|
|
Yeni
bir dost
Üç
haftadan beri yeni bir dostum var. Biricik, sevimli, şuan
54 cm boyunda (ilerisini bilemem iki metreye kadar ulaşabilirmiş)
yeşil iguanam var. "Aaa bu keditör de delirdi mi?" falan demeyin
hemen. Sürüngenlerden kertenkelelere özel bir ilgi duyuyorum.
Yıllar önce yazın, plaj çantama yanlışlıkla giren kertenkelecikle
olan arkadaşlığımız herkesi şaşkına çevirmişti. Doğadan bulduğum
için doğaya bırakmıştım. Ayrılmak zor gelmişti...
Bu bambaşka bir şey. "Neden aldın, niye aldın, yazık hayvana"
da demeyin. Güney Amerika'ya geri yollayacak halim yok. Krallar
gibi besliyorum onu. Çok sağlıklı besleniyor hem. Brokoli,
marul, rendelenmiş havuç, muz, elma v.s... Tuvaletini de evinin
bir köşesine yapıyor. Çok temizdir kendisi! Gelgelelim bu
kız istetecek huylarına rağmen, elimde kolumda uslu uslu durmayı
beceremiyor. Son günlerde ellerimi elbisemin cebimden çıkartamaz
oldum. Her gören "aaa bi kedi daha mı?" demiyor mu! Kolaysa
açıkla. "Yok, şimdiki de tırnaklı bi hayvan; ama kedi değil"
diyorum. Geveleyeceğime söylesem ya "iguanam yaptı n'olucak?"
diye... Nerde bende o cesaret. "İguanam yaptı" desem vay halime...
"Aaa sen iguana mı aldın?" , bir diğeri "O ne ya?", bir diğeri
"Ay böcek mi yiyiyor, fare mi?", bir diğeri "Nerde besliyorsun?"
diye ardı arkası kesilmeyen soru yağmuruna tutacak beni. Biraz
tembellik var üstümde. Neden ben konuşmak isteyince kimsenin
dinleyecek hali olmuyor, neden onlar konuşmak isteyince benim
dinleyecek halim kalmıyor? Bu arada aklınıza takılmasın iguanam
ısırmıyor, sadece tırnakları biraz fazla uzun. Arka ayağının
üçüncü parmağının tırnağını elimden çıkarmaya çalışırken,
ön sol ayağının birinci tırnağı takılıyor bu sefer. Tırnaklarını
kesmem yasak! O daha 6 aylık.
İguananın
tarih öncesi canavarlarını andıran, korkunca çıkardığı sarkık
gerdanları ve sert kafası sizi korkutmasın. Onun tek savunma
aracı, gerekirse kırbaç gibi kullanabileceği kuyruğu... Geçenlerde
benim şımarık kızım Afet, teraryumun karşısına geçmiş- belli
bizim iguşu keşfetmiş- kımıldamadan bakıyor. İguana da boş
durur mu, çıkarmış sarkık gerdanlarını, kuyruğunu havaya kaldırmış
tetikte bekliyor. Arkasından yaklaştığımı hissetmeyen Afet,
ona dokunmamla birlikte havada üç takla attı, kıhladı, tısladı,
kabardı ve dört nala koşmaya başladı. Aldı beni kahkaha...
Ben ne bileyim, Afet'in beni farketmediğini. Kendini o kadar
vermiş ki iguanayı seyretmeye, ona dokunmamla birlikte korkudan
ne yapacağını şaşırdı yavrucak...
Bu arada iguananın da birçok yararı var. Yine geçenlerde teraryumundan
kaçmış bizimkisi. Onu bulana kadar tüm dolapları, masaları
çektim. Dolapların, masaların arkasında, altında kalan miladi
tozları ve pislikleri temizlemek de bana düştü. Temizlik yaptığımı
gören aile fertleri pek sevindi. Arasıra iguanayı, salona
ve evin diğer köşelerinde salma fikirlerine yine kendileri
güldüler. Böylece kıyıda köşede kalan tozlar, bahanesiyle
tarafımdan temizlenecek... Yaa yer miyim ben. Haa bu arada
iguana bulundu tabi.
Sayfa başı
|