Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)

Kocaburun
Özlem'in sahibi Kocaburun

Kocaburun aramızdan ayrıldı..

Panta nın hikayesini okudum :((((( kendi üzüntümü tekrar hatırladım sonra :((((((( Hoş unutmak için henüz çok erken ama... benim Kocaburunum da yok artık tıpkı Panta gibi:((( ama daha dün gece öldü. 24 saat anca geçti üstünden. Ama beklenmedik bir şekilde. Hasta değildi, gayet sağlıklıydı hiçbirşeyi yoktu bebeğimin. Sen kardeşim demişsin ama ben ona bebeğim derdim.

Neden öldüğünü bilmiyorum. ama gece dışarı çıkarmıştım. Bir süre sonra annem mutfaktan beni çağırdı. Dışarda br şekil görmüş; ama ne olduğunu seçemememiş. Ben onun Kocaburun olduğunu anladım ve aşağı indim. İki arabanın arasında yatyodu bebeğim, hareketsizdi.:((((((:::::

Kkarnı şişmişti, ağzından da biraz kan gelmişti. Ne olduğunu anlamadım. Ama patilerinin arasında civarda dolaşan bir köpeğin tüylerine benzeyen tüyler vardı. Ama diş izi yoktu ve hala benim için bir muamma onun ölümü.

Gecenin 2.5 ğunda onu soğuk toprağa gömmüp yalnız bırakmak beni kahretti; ama yapacak birşey yok... O da aynı Panta gibi çok özel bir kediydi bizim için. Bizim eve girmeyi başarabilen, annemi ikna edebilen ilk kedi, onca titizliğine ve bunca yıldır eve kedi almamakta direnişine rağmen.

Eve alındığında öyle yavru falan da değildi. 5 kiloluk erkek görünümlü kocaman bir kızdı o. Veterineri bile şaşırmıştı onun kız olduğunu görünce. Ama bir erkek kedi kadar da sert olduğu olurdu onun. Bu arada cinsini söylemedim dimi beyaz karınlı beyaz patili bir tekir :) Ama kısa tüylü... Çok akıllıydı, onun kedi olduğuna inanmazdım çoğu zaman.

Sokağa çıktığımızda hep peşimden gelirdi, nereye gidersem gideyim. Geride kaldığında bağırıp beni bekle derdi. Panta'nın aksine kucakta yatmayı çok severdi benim bebeğim. Evde onun tırmalamalarına ısırmalarına "az" mağruz kalan tek kişi bendim. Benden başkası yıkayamazdı onu. Deli gibi oynayabilen tek kişi de bendim onunla. Beni sahibi gibi görürdü sanırım. Gece yorganımın altına girip benimle yatardı.

Beni çok şaşırtan ve onun gerçekten çok özel bir kedi olduğuna tamamen inanmamı sağlayan bir özelliği de, evde yüksek sesli bir tartışma olsun hemen gelir miyavlayarak bacaklarımıza sürünerek gerekirse gelip öperek, yanağımı öyle bir yalaması vardı ki :(((((((::::::: susturmaya çalışan bizi...

Ama hep ilk geldiği kişi ben olurdum. Onun sayesinde tartışmalar uzamazdı. Nankör kediymiş, palavra bu. Bir keresinde çok hastaydı eve girmemiş henüz balkonda yattığı sıradaydı. Ev 1. katta olunca balkona atlaması da zor olmuyor tabii. Öyle hastaydi ki balkona bile atlayamıyordu. Zorla kutuya koyup balkona çıkartmıştım onu. Orada beslemeye başladım. İlk kedi mamasını da o zaman yemişti. O kımıldayamaz haline rağmen, ona mama veerirken zar zor yerinden kalkıp bir kere bacağıma sürtünüp geri yatmıştı. Bunun beni nasıl etkilediğini anlatamam.... Herkes ona bayılırdı, o huysuzluğuna rağmen. Veterinerinin en sevdiği kedisiydi zaten ismini de o koymuştu...

Şimdi o yok ve ben onsuzluğa nasıl alışacağımı bilmiyorum. Hala rüya gibi geliyor. sanki biri cimcikleyip de uyandıracak beni bu rüyadan gibi.. Ama değil malesef... Ben de tıpkı senin gibi biliyorum onunla bir gün bir yerde karşılaşacağız.

Benim sevgili bebeğim; hiç mırıldamayan, tartışmalara miyavlayarak müdahele etmeyi seven, hiçbir kediyle iyi olduğu görülmemiş, otur ve yat komutlarını öğrenen tek kedi olan ve nereye gidersem gideyim beni izleyen sevgili Kocaburnum, umarım gittiği yerde huzurludur :(((

<<Önceki / Sonraki>>