun istiyordum. Sözüm
meclisten dışarı; Şukufe adlı bir star yaratmaya benzesin
istemedim. Kediler Gezegeni güzel bir adtı; ama adın karizması
yoktu. "O da ne?" demeyin; bildiğimiz gezegen işte.
Herkes sevdiği şey için "Şey Gezegeni" adıyla bir
site kurabilir. Şey'ler çoğaldıkça; fabrikasyon oluruz: Şu
bileklikli spor ayakkabılarından giyen, kot pantalonu poposundan
düşen, yeni çıkan her bir tv dizisinden kaptıkları karakterlerin
belirgin özelliklerini "oha, faan oldum yaniii.."lerle
iyice belirginleştiren tiplerden... Sözüm meclisten dışarı
değil efendim bu sefer! Bu site sınırları içindeyseniz ve
bu mesaj size gönderilmişse farklısınızdır gerçi ya (Hoş,
zaten kedi sevmek; kedinin kişiliğini kaldırabilen insanlara
özgüdür. Bunu da çoğu insan başaramaz. Şöyle diyebilir miyiz
o zaman: Kedi seviyorsanız; zaten farklısınız?)... Konuyu
dağıtmayayım, "bu kadar laf söyledin; "Şey'in Yeri"
veya yerleri de olur!" diyebilirsiniz. Hemmen açıklama:
Nazım Hikmet, sokak kedilerine olan sevgisini ve kedilere
olan hayranlığını "Ben Tekir Severim" adlı yazısında
o kadar güzel anlatmış ki... Haddim olmayarak açıklama yapmak
isterim; çünkü yazıyı ilk okuduğumda "tekir"den
kastı "tekir kedi" olarak algılama cehaletinde bulunmuştum
da; Kedi Kitabı'nı derleyen sayın Gökhan Akçura ile yaptığım
söyleşi de işin aslının-Nazım Hikmet'in ille de "tekir"
demesindeki kastın, sokaktaki tüm kedileri temsilen olduğunu
öğrenmiştim! Yazı o kadar hoşuma gitmişti ki, çevremde kedi
seven - sevmeyen herkese okumuştum. Üstüne üstlük o tekirin;
sadece tekir cinsine mensup bir kedi olduğuna inanarak okumuştum!
Kimbilir belki de tekir kedilere olan hayranlığımdan kaynaklanıyordur.
Edebiyatın incelikleri üzerinden bu kadar kabaca geçmem beni
utandırmadı değil... Neyse, o e-söyleşi, geçen zaman, yine
de tekir kedilerin gönlümdeki yeri ille de "Tekir"
dedirttirdi bana. Kısacası Tekir'in Yeri, sokaktaki kedilerin
ve onları seven, kendini 'tekir' olarak gören herkesin yeri.
(Altyazı (Esice): Tekir türüne mensup, logodaki karizmatik
sokak kedisinin yeri. Tekir'in mekanı, Tekir'in kahvesi v.s.)
Tekir'in Yeri'nde kedilere ilgi duyan herkese ilk zamanlar
yer var; sonraları bu ilgi, sevgiye; bağlılığa dönüşmezse
(zaten kedi sevgisi veya hayvan sevgisi bazı insanlarda isteseniz
de uyandıramayacağınız duygulardır), kedileri gerçekten sevemezseniz
bu sitenin adının içeriğiyle bir gönül bağınız da olamaz :)
(<Cümlenin sonuna nokta koyarsam tutumumun çok sert görünebileceğini
düşündüm; yani demek istiyorum ki: "Bakın gülümsüyorum,
iyi niyetle söylüyorum, emeğe saygı... :p )
Açıklamam bu kadar. Şimdi
sizi kokteyle davet ediyorum. Anasayfada buluşalım: Sağda
yiyecekler; solda içecekler var. Bir elinizde peynirli, sosisli
kanepeniz, bir elinizde kadehiniz: Tekir'in Yeri'ne hoşgeldiniz!
16 Nisan 2004
Sayfa başı
|