Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)

Mars ve Venüs
Berna Biçen'in sahipleri Mars ve Venüs



Mars'ı gördüğüm gün bir çöp kutusunun içindeydi... Onu çöpün içinden alıp yere indirdim. Elimin içini bile dolduramayacak kadar minicikti... Sabahın erken saatinde işe gitmek için çıkmıştım evden ve oracıkta bizim sokakta onu öylece çöpte bırakıp gitmek zorunda kaldım. İşte ilk günümdü... Ve zaten gecikmiştim bile...

Gelir gelmez onu aramaya koyuldum... Tabi ki orada değildi artık... Hava da gitgide kararıyordu. Elime bir fener alıp onu çalı diplerinde aramaya başladım. Korkmuş olduklarında minik kedilerin her zaman yaptıkları gibi buralara saklandıklarını bildiğimden hiç de uzun bir süre geçmeden bir bahçe çalısı dibinde buluverdim onu. Hemen veterinere götürdük. Temizlendi, eve getirdik. Venüs'üyle buluştu ve gayet mutlu sıcak sevgi dolu bir ev hayatına korkulu gözlerle neredeyim diye bakarken kısa bir sürede güvende olduğunu hissetti... Kıpırdayan herşeye atlayarak (hala aynı!) kendinden 2 ay büyük olan Venüs'le oynamaya başladılar... Bir hafta sonra ev sakinlerinde ve Mars'ta mantar oluşmaya başladı.. Hemen veterinere götürdük. Hastanede 1 ay kaldı. Tedavi gördü. Onu ziyarete gittiğimde tanımadım bile. Tüyleri dökülmüş bi deri-bi kemik kalmıştı. Veteriner eğer onu o gün bulmasaydık mantarın cildinden iç organlarına atlayacağını ve onu kısa bir sürede kediler cennetine götüreceğinden bahsetti. O kadar mutlu olmuştum ki... Bir hayat kurtarmıştım. O ise bundan habersiz öylece yaşıyordu. Yaşamı ve ölümü bilmeden...

Daha sonra aylar geçti ve Mars mutlu, oldukça yaramaz, oldukça hareketli, muzur bir kedi oldu çıktı. Koridorda kuytu köşelere saklanıyor gelen geçenin bacağına atlıyordu... İnsanlarda korkup da çığlık atınca da o onlardan korkup kaçıyordu... Tezgahlara çıkıp ne varsa yiyordu, tavaların içinden yemekleri kaçırıyordu... 1 yaşına girdi derken 2'ye...... Sevgi ve oyunlarla geçen iki sene... Derken bir gün sokağa çıktı, dolaşmaya başladı, tabi onu kısırlaştırdık, etraftaki her minik yavru kedicik Mars gibi şanslı olmayabilirdi çünkü... Diğer kedilerden çok korkuyordu... Ama çok da merak ediyordu. Koklamak istiyordu sürekli onları... Sonra onlardan kaçıp ağaç tepelerine saklanıyordu. Ağaçlardan başkalarının balkonlarına atlıyordu, oradan evlerine girip etrafı kokluyordu! Apartmanların damlarına çıkıp, ordan aşağıya inemeyip aşağı bize miyavlıyordu sürekli (hatta hala!)....

Derken birgün eve geldi kuyruğu sürekli olarak yerdeydi aynen bir tilki kuyruğu gibi ucu hep yere değiyordu. Ne olduğunu hala bilemiyoruz. Ya ezildi araba altında ya da bir kapıya sıkıştı. Kuyruğu kesildi. Yoksa kangren olabilirdi. Şimdi kuyruksuz damdaki kedi şeklinde hayatın bütün kedi eğlencelerine son hızla devam ediyor. Hiç bir değişme yok 25 cm. dışında...

Şu anda Mars 4 yaşında kuyruksuz 2 seneder baya mutlu yaşıyor... ailede oldukça güçlü bir yere ve otoriteye sahip... ne isterse ona veriliyor, nerde isterse orada yatabiliy, saat kaçta isterse o zaman eve gelebiliyor hatta hiç gelmeyebiliyor...

Hayatımıza girdiğin, benim ve ailemin hayatını değiştirdiğin, bir aile ferdimiz olduğun ve bana bunca yıldan sonra bir kardeş olarak geldiğin için sana sonsuz teşekkürler Mars!

<<Önceki / Sonraki>>