|
Şiva
Saynur Kaya'nın kızı Şiva
1999 - 4 Nisan 2003

ŞİVAM
3.5
yaşında çok güzel bir tekir. Sessiz, miyavlamayı bile bilmeyen,
bir yaşındayken 6. kattan aşağı inerek ana caddede sabah turu
atıp sonra 6. kata çıkan (Bu olayı nasıl gerçekleştirdiğini
hiç bilemedik :) ), arkadaşı-sevgilisi Patlak ile uyum içinde
yaşayan, hiç sağlık sorunu olmayan, kuşları seyretmeyi ve
onlara miyavlamayı seven, balkonun köşesine giderek sağ ayagını
ayağa kaldırarak duran, banyo yaparken beni seyreden cok sevdiğim
kedim Şiva
Ne yazık ki 4 Nisan 2003'te (Uzun ve eziyetli tedavi süreci
sonunda), serum bağlanması için götürdüğüm veterinerin pis
odasında öldü.
Şiva çok sağlıklı bir kediydi.
3.5 sene veterineri aşılarını yaptı, kızgınlığı önlemek için
doğum kontrol hapları kullandı.
Ancak hamile kaldı.
Karnının şişliğini ve meme uçlarının belirginleştigini farkedince
veterinerine götürdüm. Hamile oldugu söylendi.
Bu kontrolden yaklaşık 15 gün sonra vaginasından kahverengi
bir akıntı geldiğini farkedince doktoru aradım. Düşük olabilir
takip edelim dedi. Kontrol bile etme gereği duymadı.
Bu akıntı bir kaç gün sürdü. Daha sonra bir gece ıkınmaya
başladığını ve vaginasından kuyruk gibi birşeyin çıktığını
görünce hemen apartopar doktora götürdüm. Ölümünden 25 gün
önce...
Sabah
8'de ameliyat oldu. Bana denilen, “Bir büyük yavru ölü ve
de kokmaya başlamış, bir de fetus halinde gelişmemiş bir başka
yavru” varmış.
Kısırlaştırıldı. Ameliyatta 2 kiloluk kedime 6 kiloluk kedi
anestezisi verdiğini söyledi doktor. Çünkü rahat durmamış
:( Ameliyat sonrası antibiyotik olarak Alfoxil şurup verdim,
doktor tavsiyesiyle.
Daha sonra dikişleri sık sık açıldı. Her seferinde yeniden
dikildi. Kas gevşetici verdiğini söyledi doktor. Pis bir ortamda,
eldivensiz, hatta bir seferinde yerde gençlik hastalığından
ölmek üzere olan bir köpeğin yanında dikti kedimi.
İlk
zamanlar cok iyiydi. Su içiyor refleksleri normalleşiyordu.
Son dikişten sonra (ki en az 4 kere dikildi) 3 gün peş peşe
antibiyotik iğnesi vuruldu ve Rifomicin 250 mg ile yara pansumanlandı.
Ve ne olduysa sonra oldu sanki. Su içmez oldu, zaten katı
yemek yiyememişti bu süreçte. Kusmaları başladı. Ilk zamanlar
az, yeşil renkte kokusuz. Sonra daha yoğunlaştı. Doktor hepsinden
haberdardı. Ölmeden önceki gün serum baglandı. Öldüğü gun
ise kahverengi kustu, sanki ciğerleri patlamıştı.
Sessiz
kedim sessizce gitti. Ona acı verdiğim için bana kırgındı
sanırım; çünkü son gunlerinde yanına yaklaşmamı hiç istemedi
ve bana halen unutamadığım bakışlarla baktı.
Hikayesi
böyle.
Veterineri lanetle anacağım.
Tıp etiği gereği kendini yetersiz hissettiği durumlarda doktorlar,
başkasına yönlendirme yapmak zorundadırlar. Bunu bile yapma
yürekliligini gösteremedi.
Ne yazık ki kendimi sorumlu hissediyorum. Ona bu acıları yaşattığım
için. Oysa 3.5 sene benim için birçok şeyin önünde gelirdi.
Ve onu bu doktora götürerek ölümüne neden olduğum için kendime
de kzıyorum.
Üzgünüm.
Bir psikolog olarak kendimi onaramadığım anlar bu anlar.
Veterinerinizi iyi seçin lutfen.
<<Önceki
/ Sonraki>>
|