Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Tıkır'ın Arşivi

Tıkır'ın
diğer yazıları

























Tıkır'ın Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta

Bugün Hıdrellez

Bugün 6 mayıs !...

Sımsıcak, güneşli bir hava …

Balkona çıktım, şöyle bir yayılıverdim…

Nedense bugün bir başka coşku var içimde…

Artık yaz geldi sayılır diye mi ?...

Yoksa plaj voleybolunun vakti yaklaşıyor, orada ablalarımı göreceğimden mi ?...

Yoksa yoksa, “Maskot” olarak broşürlerde ve posterlerde yer alacağımdan mı ne ?...

Ama bildiğimi zannettiğim bir şey varsa bugün “HIDRELLEZ” !...

İsmine bakıp, bilmeyenler “Hıdır’ı kim ellemez” gibi garip yorumlar yapmasınlar sakın !...

Anne ve Baba aralarında konuşurlarken duydum…

Bugün, baharın sonu, yazın başlangıcı olarak tanımlanıyormuş !...

Efsaneye göre, karaların koruyucusu HIDIR ile denizlerin koruyucusu İLYAS Peygamberler, bir gün bir gül ağacının altında buluşmuşlar, ve böylelikle yaz başlangıcı olmuş !...

İnanışlara göre, geceden dilekte bulunanlar, dileklerine erişirlermiş !...

Gelinlik kızlar, evde kalmış kız kuruları kocaya…Fakirler paraya…Hastalar şifaya…Evsizler yuvaya kavuşurlarmış !... Yeter ki akşamdan gizlice bahçeye inilsin, ve bir gül ağacının altında dilekte bulunulsun !...

Ev mi istiyorsun ?... Birkaç taş ile bir ev maketi yapacaksın !...

Para mı istiyorsun ?... Kolayı var !.. Birkaç madeni parayı ağacın köküne koyacak veya gömeceksin !...

Sıhhat mi istiyorsun ?... Ondan kolay ne var ?... Gül yapraklarına nefesinle kuvvetlice üfleyeceksin !...

Yoksa koca mı istiyorsun ?... Basit !... Bir oyuncak bebeği gül ağacının altına usulca bırakıvereceksin !...

İşin ilginç tarafı, inanışa göre bu dilekler daha ziyade hanımlar için geçerliymiş !...

Anacım, beni şimdi bir şüphecilik aldı ki sormayın !...

Demek ki bebekleri leylekler getirmiyor ?...

Şu devleti hortumlayıp ta ceza görecekleri yerde ultra lüks yaşantılarına devam edenler, her halde zamanında ülkede dibine para gömmedikleri gül ağacı bırakmamışlar ?...

Ev sahibi olmak ta meğer ne basit şeymiş öyle ?...Aklımı kurcalayan tarafı da, her halde mütehitlerin kafaları çalışmıyor ya da “HIDRELLEZ”i bilmiyorlar, harıl harıl inşaat yapıyorlar ?... Veyahut ta gül ağacının altına apartman bırakmaya üşeniyorlar !...

Peki ya ben ?... Akıl ve zeka istesem ?...

Onunla birlikte, onurlu bir yaşam ?... içten sevgiler ?... şevkatli okşanmalar ?...

Ve de dünyamız için barış, kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma ?...

Maalesef bunun cevabını bulamadım !... Bulamadığım için ne kadar üzüldüm bilemezsiniz ? Benim gibi düşünenlerin sayısının bu “Dilek günü”nde çok az oluşu ne acı ve düşündürücü?...

Ve… Bir kez daha anladım ki her şey maddiyat ve menfaat üzerine kurulmuş !...

Çok küçük bir kedicik olmama rağmen, artık iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı, güzelle çirkini, çok şükür ayırt edebiliyorum !...

Baba beni dışarı çıkardığında, bazı ablalar, ağabeyler, teyzeler, amcalar beni içten sevip, okşarlarken, diğerleri sırf şirin görünüp, yağcılık yapmaktalar… İtici bakışlarını, soğuk ve suni sahte gülücüklerin altında akıllarınca sakladıklarını zannetmekteler !...

“-Hasan bey !... Çok akıllı bir kediniz var maşallah !... Ne şirin şey şeysin sen bakiiiiim ?...” demiyorar mı ?...

İşte o zaman dayanamıyor tıslıyorum … Üzerlerine atlamak, dişimi nazik bir yerlerine geçirmek istiyorum !...

Anneye misafir gelen komşular ve akrabaları arasında kara kuru, çirkinliklerine bakmayıp ta,

“-Şu hayvanı çıkar dışarı, kilitle bir yere, ayaklarımıza değmesin !...” diyenler mi ararsınız ?...

“-Ay Gülbin’ciğim !... Kedin bir harika !... Valla şekerim hiç böyle şirinini görmedik !...” derlerken vücudunun her tarafı ayrı oynayan cadalozları mı ararsınız ?...

Çıldırıyorum !... Üzerlerine atlayıp, o silikon kopyası memelerini tırmıklayarak patlatmak, “İmdat” isteyen daracık zavallı taytlarının içinde mi, dışında mı belli olmayan koca popolarını dişleyesim geliyor, kendimi zor tutuyorum !... Hatta içlerinde bir karafatma

var ki… valla gece karanlıkta görsem kendimi açık pencereden 2 kat aşağıya tereddüt etmeden atarım !...

Biliyorum böyle düşünmemi ve davranmak istememi, düşünce seviyesinde bile olsa yadırgıyorsunuzdur ?... Ama ne yapayım ki elimde değil !... İnsanlar beni tabii ki sevmek hatta okşamak zorunda değil !... Buna Babamdan aldığım terbiye gereği makul karşılar, saygı duyarım !... Ama o yalanlara, yapmacık hareketlere ve mimiklere, sahte sözlere ne yazık ki dayanamıyorum !...

Bakın nereden nerelere dolaştı geldi sözlerim !...

HIDRALLEZ’den bahsediyordum !... (Anlatırken bile ne strese girmişim ki ne anlattığımı az daha unutuveriyordum !...)

Şu Hıdrellez’in gizliliğine de pek aklım ermedi doğrusu !...

Ayol millet niye gecenin karanlığında ve gizlice paralar gömüyor, bebekler bırakıyor, taşlarla ev maketleri yapıyor ?... ve niye gizlice ?...

Birbirlerinden mi korkuyorlar ?... Yoksa bunları Allah’tan istemek ve dilemek suç mu ?... Ayıp mı ?... Günah mı ?...

Yeter ki çalışarak, alın teri dökerek ve emek vererek, yani hak ederek bir yaşam sürdürüyor olsunlar !...

Belki içinizde benim gece ne yaptığımı merak edenleriniz olabilir !... Ben gece, misafir odasında bulunan saksıdaki gül fidanının dibinde patilerimle iyice derin bir çukur açtım !... İçine mamma tabağımdan kuru mammalar taşıyarak doldurdum ve üzerini güzelce, kimsenin şüphesini çekmeyecek bir şekilde örttüm !... Yani örttüğümü zannettim !... Anacım meğerse toprakların yarısı halının üzerine dökmüşüm !... Tabii yakayı gün ışığında ele verdim !... Anne bana söylenerek halıyı temizledi… Bir iki bağırdı durdu !... Üzüldüm tabii !...

Ama bir yıllık mamma stokumu da garanti altına aldım !...

Ne haber ?...

Sayfa başı