|
|
Yama
Yama,
sokağından geçen herkesin bacağına davetkar bir şekilde sürtünüyor.
Oldukça iri, oldukça tombul, siyahlı beyazlı, ön patileri
un çuvalına sokulmuş gibi beyaz çoraplı. Bazılarının ona Beyaz
Çoraplı diye seslendiğini de duyabilirsiniz.
İki yıl kadar önce, Yamacı ailesinin evinin kapısının önüne,
kafasından büyük kulakları, çapaklı çipil çipil bakan gözleriyle
bir deri bir kemik halde, gelip oturmuştu. Yavru kedilerin
o pek meşhur "miyuv"larını, son gücüyle seslendirmeye çalışıyordu.
Yıllardır bir çocuğu olamayan Nebide Yamacı, kedilere karşı
bilinen pek bir sevgisi olmadığı halde, zannedersek kedi "miyuv"larını,
bebek "ingaa"larına benzetmiş olacak, Yama'yı evine aldı.
Kocası pek istemedi; ama zaten günün büyük bölümünü işte geçiriyordu
ve kediyle karşı karşıya kalacakları vakit pek azdı. Ses çıkarmadı.
Nebide Yamacı "zamanında ben yemedim, çocuğum yesin" ilkesiyle
hareket ederek daha meme emme çağında olan Yama'ya tavukları,
balıkları dayadı. Yama, gençlik yıllarında karnı davul gibi
iki yandan şiş bir halde paytak paytak yürümeye başladı. Hanımı,
hala "bebeğim olacak" düşüncesiyle, elinde şişi ve yünüyle,
patikler, kazaklar örerken, Yama o koca gövdesiyle şişin her
hareketinde sallanan yün ipliğine pati atar veya yünü emerdi.
Nebide Yamacı, bebeklerle ilgili herşeyin üzerine bu kadar
titiz bir şekilde eğilirken, Yama'nın yünü emmesinin annesinin
memelerini ne kadar özlediğine bir işaret olduğunu bir türlü
anlayamazdı.
Derken Yama genç, parlak tüylü; biraz tombul bir erkek kedi
oldu. Aşk ayının gelmesiyle birlikte Yama'nın ısrarla aramakta
olduğu aşığına olan serenadı tüm evi doldurdu. El bebek gül
bebek diyebileceğimiz bir şekilde hep evde büyümüş olan Yama,
pencereden yaşıtlarını seyrederken adeta deliye döndü. Yama'nın
her hareketini "doğaldır, yapar eder" diye karşılayan Yamacı
ailesi, Yama'nın aşk oyunlarına evdeki kazaklarla ve yastıklarla
devam etmesine en sonunda dayanamadı. Yama çok kısa süren
bir operasyonun ardından bir iki gün sersem gibi dolaştı evin
içinde. Sonra iştahı daha da açıldı, daha çok yemeye başladı.
Mart ayı değil mi bu, hayvanların aşk ayıysa insanlar hiç
durur mu? Mart ayı içersinde bir gece Nebide Yamacı'nın rahmine
düşen bir sperm, küçük bir Yamacı'yı oluşturmaya başladı.
"Bebeğim olmuyor" diye zaten doktordan çıkmayan Nebide Yamacı'nın,
hamile olduğunu öğrenmesi pek sürmedi. Yama eve katılacak
yeni bir canın kokusunu alabiliyordu. Dokuz ay sonunda serin
bir Aralık gecesi Yamacı ailesinin oğlu dünyaya geldi. Bebek
dünyaya geldiğinden beri, eskiden üzerine titreyen sahibi
şimdi kedisini görmez olmuştu. Öyle ki, Yama'nın öğünlerindeki
ani azalma, karnının aşağı doğru sarkmasına bile neden olmuştu.
İçindeki kıpraşımlar, zaten aylar önce durmuştu. Bir kedi
için çok önemli olan aşktan, yemekten ve (sık sık ağlayan
bir bebekten dolayı kesilen) uykudan, eser yoktu. Yama, kendisini
göstermek için sık sık Nebide Yamacı'nın bacaklarına sürtünüyor
ve hafif bir itelemeyle karşılaşıyordu. Yamacı ailesi başka
bir yere taşınmaya karar vermişti. Kolilerin, her bir köşesine
koku bıraktığı mobilyaların kamyona yüklenişine pencere arkasından
hüzünle bakıyordu Yama. Nebide Yamacı, Yama'yı önce sokağa
çıkardı, önüne bir öğün yemek koydu, sonra kamyona atladı.
Yama bir yemeğe, bir sokağa, bir de ondan çok uzaklaşmış kamyona
baktı. İri yeşil gözleri buğulandı. Hiç tanımadığı, hiç bilmediği
bir ortamda patileri titriyordu. Evinin kapılarını tırmaladı,
ağladı. Yama'nın yemeğine, nerden geldiğini anlayamadığı bir
sürü kedi atıldı. Bir tırmık yedi o sırada. İleriki günlerde
bomboş evini, yattığı pencere pervazından seyretti. Bir süre
sonra mahalledeki dükkanların; bakkalın, berberin, sucunun,
çay ocağı çalışanlarının, terzinin ilgisiyle canlandı. "Çöpten
yemek arayan kediler çetesi"ne katıldı.
Beyaz Çoraplı'ya Yama diye seslenilmesinin nedeninin her ne
kadar yama gibi görünen siyahlı- beyazlı parçalarından kaynaklandığını
söyleyenler varsa da, bir o kadarı da Yama'nın bu adı, Yamacı
ailesinin soyadından esinlenerek aldığını söylemektedir.
Sayfa başı
|