Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları





Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Yama

Yama, sokağından geçen herkesin bacağına davetkar bir şekilde sürtünüyor. Oldukça iri, oldukça tombul, siyahlı beyazlı, ön patileri un çuvalına sokulmuş gibi beyaz çoraplı. Bazılarının ona Beyaz Çoraplı diye seslendiğini de duyabilirsiniz.

İki yıl kadar önce, Yamacı ailesinin evinin kapısının önüne, kafasından büyük kulakları, çapaklı çipil çipil bakan gözleriyle bir deri bir kemik halde, gelip oturmuştu. Yavru kedilerin o pek meşhur "miyuv"larını, son gücüyle seslendirmeye çalışıyordu. Yıllardır bir çocuğu olamayan Nebide Yamacı, kedilere karşı bilinen pek bir sevgisi olmadığı halde, zannedersek kedi "miyuv"larını, bebek "ingaa"larına benzetmiş olacak, Yama'yı evine aldı. Kocası pek istemedi; ama zaten günün büyük bölümünü işte geçiriyordu ve kediyle karşı karşıya kalacakları vakit pek azdı. Ses çıkarmadı.

Nebide Yamacı "zamanında ben yemedim, çocuğum yesin" ilkesiyle hareket ederek daha meme emme çağında olan Yama'ya tavukları, balıkları dayadı. Yama, gençlik yıllarında karnı davul gibi iki yandan şiş bir halde paytak paytak yürümeye başladı. Hanımı, hala "bebeğim olacak" düşüncesiyle, elinde şişi ve yünüyle, patikler, kazaklar örerken, Yama o koca gövdesiyle şişin her hareketinde sallanan yün ipliğine pati atar veya yünü emerdi. Nebide Yamacı, bebeklerle ilgili herşeyin üzerine bu kadar titiz bir şekilde eğilirken, Yama'nın yünü emmesinin annesinin memelerini ne kadar özlediğine bir işaret olduğunu bir türlü anlayamazdı.

Derken Yama genç, parlak tüylü; biraz tombul bir erkek kedi oldu. Aşk ayının gelmesiyle birlikte Yama'nın ısrarla aramakta olduğu aşığına olan serenadı tüm evi doldurdu. El bebek gül bebek diyebileceğimiz bir şekilde hep evde büyümüş olan Yama, pencereden yaşıtlarını seyrederken adeta deliye döndü. Yama'nın her hareketini "doğaldır, yapar eder" diye karşılayan Yamacı ailesi, Yama'nın aşk oyunlarına evdeki kazaklarla ve yastıklarla devam etmesine en sonunda dayanamadı. Yama çok kısa süren bir operasyonun ardından bir iki gün sersem gibi dolaştı evin içinde. Sonra iştahı daha da açıldı, daha çok yemeye başladı. Mart ayı değil mi bu, hayvanların aşk ayıysa insanlar hiç durur mu? Mart ayı içersinde bir gece Nebide Yamacı'nın rahmine düşen bir sperm, küçük bir Yamacı'yı oluşturmaya başladı. "Bebeğim olmuyor" diye zaten doktordan çıkmayan Nebide Yamacı'nın, hamile olduğunu öğrenmesi pek sürmedi. Yama eve katılacak yeni bir canın kokusunu alabiliyordu. Dokuz ay sonunda serin bir Aralık gecesi Yamacı ailesinin oğlu dünyaya geldi. Bebek dünyaya geldiğinden beri, eskiden üzerine titreyen sahibi şimdi kedisini görmez olmuştu. Öyle ki, Yama'nın öğünlerindeki ani azalma, karnının aşağı doğru sarkmasına bile neden olmuştu. İçindeki kıpraşımlar, zaten aylar önce durmuştu. Bir kedi için çok önemli olan aşktan, yemekten ve (sık sık ağlayan bir bebekten dolayı kesilen) uykudan, eser yoktu. Yama, kendisini göstermek için sık sık Nebide Yamacı'nın bacaklarına sürtünüyor ve hafif bir itelemeyle karşılaşıyordu. Yamacı ailesi başka bir yere taşınmaya karar vermişti. Kolilerin, her bir köşesine koku bıraktığı mobilyaların kamyona yüklenişine pencere arkasından hüzünle bakıyordu Yama. Nebide Yamacı, Yama'yı önce sokağa çıkardı, önüne bir öğün yemek koydu, sonra kamyona atladı. Yama bir yemeğe, bir sokağa, bir de ondan çok uzaklaşmış kamyona baktı. İri yeşil gözleri buğulandı. Hiç tanımadığı, hiç bilmediği bir ortamda patileri titriyordu. Evinin kapılarını tırmaladı, ağladı. Yama'nın yemeğine, nerden geldiğini anlayamadığı bir sürü kedi atıldı. Bir tırmık yedi o sırada. İleriki günlerde bomboş evini, yattığı pencere pervazından seyretti. Bir süre sonra mahalledeki dükkanların; bakkalın, berberin, sucunun, çay ocağı çalışanlarının, terzinin ilgisiyle canlandı. "Çöpten yemek arayan kediler çetesi"ne katıldı.

Beyaz Çoraplı'ya Yama diye seslenilmesinin nedeninin her ne kadar yama gibi görünen siyahlı- beyazlı parçalarından kaynaklandığını söyleyenler varsa da, bir o kadarı da Yama'nın bu adı, Yamacı ailesinin soyadından esinlenerek aldığını söylemektedir.

Sayfa başı