Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)

Sultan
Sema Demirdağ'ın sahibi Sultan




Veteriner bir arkadaşımızın aracılığı ile,yaşlı bir bayanın hamile olan kedisinin doğacak yavrularına aileler aradığını duyduk. Bir kedi sahiplenmeyi uzun süredir düşündüğümüz için, yavrulardan birini seve seve alabileceğimizi bildirdik. Ancak onu doğar doğmaz annesinden ayırmak istemedim. Bir süre annesiyle kalması gerekiyordu çünkü.. Derken, yavrular dünyaya geldi. Oturduğum bölgeye oldukça uzak oldukları için onları görebilme şansım yoktu. Mecburen arkadaşımızın onu alıp bana getireceği günü beklemeye başladım. Yavruların sahibi olan bayan rahatsızlığından dolayı onlara bakamayacağı için, eğer gönüllü aileler bulamazsa yavruları hayvan barınaklarına bırakmak zorunda olduğunu belirtmişti. Bu sebeple de birtanesinin bile olsa hayatı değişeceği için seviniyordum.

Zaman geçtikçe sabırsızlanıyordum. O`na kavuşmama az bir zaman kalmıştı ki Veteriner arkadaşla irtibatımız kesildi, bir türlü ulaşamıyorduk ona. Kediyi bize getirecek olan kendisi olduğu içinde, elimizde ne bir adres, ne de telefon vardı. Elimiz kolumuz bağlandı, ve böyle günler haftalar geçti. Artık iyice kırılmıştı ümidim. Oysa nasılda hazırlamıştım kendimi. İşte ben böyle umudumu kesmiş; bir akşam eşimin işten dönmesini beklerken, kapı açıldı. Ama içeri giren yok!
Ürperdim önce, sonra bir gölge belirdi kapıda. Önce kafasını uzattı, içeriye şöyle bir baktı, sonra tedirgin adımlarla içeri girdi.

Aman Tanrım! İşte kedicim geldi...
Çıldırdım sevinçten onu karşımda görünce. Meğer eşim bana sürpriz yapmış, büyük uğraşlar sonunda bulmuştu onu. O ilk günü asla unutamam. İceri girdikten sonra yarım saat kadar yanımıza hiç yaklaşmadan sadece evi dolaştı. Ama o kasılarak, kendinden emin yürüyüşü görmeliydiniz. "Ben buraların sahibiyim" diyordu sanki. 2 aylık olmasına rağmen oldukça ufak, sevimli bir dişi.. O kibirli hali o kadar hoşumuza gitti ki ona ancak "Sultan" ismi yakışır diye düşündük.
Ve şimdi benim Sultanım 8 aylık. Oldukça büyüdü, ama ona sorarsanız hala bebek. Çok hareketli, çok az uyuyor ve sürekli oynamak istiyor. Ama asla yalnız değil, her zaman ona eşlik etmek zorundayım. İlgilenmezsem şayet ortalığı ayağa kaldırana dek miyavlıyor. Hayatımın bir parçası oldu. Sanki her dediğimi anlıyor, tıpkı bir çocuk gibi sürekli peşimde dolaşıyor.Onu birkaç saatliğine yalnız bırakıp eve geri döndüğümde, kendini kucağıma atarak deli gibi nasıl sevindiğini görmelisiniz. Ya her sabah yatağımıza gelip, yüzümüzü yalayarak bizi uyandırmasına ne demeli.
Bir gün açık kalan pencereden kaçıp gittiğinde, ona ne kadar bağlanmış olduğumu, onu ne çok sevdiğimi anlamıştım. Ve yarım saat sonra miyavlayarak geri döndüğünde ise onun da beni sevdiğini......

<<Önceki / Sonraki>>