Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı







Mırıltı
A.Anıl Oğuz
e-posta

Bu dava hepimizin

Ceza Hukuku'nun çok önemli kaideleri vardır. Suçu işlediği, mahkeme kararıyla sabit olmadıkça, sanık suçsuz sayılır ve şüpheden sanık yararlanır. Bu nedenle, çokça yapıldığı (ve fakat yapılmaması gerektiği) gibi, sırf gazetede yazıyor diye bir kimseyi peşinen suçlu ilan etmek istemem. Bu sebeple, 30 Kasım 2002 tarihli haberi okuyup, varsayımlar üzerine hareket edelim.

***

Bir an için Asiye L.'nin gerçekten bu fiili gerçekleştirdiğini düşünelim.
Türk Ceza Kanunu'nun "Ahlakı Umumiyeye Müteallik Kabahatler" başlıklı 3. babının 4. faslında bulunan 577. maddesi diyor ki:

"Bir kimse hayvanlara karşı insafsızca hareket eder veya lüzumsuz yere döver veya yaralar yahut aşikâr surette haddinden fazla yorulacak derecede zorlarsa on liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur."
(1999 yılında çıkarılan 4421 sayılı kanun gibi düzenlemelerle, para cezaları günümüz koşullarına uygun hale getirilmeye çalışıldı; ancak yüksek enflasyon nedeniyle halen caydırıcılıktan uzak. 2000 senesinin hafif para cezasının alt sınırının 22,815,000 TL olması, bu duruma uygun bir örnektir.)

Bu suçun kamu ahlakına karşı işlenen bir "kabahat" (Kabahat, cürümden çok daha az şiddette cezalandırılır.) olması, zaten birçok eksiği bulunan TCK'nın bu konudaki bakış açısını gösteriyor.

Tarım işinde veya ulaşımda kullanılan hayvanlar gözetilerek düzenlenen bu maddenin, bir kimsenin evcil hayvanına karşı işlenen suçlar bakımından, o kişinin evcil hayvanına duyacağı sevgi ve onun zarar görmesinden duyacağı ızdırap dikkate alınmadığı için, düzenlemenin özellikle korunan yarar bakımından eksikliği açıktır.

Bu nedenle, yeni TCK tasarısında, bu suçun evcil hayvanlar aleyhine de işlenebileceği dikkate alınmalı ve işlenen suçun doğurduğu sonuçların ağırlığı gözetilerek bu suç (hatta bu fasıl), kanunun "kabahatler" değil "cürümler" bölümünde düzenlenmelidir.

***

Eşya hukuku hayvanları "eşya" olarak kabul eder. Hukuk için hayvan bir eşyadır. Bu gerçeğin değişmesinin zamanı gelmedi mi? Hukukumuz, hayvanları en azından "hayvan (bir tür canlı)" olarak kabul etmeli.

***

Hukuka göre hayvan bir tür eşya olduğuna göre, bence, mağdur Nuran Yılmaz'ın, şikayetinde bir suçun daha işlenmiş olduğunu iddia etme şansı var: "Nası ızrar"

TCK 516 der ki:
"Bir kimse her ne şekilde olursa olsun diğer bir kimsenin taşınır veya taşınmaz malını yıkar veya yok eder veya bozar ya da bunlara zarar verirse zarar görenin şikayeti üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır."

Nası ızrar suçunun oluşup oluşmadığına artık hakim karar verecektir. (Davaya bakan hakim ben olsam, eğer deliller sabitse bu suçun oluştuğuna hükmederdim.)

Ayrıca bence Nuran Yılmaz'ın, açacağı bir hukuk davasıyla, uğradığı haksız fiil dolayısıyla maddi ve manevi zararının tazmin edilmesine de hakkı bulunuyor.

***

Habere göre Nuran Hanım, "Bunun bir ibret olmasını sağlamak için şikayetçi oluyorum" diyor. Kendisine teşekkür ediyorum. Dava sonundaki kesin karar ne olursa olsun fark etmez. Bu haber bize ders olmalı. Bu dava bize ışık tutmalı.

7 Aralık 2002
Sayfa başı