|
|
Kostak
ve Fıstık
Asu Maro'nun sahipleri Kostak ve Fıstık
Merhabalar, ben Kostak... Evin büyük kedisi olarak hikayeyi
anlatmak bana düşüyor diye düşünüyorum... Bir e-mailde resmimi
gören annem üç buçuk aylıkken alıp getirdi buraya, Artık koca
oğlan olmuştum gerçi ama gene de zor ayrıldım kedi anne-babamdan
ve kardeşim Tarçın'dan... Şimdi zaman zaman görüşüyoruz gerçi
ama pek sıcak davranmıyoruzbirbirimize... Unutmuşlar beni
anlaşılan... Neyse, yeni evime geldiğim ilk gün sabaha kadar
volta atıp miyavlamıştım, çok üzülmüştü yeni annem bu duruma...
Allahtan alışmam çok uzun sürmedi çok sevildiğim bu yeni eve...
Bana isim koymak için günlerce kitaplara, sözlüklere baktılar...
Sonunda annem şarkı söylerken "Kostak" kelimesi
hoşuuna gitti, bir de sözlüğe baktı ki "yakışıklı, çalımlı"
demekmiş... Eh, bana da yakıştı doğrusu...
Benim
en önemli özelliğim geveze olmam galiba, öyle söylüyorlar...
Sürekli söylenerek dolaşıyormuşum, koltuktan atlarken "cik"liyormuşum.
Gerşi daha sonra sahip olduğum kızımı tanıdıktan sonra geveze
kime denirmiş gördüler. Ben onun gibi aralıksız konuşmuyorum
hiç değilse... Sonra ikinci özelliğim de çok şefkatli ve kibar
oluşummuş... Evet, diğer kedilerle iyi anlaşıyorum, bu doğru...
Hatta benim kızım bir hafta yanımda kalmıştı bebekken... Zavallı
annesinden yeni ayrılmıştı, hep bana sokulmaya çalışıyordu,
bir gün bir de baktım karnıma girmiş meme emiyor! itecek halim
yoktu ya şaşkın şaşkın oturup yaladım ben de onu... Acaba
bunu yapan başka baba var mıdır? Hayır, hakkımızda söylentiler
çıkacak yani...
Neyse,
ben çocukluğuma döneyim... Çok oyuncu bir bebektim ben,gerçi
hala öyleyim.. Evin içinde ordan oraya uçmak, koltukların
sırtlarına atlamak baş eğlencem... Kabloları kemirmeyi bıraktım
ama... Buna ev ahalisi çok sevindi, çarpılacağım diye çok
korkuyorlardı... Neyse, ben bu evin yakışıklı, biricik prensiyken
bir gün birdenbire fare kılıklı bir kız gelmesin mi... Amanın,
tahtımız elden gider mi diye bir korktuk tabii... Ama yazık
o Mısır Çarşısı diye bir yerden alınmıştı... Annem geçerken
görmüş, pek zavallı görünüyormuş, dayanamayıp kurtarmış onu
o küçük kafesten... Pek ürkek, titrek bir şeydi, laf aramızda
hala da çekingendir biraz... Ben tabii dayanamadım, hemen
bağrıma bastım onu. Ben 6 aylıktım, o 2... Aslında geçici
olarak gelmişti, başka bir yere vereceklerdi... Ama biz birbirimizi
kısa sırede o kadar çok sevdik ki ayıramadılar bir daha...
Adını da "Fıstık" koydular, hem benimkiyle uyumlu
oldu, hem de sahiden fıstık gibi bir kız oldu o şimdi...
O
gün bugündür hep beraberiz... Bir iki gün mecburen ayrı kalırsak
çok üzülüyoruz, Fıstık yemek bile yemiyormuş ben olmayınca...
O annesini kardeşlerini hatırlamıyor, hayattaki ilk arkadaşı
benim... Ve tek arkadaşı da, çünkü benim kadar dost canlısı
değil... Arada eve misafir kediler geliyor, ben oynamak istiyorum,
ama bakıyorum ki Fıstık bozuluyor, ben de soğuk davranıyorum...
Hatta arada benim kızım Leyla geliyor da onunla bile ilgilenemiyorum.
Ama en azından Fıstık gibi tıslamıyorum... O da korkudan yapıyor
aslında, dedim ya ürkek diye... Ani bütün hareketlerden korkar,
ok gibi fırlayıp kaçar... Minikken yaşadıklarının etkisini
üstünden atamıyor sanırım, o benim gibi el bebek gül bebek
büyümemiş tabii...
Fıstık
hiç doğum yapmadı... Benim de bir sene önce beş yavrum olmuştu...
Annelerinin adı Maviş... işte sadece bir tanesini görüyorum
zaman zaman... şimdi Fıstık da ben de kısırız... Annem sokakta
bir sürü zavallı kedi varken dünyaya yeni torunlar getirmek
istemedi çünkü. özellikle ev arayan 2-3 yaşında Siyam kedilerini
görünce... Ya bizim de yavrularımız olsaydı ve alanlar böyle
büyüyünce vermek isteselerdi?
Ben
yakında iki yaşına basacağım, Fıstık bir buçuk henüz... Birlikte
çok iyi zaman geçiriyoruz. Gündüzleri bazen yalnız kalsak
da iki kişi olduğumuz için hiç sıkılmıyoruz. Ohoo altını üstüne
getiriyoruz evin...Sözde masa üstüne çıkmamızı yasaklıyor
baba... Hahayt, kendisi yokken nerelere çıktığımızı bilse...
Misafir pek sevmiyoruz, hele de kalabalık olursa, bir de çocuk
varsa aralarında hemen içeri atıyoruz kendimizi... Biz bütün
gün evde olduğumuza göre burası daha çok bizim sayılır, niye
bize de danışılmıyor ki misafir çağrılırken??
Benim
en sevdiğim oyun, koridorda top kovalamaca. Hele iki kişi
birer uçta durursa süper oluyor, onlar topu birbirlerine atıyorlar,
ben ortada sıçan gibi oluyorum ama olsun :) Bu oyunu Selen
abla icat etti! Ha bir de kedi otu çok seviyorum ben... Annem
yere bir serpiyor, allaaaah taklalar atıyorum üzerinde...
Hele bir kedi otlu topum var ki, onun sesini duyunca nerde
olsam koşar gelirim... Onlar da bu zaafımı biliyorlar, balkonun
kenarına çıktığımda filan kullanıyorlar, dayanamayıp giriyorum
içeri hemen... Fıstık hiç ilgilenmiyor bu oyunla nedense...
O daha çok bir şeyleri kemirmeyi seviyor. Özellikle annemin
angora eldivenlerini hafavaya atıp tutmaya bayılıyor. Laf
aramızda bazen cebinden bile çalıyor ya, hadi benden duymuş
olmayın...
Neyse,
genel olarak anlatınca gördüm ki aslında biz şanslı kedileriz...
Fazla şikayet etmemek lazım... Şimdilik anlatacaklarmz bu
kadar... Bütün arkadaşlara selamlar... Kostak ve Fıstık.
<<Önceki
/ Sonraki>>
|