Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Tıkır'ın Arşivi

Tıkır'ın
diğer yazıları







Tıkır'ın Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta

Gülmek ve Ağlamak

Kedi oluşumdan, tüylü, kuyruklu ve dört ayaklı yaradılışımdan çok memnunum... Mağrur ve uykucu oluşum, ilgi odağı olmak için yaptığım sevimli şımarıklıklar...
Evet !... Hepsinden memnunum...
Amaaaaa... Niye yalan söyliyeyim, insanlardaki iki özelliğe inanılmaz derecede hayranım !..
Gülmek ve ağlamak !...
Birbirlerine en uzak iki uç duygunun dışa doğal dönüşümü...
Kahkahalarla gülmek !...
Hıçkıra hıçkıra ağlamak !...
Tabii ki en güzeli hep gülebilmek...Güleryüzlü olabilmek ve bu güzelliğini olabildiğince sürdürebilmek !...
Biliyorum... Bunun için sadece sevgi yetmiyor !... Sevginin yönlendiği noktalardan geri yansıması da gerekiyor... Üstüne üstlük hayatımızda ve günlük yaşantımızda karşılaşılan ve anlatılan onca komik malzeme varken bile gülebilmek bir meleke olsa gerek !...
Ama üzülerek şunu ifade edeyim ki, tüm mesele huzurlu ve kendinle barışık olmakta saklı !...
Yani gülmeye giden yolların hemen hemen hepsi huzurdan başlıyor veya geçiyor !...
Şimdi diyeceksiniz ki, gel de bu ülkede huzur ara !...
Ne diyeyim ?.. Yerden göğe kadar haklısınız !...
Geçen gün, akşamüstü serinliğinde, Babba beni dışarı gezmeğe çıkardı... Pazar yerinde esnaf çekilmiş, ardında koca çöp yığınları kalmıştı... Ve... bir çok kadın, o çöp yığınlarının içerisinde daha az çürümüş sebze ve meyve artıklarını seçip, toplamaya çalışıyordu...
İçim burkuldu !... Oysa her gece ismi özenti olarak yabancı kelimelerden özenle (!) seçilmiş bir çok gece kulübünde binleri bulan sözde sosyete ve özentisi hatunlar ve hovarda (!) beyler şampanyalar patlatmakta, büyük marifetmiş gibi milyarları su gibi harcayarak, kendilerinden geçmiş tepinerek (!) vasıfsız ve kalitsiz onlarca müzik parçasının çıldırtıcı (!) ritmiyle ve de büyük bir gürültü patırdı kirliliğinde sözde eğlenmekteler !...
Bu insanlar sabaha karşı yatıp, ikindi vakti kalkıp, kolay, belki de haksız kazandıkları (?) paranın şımarıklığında iğrenç bir tüketici grubunu oluşturullarken, 70 yaşındaki Fatma nine, kapı kapı dolaşıp topladığı eski gazeteleri satmakta, sadece ve sadece ekmekle onurlu bir biçimde karnını doyurmaya çalışmakta !...
Üstelik, Fatma nine rahatsız !... Doktora gözükememekte... Eczaneye uğrayıp, gerekli ilaçlarını alamamakta... Devlet ise, insani bir hak olan bir tedaviyi ona çok görmekte !...
Adı Aysel...
Henüz 24 yaşında !...
İçkici kocası bir akşam vurmuş kapıyı, sırra kadem basmış !...
2 küçük çocuğuna bakabilmek için bir butiğe sığınmış !...
Ama gaddar patronunun tacizine uğramış, üstelik parasını bile alamamış !...
Ev sahibi kapıya dayanmış... Üç gün mühlet vermiş... "Ya kiranı verirsin, ya boşaltırsın !..." diye sıkı bir gözdağı vermiş !...
Ağlıyor !...
Ağlamasın da ne yapsın ?...
Ya toplum, tek çıkış olarak, onu yarın kötü bir yolla başbaşa bırakırsa vicdanlar hiç mi sızlamayacak ?...
Ve... Bugün...
Babba kapanmış odasına, ağlıyor !...
Arka arkaya çok sevdiği iki büyüğünü kaybetmenin derin üzüntüsünü kaldıramamış, belli !...
Ne de olsa gönül ve duygu adamı !...
Özgür bırakmış yüreğini...
İnsanı insan kılan bir şeyi yapıyor... Ağlıyor !...
Ve kahretsin !... Benim elimden bir şey gelmiyor !...
Kucağına atlıyor, başımı göğsüne sürtüyorum !...
Okşamaya çalışıyor beni !...
Canım ne mamma yemek, ne de su içmek istiyor bugün !...
Bugün sadece ağlamak istiyorum !...
Bugün ilk kez insan olmak istiyorum !...
Bir günlüğüne... bir saatliğine...
Ve... doyasıya ağlamak !...
Bir becerebilsem ?...
Ah bir becerebilsem ?...

Sayfa başı