|
Bu
dava hepimizin
Ceza
Hukuku'nun çok önemli kaideleri vardır. Suçu işlediği, mahkeme
kararıyla sabit olmadıkça, sanık suçsuz sayılır ve şüpheden
sanık yararlanır. Bu nedenle, çokça yapıldığı (ve fakat yapılmaması
gerektiği) gibi, sırf gazetede yazıyor diye bir kimseyi peşinen
suçlu ilan etmek istemem. Bu sebeple, 30
Kasım 2002 tarihli haberi okuyup, varsayımlar üzerine
hareket edelim.
***
Bir
an için Asiye L.'nin gerçekten bu fiili gerçekleştirdiğini
düşünelim.
Türk Ceza Kanunu'nun "Ahlakı Umumiyeye Müteallik Kabahatler"
başlıklı 3. babının 4. faslında bulunan 577. maddesi diyor
ki:
"Bir
kimse hayvanlara karşı insafsızca hareket eder veya lüzumsuz
yere döver veya yaralar yahut aşikâr surette haddinden fazla
yorulacak derecede zorlarsa on liraya kadar hafif cezayı nakdiye
mahkum olur."
(1999 yılında çıkarılan 4421 sayılı kanun gibi düzenlemelerle,
para cezaları günümüz koşullarına uygun hale getirilmeye çalışıldı;
ancak yüksek enflasyon nedeniyle halen caydırıcılıktan uzak.
2000 senesinin hafif para cezasının alt sınırının 22,815,000
TL olması, bu duruma uygun bir örnektir.)
Bu
suçun kamu ahlakına karşı işlenen bir "kabahat"
(Kabahat, cürümden çok daha az şiddette cezalandırılır.) olması,
zaten birçok eksiği bulunan TCK'nın bu konudaki bakış açısını
gösteriyor.
Tarım
işinde veya ulaşımda kullanılan hayvanlar gözetilerek düzenlenen
bu maddenin, bir kimsenin evcil hayvanına karşı işlenen suçlar
bakımından, o kişinin evcil hayvanına duyacağı sevgi ve onun
zarar görmesinden duyacağı ızdırap dikkate alınmadığı için,
düzenlemenin özellikle korunan yarar bakımından eksikliği
açıktır.
Bu
nedenle, yeni TCK tasarısında, bu suçun evcil hayvanlar aleyhine
de işlenebileceği dikkate alınmalı ve işlenen suçun doğurduğu
sonuçların ağırlığı gözetilerek bu suç (hatta bu fasıl), kanunun
"kabahatler" değil "cürümler" bölümünde
düzenlenmelidir.
***
Eşya
hukuku hayvanları "eşya" olarak kabul eder. Hukuk
için hayvan bir eşyadır. Bu gerçeğin değişmesinin zamanı gelmedi
mi? Hukukumuz, hayvanları en azından "hayvan (bir tür
canlı)" olarak kabul etmeli.
***
Hukuka
göre hayvan bir tür eşya olduğuna göre, bence, mağdur Nuran
Yılmaz'ın, şikayetinde bir suçun daha işlenmiş olduğunu iddia
etme şansı var: "Nası ızrar"
TCK
516 der ki:
"Bir kimse her ne şekilde olursa olsun diğer bir kimsenin
taşınır veya taşınmaz malını yıkar veya yok eder veya bozar
ya da bunlara zarar verirse zarar görenin şikayeti üzerine
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin liradan üç bin liraya
kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır."
Nası
ızrar suçunun oluşup oluşmadığına artık hakim karar verecektir.
(Davaya bakan hakim ben olsam, eğer deliller sabitse bu suçun
oluştuğuna hükmederdim.)
Ayrıca
bence Nuran Yılmaz'ın, açacağı bir hukuk davasıyla, uğradığı
haksız fiil dolayısıyla maddi ve manevi zararının tazmin edilmesine
de hakkı bulunuyor.
***
Habere
göre Nuran Hanım, "Bunun bir ibret olmasını sağlamak
için şikayetçi oluyorum" diyor. Kendisine teşekkür ediyorum.
Dava sonundaki kesin karar ne olursa olsun fark etmez. Bu
haber bize ders olmalı. Bu dava bize ışık tutmalı.
7
Aralık 2002
Sayfa
başı
|