|
|
Bızdık
Minicik
bir şey. Gündüzleri uyuyor, geceleri fırıl fırıl dönüyor.
Ufacık elleriyle tuttuğu yemekleri kesesine depolarken hoyrat,
yerken ise oldukça nazik. Uyurken yanına gittiğimde kafasını
şöyle bir çevirip kısık gözlerle bakıyor; babası olduğunu
anlayınca da ağzından büyük dişlerini göstere göstere esneyip
hemen yemek mahalline hareket ediyor. Hele bir gerinişi, gerinirken
elini evinin teline dayayışı var; bir poz, bir caka, hay seni
artist!
***
Annemin
"vebistır", çoğumuzun ise "hemstır" olarak
telaffuz ettiği, bilimsel ismi "Mesocricetus auratus"
olan, halen Türkçe bir ismi yaratılamamış bir tür hayvan kendileri:
Hamster. Tavşan desen değil, fare desen değil bir hayvan olduğunu
söylerek Esi, ikisinin arası bir isim buluyor: "Tavfar"
Ben de diyorum ki, halkımız bu ismi eninde sonunda bu hale
çevirir, gel şimdiden ona "Tafar" diyelim. Tabii
bir de sincaplara olan benzerliği, özellikle yemeklerini elleriyle
tutup yemeleri ve keselerinde biriktirmeleri gözden kaçırılmamalı.
O halde, "Tafarcap" mı desek? Esi'nin bu sayfada
resmini gördüğünüz "Hemu" isimli bir hemstırı vardı.
Bu da uygun bir isim olabilir. Ayrıca, Esi'nin hazırlamış
olduğu bu resimlerin dosya isminde "Hemi" geçiyor.
Şu ana kadar olan seçeneklerimiz, "Tafar, Tafarcap, Hemi
ve Hemu" Ben "Hemi" denmesinden yanayım.
***
İsmi
her ne olacaksa olsun, bir şeyi göz önünde bulundurmalıyız.
Dilimizi, özellikle yazılış ve okunuş bakımından farklı olan
yabancı kelimelerle yozlaştırmama kaygısını hep taşımalı ve
ona Türkçe bir isim bulmalıyız. Okuyucularımın bu konudaki
görüşlerini de alarak birlikte bir isim bulmak uygun olur
kanaatindeyim. Hatta, kararlaştırdığımız ismi Türk Dil Kurumu'na
iletebiliriz.
***
Hemiler
ile kediler bir arada olur mu? Hemiler ile ilgili siteleri
gezdiğim sırada rastladığım sağdaki resmi gördükten sonra
kendime bu soruyu sormaya başladım. Panta'nın hemiler ile
birlikte çekilmiş resimlerini gördükten sonra ise bunun olabileceğine
inanmaya başladım. Ancak bence bunun mümkün olabilmesi için,
kedinin kişiliğinin buna müsait olması vehemiyle sürekli bir
arada yaşayarak ona alışması, özellikle de alıştırılması gerekli.
İşte
o zaman kediler ile hemiler ayrılmaz iki dost haline gelebilirler.
Bu durum, yukarıdaki resimler, birçok kimsenin sandığının
aksine, hemilerin fare olmadığının delilidir. Görünüm olarak
hemiler ile fareler birbirine benzemekle birlikte, onları
birbirinden ayıran en büyük özellikleri, hemilerin farelerdeki
gibi kocaman bir kuyruklarının bulunmayışı ve şirin olmalarıdır.
***
Benim
Bızdık, ismine uygun olarak çok bızdık bir şey. Zaten ismi
de onu evime götürürken yolda kafesini kaldırıp ona "seni
bızdık seniii" dememle konmuş oldu. "Tamam"
dedim ona, "senin adın Bızdık olsun."
Yanına
her gidişimde, çok sevdiği tekerleğini dahi bırakıp tellere
tırmanıyor, yemeğini verdiğim yerde yaptığı hareketlerle dikkat
çekmeye çabalıyor. Ayakları üzerine kalkıp beni gözlüyor ve
"Hadi beni besle." diyor sessiz sessiz. Hiç niyetim
yokken bile o hallerine dayanamayıp her seferinde başka bir
tat seçiyorum onun için.
***
Şu
ana kadar verdiğim hiçbir yemeği reddetmedi; (Tabii, başta
çikolata olmak üzere muhtevasında şeker bulunan yasak besin
vermedim hiç.) verdiğim her şeyi ya kesesinde biriktiriyor
ya da anında yiyor. Yiyeceğini keselerine atarken, parçaları
kocaman kocaman, seri bir şekilde ve çiğnemeden ağzına dolduruyor.
Sanki karşımda minik, iştahlı bir maymun varmış gibi, çok
komik bir görünümü oluyor o zaman ve "seni maymun seniii"
diyorum ona. Buna karşılık, sakladığı yere gidip de boşalttığı
yemekleri yerken öyle nazik ki! İngiliz asilzadesi. Prens
Charles mübarek. Alıyor eline bir fıstığı ve "eh hadi
yiyeyim bari" dercesine minik minik ve yavaş yavaş ısırıyor,
oğlum benim.
***
Ne yazık ki ömrü kısa olan; ancak sessiz, sakin, bakımı ve
barındırılması kolay bu şirin şeyler, özellikle çocuklar için
tercih edilebilecek uygun bir evcil hayvan niteliğindeler.
1
Şubat 2003
Sayfa başı
|