|
|
Mucize'nin
adı: Badem Panta Karadamak
 |
|
Fotoğraf
makinesindeki film yanınca, Badem'le stüdyonun yolunu
tuttuk. Adamcağız, meslek hayatında ilk defa, fotoğraf
stüdyosuna bir kedi getirildiğini söyledi. Bu pozların
çekilebilmesi için, kamera arkasında annem ve benim
Badem için yaptığımız şaklabanlıklar görülmeye değerdi
:) (-Badeeem oğlum, pisi pisi! Bak buraya... Oğlum atlama,
dur!)
|
Doğum
tarihi 1 Eylül 2001 farzedildi. Fotoğraflarda 9 aylık.
Badem şimdi iri, yakışıklı mı yakışıklı, erkek bir kedi.
Tabii bundan bir süre öncesine kadar bu saydıklarımı kabul
edemem..
Panta
hayatını kaybettikten sonra, önceleri her ne kadar "hayır,
bu sefer eve asla kedi girmeyecek"
desek de, ben yine kedisiz duramadım ve kedi arayışlarına
girdim. Bu arada, eve girecek kedinin aile fertleri tarafından
kabul görmesinin tek yolu, kedinin çok hasta, annesiz veya
sakat olmasından geçiyordu.
Panta'nın
aramızdan ayrılışından tam dört ay sonra Eylül ayında, bir
minicik tekirle karşılaştım. Evimizin bir kaç sokak arkasında,
bir inşaata yavrulamış güzel bir alacalı annenin, iki yavrusundan
biriydi. İşte, ben onları ne zaman orada sefil bir halde gördüm;
işte o zaman her gün onları beslemeye gittim.
Arka
ayağı, kalçasına kadar korkunç bir şekilde parçalanmıştı.
Derisinden eser yoktu. Minicik parmakları, kemikleri olduğu
gibi derisinden dışarıya fırlamıştı. Ve hepsi kırıktı...
|
Bir
haftasonu Kuşadası'na gidecektik. Gitmeden önce bizimkileri
yine güzelce besledim. Tekir''e daha çok yakınlık duyuyordum;
çünkü ilk kedim Panta'ya çok benziyordu.
İki
günün ardından geri dönüp, özlemle bu kedileri beslemeye gittiğimde,
tüm aramalarıma onları göremedim. Tam eve dönecekken biraz
ileride anneyle tekirin kardeşini gördüm. Yemekleri onların
önüne koydum. Gayet iyiydiler. Fakat, benim güzel, masum tekirciğim
yoktu. Tüm aramalarıma rağmen, minicik kuyruğunu kaldırıp,
koştura koştura yanıma gelen tekiri bulamadım.
Umutsuzluk
ve biraz korku içinde eve gitmek üzereyken, otların arasında
yatmakta olan minicik bedeni farkettim. Benim tekirimdi bu...
Gözleri iltihap içindeydi, kapalıydı. Etrafını kötü bir koku
sarmıştı. Ne olduğunu anlamak için minicik bedenini elime
aldığımda, tekir acıyla gerildi.
Arka
ayağı, kalçasına kadar korkunç bir şekilde parçalanmıştı.
Derisinden eser yoktu. Minicik parmakları, kemikleri olduğu
gibi derisinden dışarıya fırlamıştı. Ve hepsi kırıktı. Tekir
bu acısına rağmen hiç sesini çıkarmıyordu. Hemen veterinere
götürdüm onu. Veterinerimiz klinikte yoktu. Onun yerine stajyer
öğrencisi, tekire antibiyotik iğne yaptıktan sonra, zaten
benim de içimden geçirdiğim kötü düşünceyi sesli olarak aktardı:
"Mikrobu almış gibi gözüküyor. Eğer gerçekten aldıysa,
ne yaparsak yapalım yarına çıkmayabilir, hazırlıklı olun.
Eğer yaşarsa yarın mutlaka getirin."
Biliyordum.
Tekir çok halsizdi. Bedeninin inip kalktığını hissetmesem,
öldü zannederdim.
Annem
onun bu halini gördüğünde göz yaşlarına hakim olamadı. O gece
Panta'nın hastalığının en kötü olduğu zamanları sanki tekrar
yaşadık: Umutsuzluğu, acıyı... Kalbimizde ve ruhumuzda açılan
büyük yarayı...
Göz göze gelsek ağlayıp zırlamaya başlayacağız. O gece herkes
dua etti.
Tekir yaşıyordu! Şükürler olsun ki yaşıyordu. O günden itibaren
veterinere med-cezirler yaşadık. Veterinerimiz Serdar Badem
ve öğrencisinin sayesinde, tekirin ayağı inanılmaz bir gelişme
gösteriyordu. İlk iki hafta hayati tehlikeyi atlatamamış olsa
da, yemeğini iştahla yemeye başlayan, kumuna tuvaletini titizce
yapan bu kedi, Panta'nın acısını küllendirtmeye başlamıştı.
Peki
ayağının bu hale gelmesinin sebebi neydi? Tekir, tahminlerimize
göre, eski model bir arabanın tekerleğinden içeri ısınmak
veya uyumak amacıyla girmiş ve araba çalışana kadar oracıkta
kalmış. Araba sahibi, motoru çalıştırınca; motorun hızla dönen
pervanesi, minicik ayağını bu hale getirmiş.
 |
|
Badem,
biraz... Badem biraz tuhaf yatardı. Hayır, Badem bayağı
tuhaf yatardı.
|
Derken,
başka acı bir kararla sarsıldık. Ayağı kesilecekti; çünkü
deriyle kapanma namına gelişme göstermeyen ayak, kangren olmaya
başlamıştı. Serdar Badem'in tekire söylediği "hadi kurtar
şu bacağı, yoksa keseceğiz kaplan yüzlü" sözleri olmasaydı,
belki tekir bugün ayaksız olacaktı. İnanılmaz ama sanki tekirin
bacağı o sözleri anlamış gibi iyileşme göstermeye başladı
:) Tekir de tedavilerde her ne kadar canı yansa da daha uslu
durmaya çalıştı.
Ev
halkı tekiri inanılmaz seviyordu. Kocaman gözleri sebebiyle,
annem ona "Badem" adını verdi. Tabi ne yapalım,
ona ben mi isim koysaydım? Evin reisi anneler olur genelde.
Eğer bu tekir bu evde kalacaksa, annemin dediği her şeyi kabullenmek
durumundaydım :)
 |
|
Şunun
bakışlarına bakar mısınız? Tam kazanova tipi var...
|
Bu
arada, Badem'in annesi ve kardeşini hiç ihmal etmedim. Fakat
kısa bir sürenin ardından Badem'in kardeşi bir daha bulunmaksızın
yok oldu. Annesi ise başka diyarlara göç etti.
İki
buçuk ayın ardından hergün veterinere gidip gelmelerimiz sona
erdi. Badem kelleyi kurtardı misali; bacağı kesilmekten kurtuldu.
Deri açık etleri sardı, tüyler üretti. Veterinerimize ne kadar
teşekkür etsek az...
Çılgın
kedimiz, hergün bir kız arkadaşından dayak yiyerek eve geliyor.
Cerrahi müdaheleler bitmek bilmiyor.
Badem,
bugün hepimizin sevgilisi... Deli gibi koşturuyor, zıplıyor,
aşk yapıyor, oyunlar oynuyor. Sanki bunlar hiç başına gelmemiş
gibi. Ayağında elbette izler var. Sadece sol arka ayak parmakları
üste doğru fırlamış, palyaço ayakkabısını andırıyor.
Çok mutlu ve sosyal bir kedi. Herkesle arkadaş... Kucağa gelen,
ayağa sürtünen, mırlayan-gurlayan cinsten...
Panta'nın
acısını unutturdu bize... Sanki biliyormuş gibi, saygıyla
Panta'nın yattığı koltuğa yatmıyor.
 |
|
Badem,
Afet'e karşı oldukça sabırlıydı!
|
Uzun
bir iş gününün ardından herkes onu görüp, sevmek için çıldırıyor.
Her seferinde, bize mutluluğu, huzuru ve sevgiyi armağan ediyor.
Haa,
bu arada büyük konuşmayacaksın. Sözümona eve bir daha kedi
girmeyecekti. Kediyi bıraktım, bir de site işlerine daldım!
Keditör'ün Notu: Badem, başına buyruk bir kediydi.
Alır başını gider, bir ay boyunca ondan haber alamazdık; sonra
ansızın çıkagelir- uzun süren dinlenme seanslarından sonra
tekrar giderdi. Hatta onun gittiği bir sırada Afet hayatımıza
girdi; Badem geri geldi, iki kedili yaşamın keyfine vardık
:) Badem, Haziran 2003'de tekrar düştü sokaklara. Bir daha
gelmedi. Ama biz hala bekliyoruz... Afet'le bekliyoruz>>
|