|
|
|
|
Tıkır'ın
Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta
|
Ya
Buch Bana Kızıp,
Tepeme Bomba Bırakırsa
Mıııırhaba
!...
Amma acıkmışım !... Anne kahvaltı sofrasını hazırlarken, Babba
da gazetelerine göz atıyor... Acaba bana ne zaman sıra gelecek
?...
Geçen gün sabırsız davranıp, miyavlayarak bir hatırlatayım
dedim de, dediğime diyeceğime pişman oldum !... Anne "-Bu
evin içinde biz de yaşıyoruz kızım !..." diye terslemez mi
?... Çok üzüldüm !... Hatta hakkım olmayarak daha da ileri
gittim, tabağıma konan mammayı uzun süre yemiyerek tepkimi
göstermeye çalıştım !... Ama sonra düşündüm de haksız olduğumun
farkına vardım !... Bana en iyi mammaları alıyorlar... Yataklarında
yatmama izin veriyorlar... Hatta üzerimi bile örtmeyi ihmal
etmiyorlar !... Bana yemek masalarında bile yer veriyorlar
!.. Ya tuvalette bulunan kum kutumu devamlı değiştiren Anneme
ne demeli ?... Yok yok !... Onlara borcumu ne yapsam ödeyemem...
Onlar benim büyüklerim... Ben se daha 1 yaşına bile girmemiş
bir kediciğim !...
Çok şükür Anne ve Babba masaya oturdular... Anne tabağıma
en sevdiğim mammaları koyunca hemen yemeğe koyuldum !... Bu
arada her zaman olduğu gibi kulaklarımın yönünü radar gibi
onlara çoktan çevirmiş dinliyorum !...
Anne Babbaya "-Kızımızın ayakları dolaşırken üşüyor olabilir,
geçenlerde kediler için vitrinde patik gördüm... çok şirindi...
Bayram hediyesi olarak kızımıza alalım mı ?..." deyince Babbam
yarı şaka, yarı ciddi, "- 2 ön ayağına... 2 de arka ayaklarına...
tam 4 patik demek ?" demez mi ?... Anne kaşlarını çatarak,
Babbanın çay bardağını yeniden doldururken pişkin ve muzip
sırıtarak patik meselesine noktayı koyuverdi !... "-Şükret
ki sadece bir kedimiz var !... Ya bir de kırkayak besleseydik
ne olurdu ?..” Babba elini cebine atarken yüzünü bir görmeliydiniz
!...
Bu savaş konusunda zaten Babbam burnundan soluyor, bazen şaka
bile kaldıracak durumda olmuyor… Devamlı savaş ve Amerika
alehtarı makaleler yazıyor… Yazmakla kalmıyor, bir de Amerika’ya,
Beyaz Saray’a, Başkanları Buch’un e-mail’ine de aynı yazıları
geçiyor… Geçenler de pencere önündeki yastığımda tatlı tatlı
rüyalar görürken ve çizgi filmde seyrettiğim muzip fareleri
kovalarken, beni dürtüp, senin yazını da Buch’a mailledim
deyince az daha yere yuvarlanıyordum… Adı geçen yazımı (Savaşa
ve barışa dair) geçen hafta okuduysanız, hemen hatırlarsınız,
o yazımda Babama yerden göğe kadar hak verdiğimi belirtmiş
ve savaş denen o hain ve insanlık dışı olayı kınamış ve “Mııırhaba
Barış” diye noktalamıştım…
Şimdi istermisiniz Başkan Buch bana kızmış olsun, 0 binlerce
bombadan birini tepeme bırakıversin ?... Mırrrrr !.. Düşünürken
bile tüylerim diken diken oluyor, kirpi denen o iğneli dosttan
farkım kalmıyor !...
Allahtan, Babbamın bana aldığı yılbaşı hediyesi nazar boncuklu
kolyeyi boynumda taşıyorum !... Annemin dediğine bakılırsa
o beni nazardan ve her türlü beladan koruyormuş !.. Ama Buch’a
karşı gücü yeter mi bilmiyorum ?...
Babba ve Anne de Buch’tan ne kadar korktuğumu anlamış olacaklar
ki, yaramazlık yapmaya daha teşebbüs ederken bile hemen anlayıp,
“Bak, sonra seni Buch’a veririz !...” diyorlar !... Zaten
gazetelerdeki fotoğraflarını bana göstermeleri yetiyor !...
Hemen yatağın altına siniyorum !.. Ufacık yüreğim var… Tecrübesizliğim
de cabası !... Bir haftadır gök gürültüsüyle bomba gürültüsünü
karıştırdığım için dakika başı yüreğim ağzıma geliyor !...
İşte gene şimşek çaktı… Öffff !... O ne gök gürlemesi öyle
?... Kusura bakmayın, ben gene kafama bir şey düşmeden yatağın
altına yani sığınağıma gideyim !... Haftaya inşallah daha
iç açıcı bir yazı yazarım da birlikte keyifleniriz !.. Ha
bu arada hepinizin mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyor, Barış
dolu sıhhatli günler diliyorum !... Allah masum Irak halkının,
başlarındaki beladan haberleri olmayan masum hayvan dostlarımın,
ve o güzelim canlı bitki örtüsünün yanında olsun !...
Başka bir şey yazmak gelmiyor bugün içimden…Beni affedin !...
Sayfa başı
|