|
Kocaburun
Özlem'in sahibi Kocaburun
Kocaburun
aramızdan ayrıldı..
Panta
nın hikayesini okudum :((((( kendi üzüntümü tekrar hatırladım
sonra :((((((( Hoş unutmak için henüz çok erken ama... benim
Kocaburunum da yok artık tıpkı Panta gibi:((( ama daha dün
gece öldü. 24 saat anca geçti üstünden. Ama beklenmedik bir
şekilde. Hasta değildi, gayet sağlıklıydı hiçbirşeyi yoktu
bebeğimin. Sen kardeşim demişsin ama ben ona bebeğim derdim.
Neden
öldüğünü bilmiyorum. ama gece dışarı çıkarmıştım. Bir süre
sonra annem mutfaktan beni çağırdı. Dışarda br şekil görmüş;
ama ne olduğunu seçemememiş. Ben onun Kocaburun olduğunu anladım
ve aşağı indim. İki arabanın arasında yatyodu bebeğim, hareketsizdi.:((((((:::::
Kkarnı
şişmişti, ağzından da biraz kan gelmişti. Ne olduğunu anlamadım.
Ama patilerinin arasında civarda dolaşan bir köpeğin tüylerine
benzeyen tüyler vardı. Ama diş izi yoktu ve hala benim için
bir muamma onun ölümü.
Gecenin
2.5 ğunda onu soğuk toprağa gömmüp yalnız bırakmak beni kahretti;
ama yapacak birşey yok... O da aynı Panta gibi çok özel bir
kediydi bizim için. Bizim eve girmeyi başarabilen, annemi
ikna edebilen ilk kedi, onca titizliğine ve bunca yıldır eve
kedi almamakta direnişine rağmen.
Eve
alındığında öyle yavru falan da değildi. 5 kiloluk erkek görünümlü
kocaman bir kızdı o. Veterineri bile şaşırmıştı onun kız olduğunu
görünce. Ama bir erkek kedi kadar da sert olduğu olurdu onun.
Bu arada cinsini söylemedim dimi beyaz karınlı beyaz patili
bir tekir :) Ama kısa tüylü... Çok akıllıydı, onun kedi olduğuna
inanmazdım çoğu zaman.
Sokağa
çıktığımızda hep peşimden gelirdi, nereye gidersem gideyim.
Geride kaldığında bağırıp beni bekle derdi. Panta'nın aksine
kucakta yatmayı çok severdi benim bebeğim. Evde onun tırmalamalarına
ısırmalarına "az" mağruz kalan tek kişi bendim. Benden başkası
yıkayamazdı onu. Deli gibi oynayabilen tek kişi de bendim
onunla. Beni sahibi gibi görürdü sanırım. Gece yorganımın
altına girip benimle yatardı.
Beni
çok şaşırtan ve onun gerçekten çok özel bir kedi olduğuna
tamamen inanmamı sağlayan bir özelliği de, evde yüksek sesli
bir tartışma olsun hemen gelir miyavlayarak bacaklarımıza
sürünerek gerekirse gelip öperek, yanağımı öyle bir yalaması
vardı ki :(((((((::::::: susturmaya çalışan bizi...
Ama
hep ilk geldiği kişi ben olurdum. Onun sayesinde tartışmalar
uzamazdı. Nankör kediymiş, palavra bu. Bir keresinde çok hastaydı
eve girmemiş henüz balkonda yattığı sıradaydı. Ev 1. katta
olunca balkona atlaması da zor olmuyor tabii. Öyle hastaydi
ki balkona bile atlayamıyordu. Zorla kutuya koyup balkona
çıkartmıştım onu. Orada beslemeye başladım. İlk kedi mamasını
da o zaman yemişti. O kımıldayamaz haline rağmen, ona mama
veerirken zar zor yerinden kalkıp bir kere bacağıma sürtünüp
geri yatmıştı. Bunun beni nasıl etkilediğini anlatamam....
Herkes ona bayılırdı, o huysuzluğuna rağmen. Veterinerinin
en sevdiği kedisiydi zaten ismini de o koymuştu...
Şimdi
o yok ve ben onsuzluğa nasıl alışacağımı bilmiyorum. Hala
rüya gibi geliyor. sanki biri cimcikleyip de uyandıracak beni
bu rüyadan gibi.. Ama değil malesef... Ben de tıpkı senin
gibi biliyorum onunla bir gün bir yerde karşılaşacağız.
Benim
sevgili bebeğim; hiç mırıldamayan, tartışmalara miyavlayarak
müdahele etmeyi seven, hiçbir kediyle iyi olduğu görülmemiş,
otur ve yat komutlarını öğrenen tek kedi olan ve nereye gidersem
gideyim beni izleyen sevgili Kocaburnum, umarım gittiği yerde
huzurludur :(((
<<Önceki
/ Sonraki>>
|