|
|
Tıkır'ın
Köşesi
Tıkır Epirden
e-posta
|
Sevgi
Yürüyüşü
Dün gece babba beni kucağına aldı,
gıdığımı okşarken “-Keşke İstanbul’da olsaydık ta seninle
yürüyüşe katılsaydık” dedi… Her halde koca Antalya’da babbaya
yollar dar geldi dedim içimden, ve yüzüne uzun uzun ve endişeli
baktım !.. Baktım bakmasına da babba bu !... Edebiyat kurdu
!… Bazen bir konuyu öylesine alıyor, dolaştırıyor ve uzatıyor
ki, insanın ömrü kısalıyor, biz hayvanların merakından kızışma
aylarımız bile arada unutulup, kaynayıveriyor !... “Yaaaa…
şunu başından söylesen ya babbacık !...” diye tam içimden
söylerken yani birazcık ta mırmırlarken babba baklayı (o kadar
saatte fava olmuştur !...) ağzından çıkartıverdi !...
Meğerse bugün tüm güzel insanlar saat
10’da Şişli meydanında toplanacaklar, doğa ve biz hayvanlar
için Maçka parkına kadar yürüyeceklermiş !...
Düşünebiliyormusunuz ?... kardeş kedilerini,
köpeklerini, kuşlarını, atlarını, eşeklerini, ineklerini,
tavşanlarını, tavuklarını kapanlar, sevgi ve barış şarkıları
söyleyerek kol kola yürüyeceklermiş !...
Maddeciliği aşmış, daha uyumlu, anlaşan,
barış içinde bir dünya için, daha temiz hava ve su için, en
önemlisi doğada yaşayan hor görülen, değersiz insanlar tarafından
zerre kadar önem verilmeyen, hatta acımasızca katledilen hayvanlara
sahip çıkmak için, rant için katledilen ve katledilme tehlikesiyle
her an burun buruna gelen ve ne yazık ki ayakları olmayan,
kaçamayan, kendilerini koruyamayan zavallı güzelim milyonlarca
ağaç ve ayaklarında serili doğa halısı için yürüyecekler…
Benim gibi şanslı olmayan, hatta taşa,
sopaya, tekmeye maruz kalan hiçbir güvenceleri olmayan, kışın
ayazında sığınacak sıcak bir kuytu köşe bulamayan, acıktıklarında
ve susadıklarında sadece şansları yaver gittiği zamanlarda,
tesadüfen bir şeyler bulabilen, kimsesiz sokak kedileri ve
köpekleri için yürüyecekler…
“Keşke ben de onların yanında olabilseydim
ve ayakları dibinde yürüyebilseydim” diye iç çektim… O cici
insanların hayranlıkla kucaklarına tırmanır, tertemiz ak yüzlerini
bir bir yalardım !...
Babba “-Günümüz insanında doğa ve hayvan
sevgisi çok azaldı, herkes kendini sever, kendini düşünür
oldu… Saygı ise kalmadı !... Böyle insanlardan mümkün olduğu
kadar uzak duruyorum… Zira doğayı ve hayvanları sevmeyen bir
bireyin beni sevebileceğine ihtimal vermiyorum !..” diye ekledi…
Gel de hak verme !... Şu kısacık ömrümde
ne vahşi ve kaba insanlar gördüm !... Sahte gülücüklerinin
altında hainliklerini sakladıklarını zannediyorlar… Ama ben
bir kediyim… İçgüdüm onlardan çok daha fazla !... Bazen asabım
bozuluyor, yaklaştıklarında tıslıyorum !... Geçenlerde tısladığım
komşu “Kerpeten amca”ya babbam “Senden hoşlanmadı, dişçi koltuğuna
yakında oturacak adam bulamazsan Tıkır’ı hatırlarsın” deyiverince
adam bir bozuldu sormayın… Ben de geometrik bir şekil seçtim
kendime anında… dört köşe oldum !... Ancak içeriden anne seslenince
ve de mama tabağımın tıkırtısını duyunca (Şu “tıkır-tı lafı
da çok hoşuma gidiyor valla !...) şeklimi bozup, bir ok gibi
yerimden, yani babbanın kucağından fırladım…
Aşağıda, bahçede “Siyahbeyaz” bana
günlerdir kur yapıyor, aklınca beni tavlayacak !... Çapkın
şey !... Ancak şunu itiraf edeyim ki (Babba cim bomlu kızmasın)
“Siyahbeyaz” Beşiktaş şampiyon olduktan sonra mahallede ilgi
odağı… Bir kasılıyor ki sormayın !... Yürüyüşü bile değişti…
Kendini beğenmiş, n’olacak ?... Ancak balkona çıktığım zaman
(Görmemezlikten gelir gibi yapıyorum) patileri birbirine dolanıyor
!...
Şişşşt !... Aramızda kalsın !... Sakın
babba duymasın !... Ay ne bileyim işte utanırım sonra !...
Gerçi o hala Fatih hocayla Lucescu’yu
harcayan ve şampiyonluğu Beşiktaş’a hediye eden Galatasaray
yönetimine söylenmekle meşgul…
Ha !... Bu arada hemen belirteyim…
Centilmen babba, Beşiktaş’lıları ilk
kutlayanlar arasındaydı !...
Ve… tabii ki kucağında ben vardım !...
Bize de bu yakışır !...
Di mi ?...
Sayfa başı
|