|
|
|
|
Tıkır'ın
Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta
|
Kafayı
23 Nisan'a Takınca
Anacım, günden güne dilim biraz
daha mı uzuyor, yoksa bu yaşamı tanıdıkça git gide depresyona
mı giriyorum, daha anlamış, çözmüş değilim !...
Kendi kendime mırlaya, mırıldaya halıları,
koltukları kemiriyor, tırmıklayıp duruyorum…
Sonrada faturasını Anne ve Babba’dan
zılgıt yiyerek feci şekilde ödüyorum !... Onların kızmaları
ve yüzlerini asmaları öylesine içime işliyor dokunuyor ki
bu sefer sudan mammadan kesiliyor, tekrar beni affedip, sevip
okşayana kadar bir köşeye çekilip, kıvrılıyor yani kamufle
olarak, halının rengine bürünüyorum…
İşte bugün gene öyle oldu !... Babba
beni karşısına alıp, “-Bak kızım !.. Sen bizim akıllı, zeki
biricik kedimizsin !... Miyavlamıyor, sanki bizimle konuşuyorsun
!... Üzülme, hemen hemen her dediğini anlıyoruz !...” diye
okşayıp, sevince içim eriyiverdi… Onu içten yalayarak, ne
kadar sevdiğimi bir kez daha anlatmaya çalıştım !... Annemi
de çok seviyorum… Daha yeni ameliyat olmuş haliyle bana en
sevdiğim mammaları yapıyor… devamlı tuvalet kumumu temizliyor,
yeniliyor… Doğru söylemek gerekirse şu piliç ve balık etine
bayılıyorum !... Haa… bir de fıstıklı macar salamına !...
Sakın bana şımarık kedi gözüyle bakmayın, çok üzülürüm !...
Daha bir yaşımda olmama rağmen hayatın sadece yemek yemek
olmadığını öğrendim !... Biz evcil hayvanlar da, tıpkı çocuklar
gibi, çevremizden, özellikle ailemizden ne görürsek onu kapıyoruz
!... Bu birazcık ta şans meselesi !... İyiler her zaman burnumuzun
ucunda ve yakınımızda değil !...
Unutulmamalı ki insanlar gibi bizlerin
de sevinçli,coşkulu ve de kederli stresli anları vardır..
Ama ne yazık ki genelde aramızda olan lisan farkı, derdimizi
çözene ve bizleri anlayana kadar en fazla bizleri zor ve garip
halde bırakmakta !...
Keşke insanlar, birbirleriyle didişeceklerine,
savaşacaklarına, beyinlerini ve ceplerini savaşa ve onun olağanüstü
büyük sanayisine odaklayacaklarına, bunca teknik başarılarına
gerçek bir başarı daha ekleyerek bizim dilimizi onların diline
çevirebilir yararlı bir sözlük aleti yapabilselerdi !... Böylelikle
bizim de fikirlerimizi söyleme hakkımız doğar, tahmin edilemeyecek
bazı yeteneklerimizi ve sezilerimizi onlarla paylaşırdık !...
Dışarıda bir gürültü… bir patırdı !...
Üstelik çocuklar şaşkın !... velileri telaşlı !...
Ne o ?... Bugün 23 nisanmış !... Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı !...
Ayol Ulusal egemenliği anladık ta bu
nasıl çocuk bayramım böyle ?… Çocukların çoğu panik içerisinde...
Bir kısmı üşüyor, titriyor, içlerinde ağlayanlar bile var
!...
Devlet büyükleri bile aralarında bayram
kutlamayı, çocuklara kutlatmayı beceremiyorlar !...
Sakın yanlış anlamayın !... Baba televizyon
seyrederken içinden konuşurken duydum… Çok önemli bir bayram
bu bayram !... Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk dedenin Türk
çocuklarına ve onların şahsında tüm dünya çocuklarına bir
armağanı bu bayram !... Üstelik en büyük değeri ve ayrıcalığı
dünya ülkeleri arasında çocuklara armağan edilmiş tek bayram
!... Bununla sizler kadar, bir Türk kedisi olarak ben de onur
ve gurur duyuyorum !... Beni rahatsız ve tedirgin eden televizyon
kanallarında ve mahallemizde bu bayramın kutlanış biçimi !...
Zavallı çocuklar, kendi bayramlarında
eğleneceklerine, çeşitli amaçsız gösterilere zorlanarak strese
sokuluyorlar… İncecik giysilerle soğukta, yağmur altında günlerce
prova yapan, gösteri gününde de saatlerce müsamere heyecanında
itilip, kakılarak, hatta bağırılarak, beceriksizce bir hengamenin
içerisinde kendilerini bulan çocuklar, küçücük yürekleriyle
sanki bir kabus gün geçiriyorlar !... Ve o gün gelip, geçiyor,
büyüklerde de çocuklarda da stresi ve yorgunluğu miras kalıyor
!... Oysa madem ki çocuk bayramı, tüm çocukların oynaması,
eğlenmesi amaçlansa, büyükler koşturup, yorulsa da çocuklar
bundan yararlansa daha iyi ve amacına uygun bir bayram geçirilmiş
olmaz mı ?... Tersine başta ekabir olmak üzere büyükler, çocukları
maymun gibi kullanarak, amaçsız, en ufak bir yararı olmayan
gösteriler yaptırarak, sözde büyük işler yapmış gibilerinden
böbürlenerek kendilerini kandırmak yerine, Atatürk’ten miras
kalan bu güzel yurdu ve içinde barındığı dünyayı daha fazla
kirletmeden ve bozmadan, barış, kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma
ve paylaşma ilkeleri doğrultusunda, daha iyiye ve güzele yönlendirilmeleri
için çocuklara miras bıraksalar, Türk çocukları, dünya çocukları
hatta biz hayvanlar alemi için, doğa için en hayırlı, faydalı
ve onurlu işi yapmış olmazlar mı ?...
Biliyorum içinizde gene bana “-Boyundan
büyük, kuyruğundan daha uzun şeylere burnunu sokma !... Sen
ne anlarsın ukala kedi !...” diyebilirsiniz !... Hatta benzetmelerimden
içinizde üzerine pay alanlar da olabilir !...
Boyum kısa olabilir !... Ama bilin
ki sıçrayarak eriştiğim yer bazılarınızın erişemediği yükseklik
olabilir !... Burnum sizden daha hassastır ve tüm yanık ve
kötü kokuları alır !...
En az sizler kadar gururum vardır !...
Kuyruğumun uzunluğu ise Beşiktaş’lı edepsiz Naouma’yı oldukça
aşar !... tabii terbiyem de !...
Ama minicik yüreğimde daima insan sevgisini
ve dostluğunu çağlar boyu koruyan asil bir aileden gelmeyim
!...
İşte bunun için sizi seviyor, becerebildiğim
kadar kafama takılanları sizlerle, haddimi aşmadan paylaşmaya
çalışıyorum !...
N’olur doğruyu söyleyin bana !...
Kötü yapmıyor, sizi kızdırmıyor, üzmüyorum
değil mi ?...
Sayfa başı
|