Arkadaşına Öner
Favorilere Ekle
Açılış Sayfası Yap
>>Grup Sitemiz
>>Basında Sitemiz
Tekir'in Yeri
" T é k i r ' i n Y é r i "
"Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir..." (Bilge Karasu)
Yazarlar
Esi Taviloğlu / Keditör
Tıkır Epirden / Tıkır'ın Köşesi
A.Anıl Oğuz / Mırıltı

Tıkır'ın Arşivi

Tıkır'ın
diğer yazıları













Tıkır'ın Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta

Kafayı 23 Nisan'a Takınca

Anacım, günden güne dilim biraz daha mı uzuyor, yoksa bu yaşamı tanıdıkça git gide depresyona mı giriyorum, daha anlamış, çözmüş değilim !...

Kendi kendime mırlaya, mırıldaya halıları, koltukları kemiriyor, tırmıklayıp duruyorum…

Sonrada faturasını Anne ve Babba’dan zılgıt yiyerek feci şekilde ödüyorum !... Onların kızmaları ve yüzlerini asmaları öylesine içime işliyor dokunuyor ki bu sefer sudan mammadan kesiliyor, tekrar beni affedip, sevip okşayana kadar bir köşeye çekilip, kıvrılıyor yani kamufle olarak, halının rengine bürünüyorum…

İşte bugün gene öyle oldu !... Babba beni karşısına alıp, “-Bak kızım !.. Sen bizim akıllı, zeki biricik kedimizsin !... Miyavlamıyor, sanki bizimle konuşuyorsun !... Üzülme, hemen hemen her dediğini anlıyoruz !...” diye okşayıp, sevince içim eriyiverdi… Onu içten yalayarak, ne kadar sevdiğimi bir kez daha anlatmaya çalıştım !... Annemi de çok seviyorum… Daha yeni ameliyat olmuş haliyle bana en sevdiğim mammaları yapıyor… devamlı tuvalet kumumu temizliyor, yeniliyor… Doğru söylemek gerekirse şu piliç ve balık etine bayılıyorum !... Haa… bir de fıstıklı macar salamına !... Sakın bana şımarık kedi gözüyle bakmayın, çok üzülürüm !... Daha bir yaşımda olmama rağmen hayatın sadece yemek yemek olmadığını öğrendim !... Biz evcil hayvanlar da, tıpkı çocuklar gibi, çevremizden, özellikle ailemizden ne görürsek onu kapıyoruz !... Bu birazcık ta şans meselesi !... İyiler her zaman burnumuzun ucunda ve yakınımızda değil !...

Unutulmamalı ki insanlar gibi bizlerin de sevinçli,coşkulu ve de kederli stresli anları vardır.. Ama ne yazık ki genelde aramızda olan lisan farkı, derdimizi çözene ve bizleri anlayana kadar en fazla bizleri zor ve garip halde bırakmakta !...

Keşke insanlar, birbirleriyle didişeceklerine, savaşacaklarına, beyinlerini ve ceplerini savaşa ve onun olağanüstü büyük sanayisine odaklayacaklarına, bunca teknik başarılarına gerçek bir başarı daha ekleyerek bizim dilimizi onların diline çevirebilir yararlı bir sözlük aleti yapabilselerdi !... Böylelikle bizim de fikirlerimizi söyleme hakkımız doğar, tahmin edilemeyecek bazı yeteneklerimizi ve sezilerimizi onlarla paylaşırdık !...

Dışarıda bir gürültü… bir patırdı !... Üstelik çocuklar şaşkın !... velileri telaşlı !...

Ne o ?... Bugün 23 nisanmış !... Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı !...

Ayol Ulusal egemenliği anladık ta bu nasıl çocuk bayramım böyle ?… Çocukların çoğu panik içerisinde... Bir kısmı üşüyor, titriyor, içlerinde ağlayanlar bile var !...

Devlet büyükleri bile aralarında bayram kutlamayı, çocuklara kutlatmayı beceremiyorlar !...

Sakın yanlış anlamayın !... Baba televizyon seyrederken içinden konuşurken duydum… Çok önemli bir bayram bu bayram !... Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk dedenin Türk çocuklarına ve onların şahsında tüm dünya çocuklarına bir armağanı bu bayram !... Üstelik en büyük değeri ve ayrıcalığı dünya ülkeleri arasında çocuklara armağan edilmiş tek bayram !... Bununla sizler kadar, bir Türk kedisi olarak ben de onur ve gurur duyuyorum !... Beni rahatsız ve tedirgin eden televizyon kanallarında ve mahallemizde bu bayramın kutlanış biçimi !...

Zavallı çocuklar, kendi bayramlarında eğleneceklerine, çeşitli amaçsız gösterilere zorlanarak strese sokuluyorlar… İncecik giysilerle soğukta, yağmur altında günlerce prova yapan, gösteri gününde de saatlerce müsamere heyecanında itilip, kakılarak, hatta bağırılarak, beceriksizce bir hengamenin içerisinde kendilerini bulan çocuklar, küçücük yürekleriyle sanki bir kabus gün geçiriyorlar !... Ve o gün gelip, geçiyor, büyüklerde de çocuklarda da stresi ve yorgunluğu miras kalıyor !... Oysa madem ki çocuk bayramı, tüm çocukların oynaması, eğlenmesi amaçlansa, büyükler koşturup, yorulsa da çocuklar bundan yararlansa daha iyi ve amacına uygun bir bayram geçirilmiş olmaz mı ?... Tersine başta ekabir olmak üzere büyükler, çocukları maymun gibi kullanarak, amaçsız, en ufak bir yararı olmayan gösteriler yaptırarak, sözde büyük işler yapmış gibilerinden böbürlenerek kendilerini kandırmak yerine, Atatürk’ten miras kalan bu güzel yurdu ve içinde barındığı dünyayı daha fazla kirletmeden ve bozmadan, barış, kardeşlik, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma ilkeleri doğrultusunda, daha iyiye ve güzele yönlendirilmeleri için çocuklara miras bıraksalar, Türk çocukları, dünya çocukları hatta biz hayvanlar alemi için, doğa için en hayırlı, faydalı ve onurlu işi yapmış olmazlar mı ?...

Biliyorum içinizde gene bana “-Boyundan büyük, kuyruğundan daha uzun şeylere burnunu sokma !... Sen ne anlarsın ukala kedi !...” diyebilirsiniz !... Hatta benzetmelerimden içinizde üzerine pay alanlar da olabilir !...

Boyum kısa olabilir !... Ama bilin ki sıçrayarak eriştiğim yer bazılarınızın erişemediği yükseklik olabilir !... Burnum sizden daha hassastır ve tüm yanık ve kötü kokuları alır !...

En az sizler kadar gururum vardır !... Kuyruğumun uzunluğu ise Beşiktaş’lı edepsiz Naouma’yı oldukça aşar !... tabii terbiyem de !...

Ama minicik yüreğimde daima insan sevgisini ve dostluğunu çağlar boyu koruyan asil bir aileden gelmeyim !...

İşte bunun için sizi seviyor, becerebildiğim kadar kafama takılanları sizlerle, haddimi aşmadan paylaşmaya çalışıyorum !...

N’olur doğruyu söyleyin bana !...

Kötü yapmıyor, sizi kızdırmıyor, üzmüyorum değil mi ?...

Sayfa başı