|
|
Sultan
Sema Demirdağ'ın sahibi Sultan
Veteriner bir arkadaşımızın aracılığı ile,yaşlı bir bayanın
hamile olan kedisinin doğacak yavrularına aileler aradığını
duyduk. Bir kedi sahiplenmeyi uzun süredir düşündüğümüz için,
yavrulardan birini seve seve alabileceğimizi bildirdik. Ancak
onu doğar doğmaz annesinden ayırmak istemedim. Bir süre annesiyle
kalması gerekiyordu çünkü.. Derken, yavrular dünyaya geldi.
Oturduğum bölgeye oldukça uzak oldukları için onları görebilme
şansım yoktu. Mecburen arkadaşımızın onu alıp bana getireceği
günü beklemeye başladım. Yavruların sahibi olan bayan rahatsızlığından
dolayı onlara bakamayacağı için, eğer gönüllü aileler bulamazsa
yavruları hayvan barınaklarına bırakmak zorunda olduğunu belirtmişti.
Bu sebeple de birtanesinin bile olsa hayatı değişeceği için
seviniyordum.
Zaman
geçtikçe sabırsızlanıyordum. O`na kavuşmama az bir zaman kalmıştı
ki Veteriner arkadaşla irtibatımız kesildi, bir türlü ulaşamıyorduk
ona. Kediyi bize getirecek olan kendisi olduğu içinde, elimizde
ne bir adres, ne de telefon vardı. Elimiz kolumuz bağlandı,
ve böyle günler haftalar geçti. Artık iyice kırılmıştı ümidim.
Oysa nasılda hazırlamıştım kendimi. İşte ben böyle umudumu
kesmiş; bir akşam eşimin işten dönmesini beklerken, kapı açıldı.
Ama içeri giren yok!
Ürperdim önce, sonra bir gölge belirdi kapıda. Önce kafasını
uzattı, içeriye şöyle bir baktı, sonra tedirgin adımlarla
içeri girdi.
Aman Tanrım! İşte kedicim geldi...
Çıldırdım sevinçten onu karşımda görünce. Meğer eşim bana
sürpriz yapmış, büyük uğraşlar sonunda bulmuştu onu. O ilk
günü asla unutamam. İceri girdikten sonra yarım saat kadar
yanımıza hiç yaklaşmadan sadece evi dolaştı. Ama o kasılarak,
kendinden emin yürüyüşü görmeliydiniz. "Ben buraların
sahibiyim" diyordu sanki. 2 aylık olmasına rağmen oldukça
ufak, sevimli bir dişi.. O kibirli hali o kadar hoşumuza gitti
ki ona ancak "Sultan" ismi yakışır diye düşündük.
Ve şimdi benim Sultanım 8 aylık. Oldukça büyüdü, ama ona sorarsanız
hala bebek. Çok hareketli, çok az uyuyor ve sürekli oynamak
istiyor. Ama asla yalnız değil, her zaman ona eşlik etmek
zorundayım. İlgilenmezsem şayet ortalığı ayağa kaldırana dek
miyavlıyor. Hayatımın bir parçası oldu. Sanki her dediğimi
anlıyor, tıpkı bir çocuk gibi sürekli peşimde dolaşıyor.Onu
birkaç saatliğine yalnız bırakıp eve geri döndüğümde, kendini
kucağıma atarak deli gibi nasıl sevindiğini görmelisiniz.
Ya her sabah yatağımıza gelip, yüzümüzü yalayarak bizi uyandırmasına
ne demeli.
Bir gün açık kalan pencereden kaçıp gittiğinde, ona ne kadar
bağlanmış olduğumu, onu ne çok sevdiğimi anlamıştım. Ve yarım
saat sonra miyavlayarak geri döndüğünde ise onun da beni sevdiğini......
 
<<Önceki
/ Sonraki>>
|