Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Keditör Arşivi

Keditör'ün diğer yazıları



Keditör
Esi Taviloğlu
e-posta

Sonu Belli Olmayan Bir Yaşam Öyküsü

Mahallemizin yavru gri kedisine gözlerim takıldı. Ağzından salyayla karışık kan akıyordu, gözleri kapanmış, suratı pislik içindeydi. O anda bu ürkek kediye ne olduğunu düşündüm. Araba çarptığını sandım. Vakit geçirmeden veterinere götürmek zorundaydım. Evden bulduğum sepeti bir de hamster yuvasının dikdörtgen seklindeki kafes tellerini aldığım gibi dışarı fırladım. Bir sorun vardı, o da onu nasıl yakalayacağımdı. Pisipisi diye seslendim. Ve o perişan haliyle yavaşça geldi yanıma ve acıyla miyavladı. Tam yakalamayı denediğimde beni hissetti ve yavaş yavaş kaçtı. Onu korkutmak istemiyordum; ama hali içler acısıydı. En sonunda yakaladım. Sıra taksi-dolmuşu beklemeye gelmişti. Bir sürü dolmuş geldi geçti ama hiçbiri kedi var diye kabul etmedi. Çok sinirlenmiştim. En son gelen dolmuşçuya "Eğer hayvanları seviyorsanız ve bir sevap işlemek istiyorsanız yavru kediyi de kabul edin" dedim. Neyse o zorlukla geçen gün sel olan Bostanlı'ya geldim. Veterinerimize kediciği gösterdim. Antibiyotik iğne yaptı ve gözlerini sildi. O sırada kocaman ve yemyeşil gözleri ortaya çıktı. Peki bu minnoş neden bu hale gelmişti? Nedeni araba çarpması değildi. Sebep, bu mevsimde sokak hayvanlarında hastalığa yol açan "virüs"tü! Bu virüs ağızda yaralanmalara, gözde iltihaplanmalara ve kedinin üzerinde görülen bir çok hastalığa neden oluyordu. Veterinerimiz bunu söyledikten sonra birden cins kedi peşinde koşanlara kızdım. Çünkü sokaktaki bu Mavi Rus Kedisi güme gitmişti. Sıcacık bir evde koşup oynayacağı yerde, dışarıda üşüyordu ve yaşam savaşı veriyordu. İste bu yavru gri kedinin de içi sanki havadan ibaretti. Elimle tuttuğumda sadece kemiklerini hissediyordum... Peki yaşayacak mıydı? Umutsuz gözüküyor şu an. Yemek yerse yaşayacak, yiyemezse... Çünkü ağzındaki sızı, yemek yemesini önlüyor. Geriye kalan ertesi günü beklemek...

Üçüncü gün: (Sevginin eseri)

Bugün de yanına yaklaşamadım. Ta ki akşama kadar... Kendimi toparlamalıydım; çünkü bir canlı gözlerimin önünde resmen eriyordu. Odaya girdim yaklaşık bir saat boyunca ona güzel sözler söyledim, yanında oturdum. Bir süre sonra birazcık 'sevgi ve ilgi'nin ödülü alarak mıırmıırlarını söyledi, elime yaralı çenesi, sertleşmiş tüyleriyle sürtündü. İlk olarak bir damla su içti. Gerçek mutluluk ve sevginin ödülü işte buydu. Daha ne diyebilirim...

beşinci gün:

Veterinere gidip gelmeler bugün son buldu. Şimdi güçlenmesini bekliyoruz. Ve bu güzel duman rengi, yeşil gözlü yavru kedicik sıcak bir yuva arıyor...

...sekizinci gün:

Artık olduğu bütün iğneler bitti. Her zamankinden daha yüksek sesle mırlıyordu. O akşam ikinci kat balkonundan yine kendini biz görmeden attı. Bu sefer onu tüm aramalarımıza rağmen bulamadık. Bu halde yaşaması imkansız gibi gözüküyor; ama inanma ihtiyacı duyuyor insan yaşadığına, yine bir hayvanseverin onu bulup kurtardığına... Her neredeyse mutlu olsun,"kediler cenneti"nde yeni arkadaşlar edinsin....

24 Aralık 2001

Sayfa başı